Bilgi akışını sağlayan araçlara verilen addır. Bu akış, "bireyden çoğula" veya "çoğuldan bireye" yönüyle olan iletişime göre çeşirtlenirler. İletişimde duyuya yönelik algılama da söz konusudur. Algılama ve algılatma adına iletişimi sağlayacak, karşılıklı bilgi aktarımını sağlayacak araçlar, iletişim araçları ile sağlanmaktadır. Bunları şu şekilde gruplandırmak mümkündür:
1. Bilişsel iletişim araçları: Sanal ortamda, bilgi teknolojilerini kullanılarak gerçekleştirilen, bireysel veya toplu iletişim araçlarıdır. Örneğin e-postalar, formlar, chat'ler, messenger'lar,web kamera'lar, bloglar, vb.
2. Görsel-İşitsel iletişim araçları: Göz ve Kulağımıza hitap eden, multimedya teknolojilerini kullanan, iletişim araçlarıdır. Örneğin tv, sinema, radyo, vb.
3. Telekomünikasyon iletişim araçları: Göz ve kulağa hitap eden, elektrik, elektronik / elektromanyetik, optik teknolojileri kullanarak gerçekleştirilen iletişim araçlarıdır. Örneğin telefon, cep telefonu, fax, telex, vb.
4. Kali-Grafik iletişim araçları: Yazı ve çizi ile oluşturularak formatlandırılan ve basım - yayım araçları ile yapılan iletişimdir: Gazeteler, dergiler, afişler, el ilanları, tabelalar, mektuplar, notlar, kitaplar,vb.
5. Organizasyon iletişim araçları: Ekipler aracılığıyla gerçekleştirilen , kişi veya topluma aktarılacak mesajları tanıtım - eğlence - eğitim - gezme - tüketme adına ileten etkinliklerin sağladığı iletişimin araçlarıdır: Fuarlar, event marketing konserleri, defileler, konferans, vb.
6. Sanatsal iletişim araçları: ister plastik, ister estetik olsun hertürlü sanat faaliyeti veya sanatcı ile sağlanacak iletişimin araçlarıdır: Dans, resim, müzik, şarkı, sergi, konser, tiyatro, defile, heykel, seramik, animasyon, vb.
Ayrıca sportif iletişim, özürlü iletişimi, politik iletişim, kültürel iletişim,psikolojik iletişim araçları da sayılabilir.
M.Ö 3000 civarında Mısırda HİYOROGLİF adı verilen yazı sistemi bulundu. Bu yazılar insan hayvan ve eşya şekillerinden ve bazı sembollerden oluşmaktaydı
" M.Ö 1300 Civarında Mezopotamyada ( Bugünkü Suriye ve Irak toprakları) ilk alfabenin kullanıldığı bilinmektedir.
" M.S 1045 Mısırlılar tarafından bulunan papirus adlı kağıdı geliştiren çinde ilk kez Pi CHENG adlı mucid matbaa harflerini icad etmiş ve kitap basmıştır. Daha sonraları 1645Avrupada Guttenberg adlı mucit matbaa makinasını icad etmiştir.
" 1820 yılında Danimarkalı OERSTED adındaki bilim adamının elektromanyetik akımı keşfetmesiyle günümüzde kullanılan modern iletişim araçlarının temel çalışma prensipleri doğmuştur.
" 1826 da günümüzde en yaygın iletişim araçlarından biri olan Fotoğrafı Fransız NIEPCE tarafından bulmuştur.
" 1936 da İngiliz Cooke ve arkadaşı elektrikli telegrafı icad ettiler.
" 1843 de Amerikalı li bilim adamı kendi adı olan ve (.) ve (-) lerden oluşan MORS alfabesini icad etmiştir. Böylece Fransızcada Uzaktan yazma denilen Tele-Graph : Telgraf aleti herkes tarafından kolay kullanılır hale gelmiştir.
" 1867 yılında Amerikalı politikacı ve mucit SHOLES ilk daktilo makinasını icad etmiştir.Bu makina yazıyla iletişimde devrim yaratmıştır.
" 1876 Yılında Amerikada sağırlar okulunda öğretmenlik yapmakta olan ve bu arada ses üzerine araştırmalar yapan İskoçya asıllı araştırıcı A.Graham BELL elektrik telleri üzerinden ilk insan sesini iletmeyi başarmış ve bu aletin adına Tele-Phone : Telefon yani uzaktan konuşma adını vermiştir. BELL ile yardımcısı Watson arasında 10Mart 1876 da odadan odaya gerçekleşen bu buluş modern iletişimin başlangıcı sayılmaktadır.
" 1877 yılında Amerikalı araştırmacı EDİSON FonoGraf denilen ve ses kaydetmeye yarayan ilk aleti icad etmiştir. İlk kez köpeğinin sesini kaydettiği bu cihaz günümüzde kasetçalarların ve CD çalarların temelini yaratan buluş olmuştur.
" 1894 de Fransız LIMUERE kardeşler İlk sinama makinasını icad etmişlerdir. Böylece görüntünün kayıt edilmesi, saklanması ve yeniden gösterilmesi imkanlı hale gelmiştir. Bu buluş iletişimde devrim sayılmaktadır.
" 1896 yılında İtalyan MARCONİ ilk mors alfabesiyle yaptığı Radyo yayınını başarmıştır. ( daha sonra 1901 de ilk okyanus aşırı radyo yayını yapılmıştır . 1907 Yılında ise kanadalı FESSENDEN adındaki bilim adamı insan sesiyle ilk radyo yayınını yapmıştır.)
" 1922 yılında KORN adlı Alman bilim adamı elektrik tellerinden fotograf gönderebilen ilk fax makinasını icad etmiştir.
" 1926 yılında Logie BAİRD adındaki iskoçyalı bilim adamı insan yüzünün görüntüsünü radyo dalgalarıyla çok uzaklara gönderebilen ve Tele-Vision: Televizyon denen ve uzaktan görme anlamına gelen aleti icad etmiştir.
" 1936 yılında İngilterede İlk kez siyah beyaz TV yayınları BBC tarafından başlatılmıştır.
" 1938 yılında CARLSON adındaki Amerikalı bilim adamı PhotoCopy :Fotokopi cihazını icad etmiştir.
" 1946 yılında Amerikalı J.ECKERT ve arkadaşı MAUCHLY adlı bilim adamları askeri amaçlı hesaplar yapmak için dünyanın ilk bilgisayarını icad etmişlerdir. ENİAC adını verdikleri bu bilgisayar 30 ton ağırlığında ve 4 apartman dairesi büyüklüğünde olup içinde 18 000 elektronik tüp (Lamba) bulunmaktaydı. Bu alet günümüzde kullanılan modern bilgisayarların babası sayılmaktadır.
" 1962 yılında Amerikalılar dünyanın ilk iletişim uydusu olan TELSTAR'ı uzaya fırlatmışlardır. Bu uyduyla kıtalar arası Telefon konuşmaları Telefax Telex haberleşmeleri ve TV -Radyo yayınları yapılması olanaklı hale gelmeiştir
" 1970 li yıllarda Amerikada üniversiteler arası bilgi iletişiminde kullanılmak üzere ARPA denilen yeni bir iletişim sistemi gerçekleştirilmiştir. Bu sistemle ayrı şehirlerdeki bilgisayarların birbirlerine bağlanabilmeleri mümkün olmuştur. 1974 de bu iletişime standart getirilmiş ve adına TCP/IP protokolu denmiştir. Ayni yıllarda Amerikada IBM şirketi bilgi depolamada ve bunun farklı makinalarda kullanılmasını sağlayan ve Floppy denilen disketleri acad etmiştir.
" 1981 Amerikada IBM şirketi İlk kişisel bilgisayar denilen ve bugün iletişimde devrim sayılan ve PC adını verdiği bilgisayarı üretmeye beşladı.
" 1982 de Hollandalı PHİLİPS ve Japon SONY şirketleri Compact Disk (CD) denilen aleti üretmişlerdir Bu cihazlar çok düşük seviyeli LAZER ile çalışmaktadırlar
" 1983 de Amerikalı MikroSoft firması günümüzdede hala kullanılmakta olan ve iletişimde çığır açan Windows adını verdiği yazılım sistemini icad etmiştir.
" 1985 yılında amerikada kullanılmakta olan ARPA iletişim sisteminin adı INTERNET adıyla değiştirilmiştir. İnternet bilgi otobanı anlamına gelmektedir.
" 1990 yılında yaşadığımız çağa adını veren ve iletişimde bu gün son nokta olan WWW yani world Wide Web icad edilmiştir.
sıcaklık farkından kaynaklanan hava olayları
SICAKLIK :
Bir cismin diğer cisimlere ısı transferi yapabilme veya onlardan ısı alabilme kabiliyetinin belirtilmesi durumudur.
Yeryüzündeki sıcaklık dağılımındaki farklılıkların nedenleri;
1- Güneş ışınlarının geliş açısı,
2- Işınların atmosferde uğradığı kayıplar,
3- Yükselti,
4- Atmosferdeki nem oranı,
5- Kara ve denizlerin ısı özelliği,
6- Deniz akıntıları, (Gulfstream sıcak su akıntısı, Labrador soğuk su akıntısı)
7- Toprak çeşidi ve bitki örtüsü,
Aynı ortamda bulunan, sağlam ve hasta insanların içinde, burası çok sıcak, sıcaktan yandım diyende olabilir, donuyorum çok soğuk diyende. Sıcak ve soğuk bizim anadilimizde bulunan ve canlıların duygularına bağlı olan bir kavramdır. Temperature ise istatistik fiziğin ürünü olan bir kavramdır. Bu nedenle de, bu sözün eşdeğerini (karşısını) anadilinde insan duygularını (biyolojiye bağlı) yansıtan sözü temel alarak üretmek yanlış olur. Genellikle, okur, kendisini zorlayarak, bu fizik terimin yansıttığı kavramı anlamaya çalışmaz (özellikle bizim ezbere dayanan ve bilimsel düşünceyi iyice kısıtlamış eğitim siteminde) ve anadilindeki kavrama dayanarak yorum yapar. Böylece de 35-40 0C sıcaklıklarda kendini kötü hisseden ve 1000C da her şeyin piştiğini bilen insan, milyon derecede her canlının öldüğünü, kemiklerinin de buharlaştığını, moleküllerin atomlara bölündüğünü ve atomların iyonlaşmış olduğunu düşünmesinde ne yapsın. Doğal olarak bu tür ileriye giden yorum insanın eğitim seviyesine de bağlıdır.
Bizde adeta ortaokuldaki fizik öğretiminden başlayarak Üniversite profesörüne kadar, herkesin fizikte bilmediği bir şey yoktur diye düşünülür. Her şeyi kesin şekilde biliyoruz ve sanki kesin olmayan şeylerin hiçbir bilgi fizikte yoktur. Bu kitaplara da bu şekilde yansımaktadır. Böyle bir ortamda, eğitim alan gençlerimizin de bilgileri, doğal ve yanlış olarak, mutlak gerçekler yığınağı olmaktadır. Şimdi sıcaklığın ne olduğunu tartışabilmek için bazı okul kitaplarına bakalım.
1. Mustafa Hacıoğlu, Liseler için Fizik I, İstanbul, 2003: “Sıcaklık, herhangi bir maddenin tanecik başına düşen ısı enerjisinin az mı yoksa çok mu olduğunu belirleyen bir niceliktir. Başka bir söylemle sıcaklık, maddenin ısı enerjisi bakımından fakir mi yoksa zengin mi olduğunu belirler”. ” Sıcaklık ölçülebilen bir nicelik değildir.”
2. Celalettin Kalyoncu ve Yaşar Çakmak, Fizik Lise 1, Eskişehir, 2004: “Sıcaklık bir molekülün ortalama kinetik enerjisidir. Isı da bir enerjidir ve moleküllerin kinetik enerjilerinin toplamına eşittir.” ” Isı ve sıcaklık ölçülebilir büyüklüklerdir.”
Doğal olarak bu kitaplardaki sıcaklıkla bağlı kavramları eleştireceğiz. Kesinlikle bizim eleştirimiz bu yazarların bilim seviyelerinin diğer yazarlarınkinden daha aşağı olduğunu göstermemektedir. Dershane kitapları genelde kavramları vermemekte ve onların açıklamalarını yapmamaktadırlar. Diğer yandan bu ders kitaplarını Üniversite profesörleri yazsaydılar, daha kaliteli kitaplar mı elde ederdik sorusuna, evet demede de zorluk çekiyoruz. Çünkü Türkiye de, Dünyanın çok ülkelerinde olduğu gibi, kaliteli fizik eğitim ve bilimi yok denecek kadar azdır.
Şimdi sıcaklık kavramına dönelim. Birinci kitabın yazarı maddenin herhangi bir tanecik başına düşen ısı enerjisinden, ikincisi ise bir molekülün ortalama kinetik enerjisinden bahsetmektedir. Hatırlatalım ki, normal gazın kimyasal (fiziksel değil) özelliklerini taşıyan tanecikleri molekülleridir. Gazı aşırı miktarda ısıttığımızda plazma oluşur ve onun tanecikleri proton, elektron, iyonlaşmış atomlar ve fotonlar oluşur. Metallerde tanecik olarak atomlar (iyonlanmış veya nötr) ve metallerin içinde serbest elektronlar geçer. Soğuk maddelerde ise genelde moleküller. Böylelikle maddelerin bazı halleri ve duruma bağlı olarak parçacık türleri sıcaklık kavramı dışında kalmış olurlar. Oysa ki sıcaklık kavramı cismin ( katı, sıvı, gaz) halinden bakımsız olarak her durum için geçerli olmalıdır. Ama bunun için bir şart gerekir, cismin kapsadığı bütün parçacık türleri arasında termodinamik denge olması. Önemli olan parçacıkların türü ve maddenin hali değil, önemli olan cismin termodinamik dengede olmasıdır. Böyle bir denge yoksa sıcaklık kavramı da yoktur. Isısal veya kinetik enerjiyi her zaman parçacık (hangilerin olduğunu bilmek gerekir) sayısına bölebiliriz ama sıcaklık hakkında her zaman konuşamayız. Genelde sıcaklık kavramından konuşulduğunda en önemli olan termodinamik denge şartı unutulmaktadır ve yalnız küçük sıcaklıklarda (her durumda değil) zorla geçerli olabilen sıcaklık kavramı verilmek istenmektedir.
Termodinamik dengenin oluştuğunu ve sıcaklığın düşük değerlerde olduğunu kabul edelim. (Güneşin yüzeyinde sıcaklık yaklaşık 6000 ve merkez kısmında milyon derece civarındadır.) Maddelerin hal değiştirdiğinde (erime, donma, buharlaşma ve yoğunlaşma) onun parçacık başına düşen ısısal enerji değişmektedir, ama sıcaklık kavramı değişmemektedir. Bu durumda cismin aldığı (verdiği) ısı onun bir halden diğerine geçmesi için gereklidir, sadece parçacıkların kinetik enerjilerinin değişmesine değil. Genelde sıcaklığın düşük olduğu durumlarda bile, sıcaklık yalnız ısı enerjisine bağlı olarak değişmemektedir. Sıcaklığın değişmesi basınca ve ısıtılma sürecine bağlı olarak parçacık sayısının değişimine de bağlıdır. Bunlarda yazarların sıcaklığa verdikleri kavramların yetersiz olduğunu gösterir.
Yazarların bir parçacığa düşen enerjiden kastettikleri maddelerin bir gram molekülünün düşük sıcaklıklardaki hal durumunu da hatırlatmak gerekir. Herhangi bir saf maddenin bir gram molekülünün ısı enerjisini Avagadro sayısına ( N), yani 6.02 1023 e bölsek maddenin kimyasal özelliğini taşıyan bir parçacığa düşen enerjisini bulmuş oluruz. Genelde maddelerin (katı, sıvı ve gaz) öz ısı kapasiteleri çok farklı olduğundan, onların bir grammoluna verilen aynı ısı miktarı, onların sıcaklıklarını farklı değerlere kadar değiştirir. Bunu da göz önüne alsak gene de kitaplardaki sıcaklık kavramının yetersiz olduğunu görüyoruz.
C. Kalyoncu ve Y. Çakmak ın kitaplarında: “Sıcaklık bir molekülün ortalama kinetik enerjisidir.” Bu tamamen yanlış bir ifadedir. Birincisi sıcaklık istatistik fizik kavramı olduğundan, cisimdeki (katı, sıvı veya gaz) parçacık sayısı çok fazla olmalıdır ve parçacıkların (içindeki ışımanın da) birilerinin diğerleri ile termodinamik dengede olmaları gerekir. İkincisi sıcaklık her hangi kinetik enerji ye bağlı değildir, yalnız rastgele (haotik) harekete bağlı olan kinetik enerji ile ilişkilidir. Örneğin rüzgâr ile havayı oluşturan parçacıklar belirli bir yönde büyük hız kazanmış olurlar. Bu hıza bağlı olan parçacıkların kinetik enerjileri artmış olur. Ama bu havanın ısınması, yani sıcaklığın artması değildir. Hızlandırıcılarda, elektrik yüklü parçacıklar belirli bir yörünge boyunca yaklaşık olarak ışığın boşluktaki hızına kadar (c = 300 000 km/s) hızlanırlar, ama böyle hızlanma parçacıkların sıcaklığının artması anlamına gelmez. Mustafa Hacıoğlu: “Sıcaklık ölçülebilen bir nicelik değildir” ama C. Kalyoncu ve Y. Çakmak : “Isı ve sıcaklık ölçülebilir büyüklüklerdir” yazıyorlar. Bunlardan hangisi ve ne ölçüde doğrudur? Birinci kitapta sıcaklığın kütle çekim (evrensel çekim veya enerji çekim daha doğrudur) potansiyeli, elektrik potansiyeli ve zaman gibi ölçülemeyen nicelik olduğu belirtilir. (Burada yazar hareketsiz cisimlerin veya hareket eden cisimlere bağlı koordinat sistemlerde ki ölçümlerden söz ettiğini düşünmek gerekir, yoksa kullandığı potansiyel ve ortaokulda kullanılan mutlak zaman kavramları geçerli olmazlar.) Birincisi bu karşılaştırmalar tam doğru değiller. Sıcaklık değerinin ölçümü termometrede kullanılan maddenin türüne bağlıdır, ama sıcaklıkla karşılaştırılan diğer nicelikler koordinat sistemlerine bağlıdır. Ama önemli olan o ki, bunlar hepsi ölçülebilen niceliklerdir. Belki yazar klasik fizikte entropinin mutlak değerinin belirlenemez olduğuna benzer bir şey düşünmüş. Böyle bir düşünceden yola çıkmışsa, gene de geldiği sonuç doğru değil. Ama bu konuyu ele alması iyi bir şeydir. Keşke herkes gibi bildiklerine %100 emin olmasaydı ve okurları düşünmeye teşvik etseydi.
Ortaokul programında sıcaklığın tam olarak ne olduğunu anlatmak mümkün değildir. Bunun için istatistik fizikte incelenen bilgiler gerekir. Bu nedenle de sıcaklık kavramını anlatmak için bilgiler adım adım ve doğru bir şekilde verilerek ilerlenmesi gerekir. Keşke sıcaklık yerine temperature veya hararet sözleri kullansaydı. Bu da insanlardaki kolayına gideni kullanma alışkanlığından kaynaklanmaktadır. Ana dili ile bilim ve teknik dili karıştırılmaktadır ve derinden anlamadıkları terimlere kendi dillerinde karşılık olabilen sözler aranmaktadır.
Bir cisme ısı verildiğinde onun sıcaklığını artırabilriz. Çevreden yalıtılmış ve sabit hacimde tutulan cismin (katı, sıvı veya gaz hali değişmeden) ısı almadan önceki (T0) ve aldıktan sonraki sıcaklığı T arasındaki fark, aldığı ısı miktarı Q, cismin öz ısı tutumu Cv ve kütlesine (m) bağlı olduğunu biliyoruz.
T – T0 = Q / m Cv (1)
Bu formülden görüyoruz ki belirli bir ısı miktarı alan cismin sıcaklığının artması için kütlesinin azaltılması gerekir. Aynı zamanda yüksek sıcaklığa sahip cisimlerin, diğer bir cisme yeteri kadar ısı iletebilmesi için, kütlesi ve öz ısısı büyük olmalıdır.
Herkesin bildiği ve gözlemlediği balta veya bıçak bilenmesi esnasında sıcaklığın bin derece mertebesinde olan ve ışık saçarak adamın ellerine dökülen parçacıklar bileme işlemi yapan kişinin ellerini yakmaz. Çünkü parçacıkların kütleleri çok az olduklarından, sahip oldukları ısı miktarı çok azdır. Bu ısı, bileme işlemi yapan kişinin elini (elin kütlesi parçacıklara göre çok büyüktür) sıcaklığını pek etkilemez. Ama insan eli kaynayan suyun buharına yakın tutulursa, el yanar. Çünkü buhardaki su damlalarının kütleleri ve sayı yoğunluğu büyük olduğundan ve suyun öz ısı değeri de fazla olduğundan etki fazla olur. Böylelikle her bir su damlasının taşıdığı ısı fazla ve damlaların sayısı çok olduğundan insanın eli yanmaktadır. Bir büyük su damlası bile yanma etkisi yapabilir.
Normal de insan vücudunun sıcaklığı 36-37 0C dir. İnsan bir yandan ısı kaybederken ve diğer yandan çevreden ısı almaktadır. Aldığı ısı miktarı kayıp ettiğinden fazla olursa ısınır veya ters durumda üşümüş olur. Bu ısı alış verişindeki fark ne kadar fazla ise insanın sıcaktan yanma ve soğuktan donma duygusu o kadar keskin olur. Aynı sıcaklıkta ama kuru (nem oranı az olan) havadaki ıslanmış insan daha fazla üşüyor, çünkü su damlaları onun derisi üzerinde buharlaşır ve buharlaşma için gerekli olan ısı enerjisi insan vücudundan alınır. Rüzgârında buharlaşmayı kolaylaştırması sebebiyle kişinin üşümesi artar. Tam tersi, nem oranı çok fazla olursa buharlaşma engellenmiş olur ve insanın vücudunda oluşan ter bile buharlaşamadığı için üzerinde kalır. Sıcak havada ısı kaybı engellenir ise insan havanın çok sıcak olduğunu hisseder . Havanın aynı sıcaklığında olmasına rağmen, deniz kıyısında sıcak, ama yüksek dağlarda (hava daha seyrek ve nem oranı çok az olan yerlerde) serin olmaktadır.
Dünyanın atmosferinde, deniz seviyesinde her bir metre küpte yaklaşık 1025 molekül vardır. Galaksiler arası ortamda sıcaklık Kelvin termometresi ile milyon derecelerdedir, ama her bir metre küpte yaklaşık bir proton ve bir elektron vardır. Böyle ortamda insanın ısı kaybı için ideal şartlar vardır, ama ısı almak nerede ise yok denilecek seviyededir. Oradaki her bir parçacığın taşıdığı enerji atmosferde ki molekülünkinden yaklaşık bin defa fazladır. Ama orada insana ısı iletebilen parçacık yok derecesindedir. Orada ki sıcaklık yüz milyar derece de olsaydı insana ısı iletmek anlamında bir faydası olmazdı. Bu nedenlerle orada sıcaklığın inanılmaz kadar büyük olmasına rağmen insanın ısınması söz konusu olamaz. Onun soğuktan ve başka nedenlerden ölmesi söz konusu olmalıdır.
Bir cismin diğer cisimlere ısı transferi yapabilme veya onlardan ısı alabilme kabiliyetinin belirtilmesi durumudur.
Yeryüzündeki sıcaklık dağılımındaki farklılıkların nedenleri;
1- Güneş ışınlarının geliş açısı,
2- Işınların atmosferde uğradığı kayıplar,
3- Yükselti,
4- Atmosferdeki nem oranı,
5- Kara ve denizlerin ısı özelliği,
6- Deniz akıntıları, (Gulfstream sıcak su akıntısı, Labrador soğuk su akıntısı)
7- Toprak çeşidi ve bitki örtüsü,
Aynı ortamda bulunan, sağlam ve hasta insanların içinde, burası çok sıcak, sıcaktan yandım diyende olabilir, donuyorum çok soğuk diyende. Sıcak ve soğuk bizim anadilimizde bulunan ve canlıların duygularına bağlı olan bir kavramdır. Temperature ise istatistik fiziğin ürünü olan bir kavramdır. Bu nedenle de, bu sözün eşdeğerini (karşısını) anadilinde insan duygularını (biyolojiye bağlı) yansıtan sözü temel alarak üretmek yanlış olur. Genellikle, okur, kendisini zorlayarak, bu fizik terimin yansıttığı kavramı anlamaya çalışmaz (özellikle bizim ezbere dayanan ve bilimsel düşünceyi iyice kısıtlamış eğitim siteminde) ve anadilindeki kavrama dayanarak yorum yapar. Böylece de 35-40 0C sıcaklıklarda kendini kötü hisseden ve 1000C da her şeyin piştiğini bilen insan, milyon derecede her canlının öldüğünü, kemiklerinin de buharlaştığını, moleküllerin atomlara bölündüğünü ve atomların iyonlaşmış olduğunu düşünmesinde ne yapsın. Doğal olarak bu tür ileriye giden yorum insanın eğitim seviyesine de bağlıdır.
Bizde adeta ortaokuldaki fizik öğretiminden başlayarak Üniversite profesörüne kadar, herkesin fizikte bilmediği bir şey yoktur diye düşünülür. Her şeyi kesin şekilde biliyoruz ve sanki kesin olmayan şeylerin hiçbir bilgi fizikte yoktur. Bu kitaplara da bu şekilde yansımaktadır. Böyle bir ortamda, eğitim alan gençlerimizin de bilgileri, doğal ve yanlış olarak, mutlak gerçekler yığınağı olmaktadır. Şimdi sıcaklığın ne olduğunu tartışabilmek için bazı okul kitaplarına bakalım.
1. Mustafa Hacıoğlu, Liseler için Fizik I, İstanbul, 2003: “Sıcaklık, herhangi bir maddenin tanecik başına düşen ısı enerjisinin az mı yoksa çok mu olduğunu belirleyen bir niceliktir. Başka bir söylemle sıcaklık, maddenin ısı enerjisi bakımından fakir mi yoksa zengin mi olduğunu belirler”. ” Sıcaklık ölçülebilen bir nicelik değildir.”
2. Celalettin Kalyoncu ve Yaşar Çakmak, Fizik Lise 1, Eskişehir, 2004: “Sıcaklık bir molekülün ortalama kinetik enerjisidir. Isı da bir enerjidir ve moleküllerin kinetik enerjilerinin toplamına eşittir.” ” Isı ve sıcaklık ölçülebilir büyüklüklerdir.”
Doğal olarak bu kitaplardaki sıcaklıkla bağlı kavramları eleştireceğiz. Kesinlikle bizim eleştirimiz bu yazarların bilim seviyelerinin diğer yazarlarınkinden daha aşağı olduğunu göstermemektedir. Dershane kitapları genelde kavramları vermemekte ve onların açıklamalarını yapmamaktadırlar. Diğer yandan bu ders kitaplarını Üniversite profesörleri yazsaydılar, daha kaliteli kitaplar mı elde ederdik sorusuna, evet demede de zorluk çekiyoruz. Çünkü Türkiye de, Dünyanın çok ülkelerinde olduğu gibi, kaliteli fizik eğitim ve bilimi yok denecek kadar azdır.
Şimdi sıcaklık kavramına dönelim. Birinci kitabın yazarı maddenin herhangi bir tanecik başına düşen ısı enerjisinden, ikincisi ise bir molekülün ortalama kinetik enerjisinden bahsetmektedir. Hatırlatalım ki, normal gazın kimyasal (fiziksel değil) özelliklerini taşıyan tanecikleri molekülleridir. Gazı aşırı miktarda ısıttığımızda plazma oluşur ve onun tanecikleri proton, elektron, iyonlaşmış atomlar ve fotonlar oluşur. Metallerde tanecik olarak atomlar (iyonlanmış veya nötr) ve metallerin içinde serbest elektronlar geçer. Soğuk maddelerde ise genelde moleküller. Böylelikle maddelerin bazı halleri ve duruma bağlı olarak parçacık türleri sıcaklık kavramı dışında kalmış olurlar. Oysa ki sıcaklık kavramı cismin ( katı, sıvı, gaz) halinden bakımsız olarak her durum için geçerli olmalıdır. Ama bunun için bir şart gerekir, cismin kapsadığı bütün parçacık türleri arasında termodinamik denge olması. Önemli olan parçacıkların türü ve maddenin hali değil, önemli olan cismin termodinamik dengede olmasıdır. Böyle bir denge yoksa sıcaklık kavramı da yoktur. Isısal veya kinetik enerjiyi her zaman parçacık (hangilerin olduğunu bilmek gerekir) sayısına bölebiliriz ama sıcaklık hakkında her zaman konuşamayız. Genelde sıcaklık kavramından konuşulduğunda en önemli olan termodinamik denge şartı unutulmaktadır ve yalnız küçük sıcaklıklarda (her durumda değil) zorla geçerli olabilen sıcaklık kavramı verilmek istenmektedir.
Termodinamik dengenin oluştuğunu ve sıcaklığın düşük değerlerde olduğunu kabul edelim. (Güneşin yüzeyinde sıcaklık yaklaşık 6000 ve merkez kısmında milyon derece civarındadır.) Maddelerin hal değiştirdiğinde (erime, donma, buharlaşma ve yoğunlaşma) onun parçacık başına düşen ısısal enerji değişmektedir, ama sıcaklık kavramı değişmemektedir. Bu durumda cismin aldığı (verdiği) ısı onun bir halden diğerine geçmesi için gereklidir, sadece parçacıkların kinetik enerjilerinin değişmesine değil. Genelde sıcaklığın düşük olduğu durumlarda bile, sıcaklık yalnız ısı enerjisine bağlı olarak değişmemektedir. Sıcaklığın değişmesi basınca ve ısıtılma sürecine bağlı olarak parçacık sayısının değişimine de bağlıdır. Bunlarda yazarların sıcaklığa verdikleri kavramların yetersiz olduğunu gösterir.
Yazarların bir parçacığa düşen enerjiden kastettikleri maddelerin bir gram molekülünün düşük sıcaklıklardaki hal durumunu da hatırlatmak gerekir. Herhangi bir saf maddenin bir gram molekülünün ısı enerjisini Avagadro sayısına ( N), yani 6.02 1023 e bölsek maddenin kimyasal özelliğini taşıyan bir parçacığa düşen enerjisini bulmuş oluruz. Genelde maddelerin (katı, sıvı ve gaz) öz ısı kapasiteleri çok farklı olduğundan, onların bir grammoluna verilen aynı ısı miktarı, onların sıcaklıklarını farklı değerlere kadar değiştirir. Bunu da göz önüne alsak gene de kitaplardaki sıcaklık kavramının yetersiz olduğunu görüyoruz.
C. Kalyoncu ve Y. Çakmak ın kitaplarında: “Sıcaklık bir molekülün ortalama kinetik enerjisidir.” Bu tamamen yanlış bir ifadedir. Birincisi sıcaklık istatistik fizik kavramı olduğundan, cisimdeki (katı, sıvı veya gaz) parçacık sayısı çok fazla olmalıdır ve parçacıkların (içindeki ışımanın da) birilerinin diğerleri ile termodinamik dengede olmaları gerekir. İkincisi sıcaklık her hangi kinetik enerji ye bağlı değildir, yalnız rastgele (haotik) harekete bağlı olan kinetik enerji ile ilişkilidir. Örneğin rüzgâr ile havayı oluşturan parçacıklar belirli bir yönde büyük hız kazanmış olurlar. Bu hıza bağlı olan parçacıkların kinetik enerjileri artmış olur. Ama bu havanın ısınması, yani sıcaklığın artması değildir. Hızlandırıcılarda, elektrik yüklü parçacıklar belirli bir yörünge boyunca yaklaşık olarak ışığın boşluktaki hızına kadar (c = 300 000 km/s) hızlanırlar, ama böyle hızlanma parçacıkların sıcaklığının artması anlamına gelmez. Mustafa Hacıoğlu: “Sıcaklık ölçülebilen bir nicelik değildir” ama C. Kalyoncu ve Y. Çakmak : “Isı ve sıcaklık ölçülebilir büyüklüklerdir” yazıyorlar. Bunlardan hangisi ve ne ölçüde doğrudur? Birinci kitapta sıcaklığın kütle çekim (evrensel çekim veya enerji çekim daha doğrudur) potansiyeli, elektrik potansiyeli ve zaman gibi ölçülemeyen nicelik olduğu belirtilir. (Burada yazar hareketsiz cisimlerin veya hareket eden cisimlere bağlı koordinat sistemlerde ki ölçümlerden söz ettiğini düşünmek gerekir, yoksa kullandığı potansiyel ve ortaokulda kullanılan mutlak zaman kavramları geçerli olmazlar.) Birincisi bu karşılaştırmalar tam doğru değiller. Sıcaklık değerinin ölçümü termometrede kullanılan maddenin türüne bağlıdır, ama sıcaklıkla karşılaştırılan diğer nicelikler koordinat sistemlerine bağlıdır. Ama önemli olan o ki, bunlar hepsi ölçülebilen niceliklerdir. Belki yazar klasik fizikte entropinin mutlak değerinin belirlenemez olduğuna benzer bir şey düşünmüş. Böyle bir düşünceden yola çıkmışsa, gene de geldiği sonuç doğru değil. Ama bu konuyu ele alması iyi bir şeydir. Keşke herkes gibi bildiklerine %100 emin olmasaydı ve okurları düşünmeye teşvik etseydi.
Ortaokul programında sıcaklığın tam olarak ne olduğunu anlatmak mümkün değildir. Bunun için istatistik fizikte incelenen bilgiler gerekir. Bu nedenle de sıcaklık kavramını anlatmak için bilgiler adım adım ve doğru bir şekilde verilerek ilerlenmesi gerekir. Keşke sıcaklık yerine temperature veya hararet sözleri kullansaydı. Bu da insanlardaki kolayına gideni kullanma alışkanlığından kaynaklanmaktadır. Ana dili ile bilim ve teknik dili karıştırılmaktadır ve derinden anlamadıkları terimlere kendi dillerinde karşılık olabilen sözler aranmaktadır.
Bir cisme ısı verildiğinde onun sıcaklığını artırabilriz. Çevreden yalıtılmış ve sabit hacimde tutulan cismin (katı, sıvı veya gaz hali değişmeden) ısı almadan önceki (T0) ve aldıktan sonraki sıcaklığı T arasındaki fark, aldığı ısı miktarı Q, cismin öz ısı tutumu Cv ve kütlesine (m) bağlı olduğunu biliyoruz.
T – T0 = Q / m Cv (1)
Bu formülden görüyoruz ki belirli bir ısı miktarı alan cismin sıcaklığının artması için kütlesinin azaltılması gerekir. Aynı zamanda yüksek sıcaklığa sahip cisimlerin, diğer bir cisme yeteri kadar ısı iletebilmesi için, kütlesi ve öz ısısı büyük olmalıdır.
Herkesin bildiği ve gözlemlediği balta veya bıçak bilenmesi esnasında sıcaklığın bin derece mertebesinde olan ve ışık saçarak adamın ellerine dökülen parçacıklar bileme işlemi yapan kişinin ellerini yakmaz. Çünkü parçacıkların kütleleri çok az olduklarından, sahip oldukları ısı miktarı çok azdır. Bu ısı, bileme işlemi yapan kişinin elini (elin kütlesi parçacıklara göre çok büyüktür) sıcaklığını pek etkilemez. Ama insan eli kaynayan suyun buharına yakın tutulursa, el yanar. Çünkü buhardaki su damlalarının kütleleri ve sayı yoğunluğu büyük olduğundan ve suyun öz ısı değeri de fazla olduğundan etki fazla olur. Böylelikle her bir su damlasının taşıdığı ısı fazla ve damlaların sayısı çok olduğundan insanın eli yanmaktadır. Bir büyük su damlası bile yanma etkisi yapabilir.
Normal de insan vücudunun sıcaklığı 36-37 0C dir. İnsan bir yandan ısı kaybederken ve diğer yandan çevreden ısı almaktadır. Aldığı ısı miktarı kayıp ettiğinden fazla olursa ısınır veya ters durumda üşümüş olur. Bu ısı alış verişindeki fark ne kadar fazla ise insanın sıcaktan yanma ve soğuktan donma duygusu o kadar keskin olur. Aynı sıcaklıkta ama kuru (nem oranı az olan) havadaki ıslanmış insan daha fazla üşüyor, çünkü su damlaları onun derisi üzerinde buharlaşır ve buharlaşma için gerekli olan ısı enerjisi insan vücudundan alınır. Rüzgârında buharlaşmayı kolaylaştırması sebebiyle kişinin üşümesi artar. Tam tersi, nem oranı çok fazla olursa buharlaşma engellenmiş olur ve insanın vücudunda oluşan ter bile buharlaşamadığı için üzerinde kalır. Sıcak havada ısı kaybı engellenir ise insan havanın çok sıcak olduğunu hisseder . Havanın aynı sıcaklığında olmasına rağmen, deniz kıyısında sıcak, ama yüksek dağlarda (hava daha seyrek ve nem oranı çok az olan yerlerde) serin olmaktadır.
Dünyanın atmosferinde, deniz seviyesinde her bir metre küpte yaklaşık 1025 molekül vardır. Galaksiler arası ortamda sıcaklık Kelvin termometresi ile milyon derecelerdedir, ama her bir metre küpte yaklaşık bir proton ve bir elektron vardır. Böyle ortamda insanın ısı kaybı için ideal şartlar vardır, ama ısı almak nerede ise yok denilecek seviyededir. Oradaki her bir parçacığın taşıdığı enerji atmosferde ki molekülünkinden yaklaşık bin defa fazladır. Ama orada insana ısı iletebilen parçacık yok derecesindedir. Orada ki sıcaklık yüz milyar derece de olsaydı insana ısı iletmek anlamında bir faydası olmazdı. Bu nedenlerle orada sıcaklığın inanılmaz kadar büyük olmasına rağmen insanın ısınması söz konusu olamaz. Onun soğuktan ve başka nedenlerden ölmesi söz konusu olmalıdır.
osmanlı devleti kuruluş dönemi savaşları
Osman Gazi
Osman Bey'in babası Ertuğrul Gazi hakkında sağlam ve güvenilir bilgiler hemen hemen yoktur. Bilinen, kendisinin 13. yüzyıl'da Batı Anadolu'da yaşayan Türkmen beylerinden biri olduğudur. Babası gibi Osman Bey'in hayatı hakkında da bilinmeyenler pek çoktur. Osman Bey, Çobanoğulları Beyliği'nin vâsalı olarak Bizans topraklarıyla ilişkilerde bulunurken, bu beyliğin Bizans'la anlaşması üzerine, bölgede Bizans üzerine akınlarda bulunanlar, etkinliklerini bu kez Osman Bey'in bayrağı altında sürdürdüler. Bu durum yavaş yavaş Osman Bey'i bağımsızlığa iten bir etken oldu. Osman Bey bölgenin ve Bizans'ın içinde bulunduğu durumdan ustaca yararlanmasını bildi; bölgedeki İslâm tarikatlarının, özellikle Şeyh Edebali'nin gücünden ve nüfuzundan yararlandı. Bizans'a karşı savaşan gazilerin önderi durumuna gelen Osman Bey, Bizans köy, kasaba , şehir ve kalelerini birer birer ele geçirmeye başladı. Başarıları hem topraklarının büyümesine, hem de beyliğin gücünün yavaş yavaş arttığının göstergesi olmaktadırlar.
Osmanlı Beyliği'nin genişlemesi
Marmara bölgesindeki büyük Bizans kentlerinden Bursa'nın 1326'da Osmanlı Beyliği'nin eline geçmesiyle sürdü. Bursa'nın alınışını göremeden o yıl ölen Osman Bey'in yerine geçen oğlu Orhan Bey zamanında da Osmanlı Beyliği'nin gelişmesi hızlandı. Bursa'nın ardından Marmara Bölgesinin öteki büyük Bizans kentleri, İznik ve İzmit de Osmanlılar'ın eline geçti. Osmanlı ilerlemesini durdurmak isteyen ve başında Bizans İmparatoru III. Andronikos'un bulunduğu bir Bizans ordusu Pelekanon denilen yerde bozguna uğratıldı (1329).
Osman Bey döneminde, Osmanlı Beyliği yalnız Bizans topraklarında genişlemişti.
Orhan Bey
Osmanlı Beyliği, Orhan Bey döneminde komşu Türkmen beyliklerinin topraklarında da genişlemeye başladı. Orhan Bey 1324 yılında tahta geçince ilk olarak Bursa'nın kapısı olan Atranos kalesini ele geçirdi. Daha sonra Atranos Kalesi'nin adını Orhaneli Kalesi olarak değiştirdi. Orhan Bey Bursa'yı kuşatma altına aldı. Bursa fazla dayanamayarak Osmanlı'ya teslim oldu. 1324 yılında Bursa şehri ele geçirildi. Osman Bey'in naaşı Bursa'ya nakledildi. Bugün Gümüşlü Kümbet diye anılan yere gömüldü. Balıkesir, Çanakkale,Bergama dolaylarına sahip olan Karesi Beyliği toprakları da Osmanlı egemenliğine girdi (1345). Böylece Osmanlılar hem Karesi Beyliği'nin donanmasına, hem Rumeli'ye geçiş için önemli bir takım noktalara, hem de Rumeli topraklarını iyi tanıyan Karesi komutanlarına sahip oldular. Karesi Beyliği'nin Hacı İlbey, Evrenos Bey, Ece Halil, Gazi Fazıl gibi komutanları Osmanlı hizmetine geçtiler ve özellikle Rumeli'nin fethinde çok önemli roller oynadılar. İlk düzenli yaya ve atlı ordu Orhan bey zamanında kuruldu
14. yüzyıl ortalarında, yani Osmanlılar'ın Rumeli'ye geçmeye hazırlandıkları sırada Balkan Yarımadası'nda Doğu Trakya, Selânik, Güney Epir eğreti bir biçimde Bizans İmparatorluğu'na bağlıydı. Yarımadada ayrıca Sırp, Bulgar Krallıkları ve Arnavut Prenslikleri vardı. Bazı liman kentleri de Venedik'in elinde bulunuyordu.
14. yüzyıl ortalarında halkı ortodokslardan oluşan Balkanlar, siyâsi birlikten yoksun olmanın yanı sıra katolik Venedik ile katolik Macaristan'ın istilâ tehdidi altındaydı. Osmanlılar Rumeli'ye Bizans İmparatorluğu'nda Palaiologoslar ile Kantakuzenoslar arasındaki taht kavgalarından yararlanarak, 1354'te ayak bastılar. Osmanlılar'ın Balkanlar'da ele geçirdikleri ilk üs Gelibolu Yarımadası'nda Çimpe Kalesi oldu. Orhan Bey'in yerine geçen oğlu I. Murat ile Balkan seferleri başlamıştır.
Osman Bey'in babası Ertuğrul Gazi hakkında sağlam ve güvenilir bilgiler hemen hemen yoktur. Bilinen, kendisinin 13. yüzyıl'da Batı Anadolu'da yaşayan Türkmen beylerinden biri olduğudur. Babası gibi Osman Bey'in hayatı hakkında da bilinmeyenler pek çoktur. Osman Bey, Çobanoğulları Beyliği'nin vâsalı olarak Bizans topraklarıyla ilişkilerde bulunurken, bu beyliğin Bizans'la anlaşması üzerine, bölgede Bizans üzerine akınlarda bulunanlar, etkinliklerini bu kez Osman Bey'in bayrağı altında sürdürdüler. Bu durum yavaş yavaş Osman Bey'i bağımsızlığa iten bir etken oldu. Osman Bey bölgenin ve Bizans'ın içinde bulunduğu durumdan ustaca yararlanmasını bildi; bölgedeki İslâm tarikatlarının, özellikle Şeyh Edebali'nin gücünden ve nüfuzundan yararlandı. Bizans'a karşı savaşan gazilerin önderi durumuna gelen Osman Bey, Bizans köy, kasaba , şehir ve kalelerini birer birer ele geçirmeye başladı. Başarıları hem topraklarının büyümesine, hem de beyliğin gücünün yavaş yavaş arttığının göstergesi olmaktadırlar.
Osmanlı Beyliği'nin genişlemesi
Marmara bölgesindeki büyük Bizans kentlerinden Bursa'nın 1326'da Osmanlı Beyliği'nin eline geçmesiyle sürdü. Bursa'nın alınışını göremeden o yıl ölen Osman Bey'in yerine geçen oğlu Orhan Bey zamanında da Osmanlı Beyliği'nin gelişmesi hızlandı. Bursa'nın ardından Marmara Bölgesinin öteki büyük Bizans kentleri, İznik ve İzmit de Osmanlılar'ın eline geçti. Osmanlı ilerlemesini durdurmak isteyen ve başında Bizans İmparatoru III. Andronikos'un bulunduğu bir Bizans ordusu Pelekanon denilen yerde bozguna uğratıldı (1329).
Osman Bey döneminde, Osmanlı Beyliği yalnız Bizans topraklarında genişlemişti.
Orhan Bey
Osmanlı Beyliği, Orhan Bey döneminde komşu Türkmen beyliklerinin topraklarında da genişlemeye başladı. Orhan Bey 1324 yılında tahta geçince ilk olarak Bursa'nın kapısı olan Atranos kalesini ele geçirdi. Daha sonra Atranos Kalesi'nin adını Orhaneli Kalesi olarak değiştirdi. Orhan Bey Bursa'yı kuşatma altına aldı. Bursa fazla dayanamayarak Osmanlı'ya teslim oldu. 1324 yılında Bursa şehri ele geçirildi. Osman Bey'in naaşı Bursa'ya nakledildi. Bugün Gümüşlü Kümbet diye anılan yere gömüldü. Balıkesir, Çanakkale,Bergama dolaylarına sahip olan Karesi Beyliği toprakları da Osmanlı egemenliğine girdi (1345). Böylece Osmanlılar hem Karesi Beyliği'nin donanmasına, hem Rumeli'ye geçiş için önemli bir takım noktalara, hem de Rumeli topraklarını iyi tanıyan Karesi komutanlarına sahip oldular. Karesi Beyliği'nin Hacı İlbey, Evrenos Bey, Ece Halil, Gazi Fazıl gibi komutanları Osmanlı hizmetine geçtiler ve özellikle Rumeli'nin fethinde çok önemli roller oynadılar. İlk düzenli yaya ve atlı ordu Orhan bey zamanında kuruldu
14. yüzyıl ortalarında, yani Osmanlılar'ın Rumeli'ye geçmeye hazırlandıkları sırada Balkan Yarımadası'nda Doğu Trakya, Selânik, Güney Epir eğreti bir biçimde Bizans İmparatorluğu'na bağlıydı. Yarımadada ayrıca Sırp, Bulgar Krallıkları ve Arnavut Prenslikleri vardı. Bazı liman kentleri de Venedik'in elinde bulunuyordu.
14. yüzyıl ortalarında halkı ortodokslardan oluşan Balkanlar, siyâsi birlikten yoksun olmanın yanı sıra katolik Venedik ile katolik Macaristan'ın istilâ tehdidi altındaydı. Osmanlılar Rumeli'ye Bizans İmparatorluğu'nda Palaiologoslar ile Kantakuzenoslar arasındaki taht kavgalarından yararlanarak, 1354'te ayak bastılar. Osmanlılar'ın Balkanlar'da ele geçirdikleri ilk üs Gelibolu Yarımadası'nda Çimpe Kalesi oldu. Orhan Bey'in yerine geçen oğlu I. Murat ile Balkan seferleri başlamıştır.
grand theft auto san andreas
TA’yı ne kadar övsek azdır. Şu ana kadar çıkmış, kendisini başlı başına bir oyun türü haline getirmiş, adını duyurmadık yer bırakmamış en iyi oyundur desek yalan olmaz. PC’den, PlayStation’a koştu. Ardından Play Station 2’de rekorlar kırdı. Şimdi de Sony’nin son harikası olan taşınabilir PSP oyun konsolu için, yine oyunun babası Rockstar firması son bombayı patlattı. İşte karşımızda, sade ve sadece PSP için çıkan ve diğer oyun konsollarını için çıkmayacak olan Grand Theft Auto: Liberty City Stories.
Oyunumuz geldi!
Oyundan önce, oyunun kutusu ve paket içeriği hakkında bilgi vereyim. Jelatini heycandan kopartıp yere atarken, bir yandan da PSP’min bitmiş olan pilini değiştiriyordum. Kutuyu açtım. Gözüme sadece UMD oyun diski takıldı. Gözüm başka hiçbir şey görmez oldu. Daldırdım elimi kutuya. Çıkarttım oyunu. Aldım PSP’yi elime. Yavaş ve nazik bir şekilde oyun ********uz bölümü açtım ve oyunu yerleştirdim. Hazır oyun açılırken kutunun içinde başka ne olabilir düşüncesiyle yerden kutuyu kaldırdım. Orjinal GTA alanlar bilir. Kutunun içinden mutlaka oyunun tüm bölümlerinin yer aldığı detaylı bir harita çıkar. Hatta arkasında güzel bir kız resmi yer alır (hep ben ilk ona bakarım(!) ). Haritayı açınca şaşırdım. Gözüme çok büyük göründü. 3 kocaman, birbirine bağlı, GTA III’e benzeyen adadan oluşuyormuş oyun. Zaten oyunu takip edenler, oyunun GTA III’ün üzerine yapıldığını fakat temel görünümler hariç her şeyin değiştiğini bilir. Kutudan haritadan başka bir de gazete çıkıyor. Evet yanlış okumadınız, gazete! Yapımcılar oyunun kullanma klavuzunu, hikayesini ve diğer her türlü oynanış bilgisini çok güzel bir gazete tasarımında oyunculara sunmuşlar. Gerçekten çok güzel olmuş. Ellerine sağlık Rockstar. Daha oyuna başlamadan, GTA kalitesi yine konuşturdu.
Loading…
Bir anda çalan, gerçekten güzel bir müzikle irkildim. Arkama döndüm. PSP’min o dayanılamaz tasarımi çekiciliği, GTA’nın loading ekranıyla birleşmiş ve beni büyülemeye başlamıştı. Dünya umurumda değildi. Artık ona yaklaşmalı ve bir an önce GTA dünyasına gitmeliydim.
Dünya ile ilişkilerime bir süre ara veriyorum.
Toni Cipriani adlı, tüm GTA’lardaki gibi ana karakteri canlandırıyoruz. Salvatore Leone amcamızın işlerini halletmekle başlıyoruz oyuna. Oyunun başında şehre geri dönüyoruz. Döner dönmezde Salvatore amcamızın yanında soluklanıyoruz. Onun bir nevi sağ kolu olup çeteleri dağıtıyor, bize yamuk yapanları çiziyor, kızını da istediği yere götürüp getiriyoruz.
Full modifiyeli GTA III
GTA III oynadıysanız, Liberty City Stories’de tanıdık yüzler, yerler göreceksiniz. Bazı yerleri tanıyamaya bilirsiniz çünkü ekip o kadar usta ki, aynı yeri sanki bambaşka bir yer gibi değiştirmiş. Dolayısıyla GTA III’ü bitirdiyseniz bile, bu oyun size apayrı bir oyun gibi gelecek (ki zaten öyle).
Bu oyun bitmez!
Eğer oyunu bir seferde bitirmeyi kafanıza koyduysanız, lütfen PSP şarz aletinizi takın. GTA: Liberty City Stories size tam 18 saat, net görev tamamlama süresi sunuyor ki bu süre, biz oyuncular için 25 saati buluyor. Net süre demek, hiç ölmeden, ara videoları izlemeden ve hiç loading yapmadan oyunu bitirebileceğiniz süre oluyor. Normal bir GTA’cı bu oyunu 25 saatten kısa bir sürede bitiremez demek oluyor bu. Ek görevler, serbest dolaşma ve bir görevi tekrar tekrar deneyipte oyunu bitirmenin süresi 40 saat (çünkü ben bizzat böyle yaptım).
Use the analog Anakin!
Gelelim oyunun kontrollerine. Tartışıldığı kadar zor değil. Hatta alıştınız mı çok da kolay. Analog ile karakteri yönlendiriyoruz. L tuşumuz kamerayı sabitliyor ki bu tuş çok işe yarıyor. PS2 ve PC’deki gibi kolay kontrol edemiyorsunuz görüş alanınızı fakat oyun otomatik olarak en iyi görüş açısını size sunmayı çabalıyor. Tabi ki arada yapay zeka, insan zekasından altta kalıyor ve kamerayı L tuşuyla ayarlamanız gerekiyor. Bunun dışında görüntüde sıkıntımız yok.
X tuşuna basılı tutarak hızlı koşabiliyoruz. Araç içinde ise X tuşu gaz oluyor. Kare tuşu yürürken zıplama, araç içinde fren. O tuşu yürürken yumruk/tekme; elinizde silah varsa silahı ateşliyor, araç içinde ise hiçbir işe yaramıyor. Eğleniyorsanız basın. Üçgen tuşu araca binme/araçtan inme. R tuşu ise en önemli tuş. Nişan alma. PS2’deki nişan sistemi aynen PSP’ye aktarılmış. R tuşuna basılı tuttuğunuzda en makul hedefe kilitleniyorsunuz ve O tuşuyla ateş etmeniz, hedefi indirmenizi sağlıyor. Hedefi de “R” tuşuna basılı tutarken sağ/sol tuşlarıyla değiştirebilirsiniz. Araç içinde sağ/sol tuşu radyo kanallarını değiştiriyor.
Bang bang! Dışın Dışın! Boooommmmm!!!
Silahsız GTA, kaskosuz otomobile benzer. Liberty City’de de, Vice City ve San Andreas’ta bulunan silahların büyük bir kısmı mevcut. Tabanca, Shotgun, Roketatar, El bombası, Molotof kokteyi, Sniper, Kalaşnikof… say say bitmez. Kısaca San Andreas’ta kullanılan tüm silahlar var diyelim.
Yakarız bu gezegeni, yakarısss!
GTA serilerinin büyük bir kısmında hep yok etme ve sınırsız özgürlük duygusu ağır basmıştır. Çoğu zaman görev yapmaz, halkın kafasını keser, araçları çarpıştırır, polisleri ezer, hatta bazen trafik kurallarına uygun olarak araç kullanmayı bile deneriz. Böyle geniş çaplı bir simülasyon türünün tek örneği olan GTA’yı bu kadar popüler ve liste başı kılan, bu özellikleridir herhalde. Elinizde silah, altınızda son model arabanız, koskoca bir şehirdesiniz. Katliamdan başka ne yapılabilir ki? Bu arada oyun ile belirtmek istediğim iki önemli nokta var. Bunlardan birincisi araçlar. Otomobil, motorsiklet, gemi, yat ve helikopter bulunuyor. İkinci önemli nokta ise oyunda yüzememeniz. San Andreas’tan alışanlar dikkat! Gördüğünüz her suya atlamayın, boğulursunuz.
Topla arkadaşlarını, multiplayer GTA partisi yap!
GTA: Liberty City Stories’i diğer GTA’lardan ayıran en büyük farklardan biri de 6 kişiye kadar kablosuz (wireless) çoklu oyuncu desteği vermesi. Hemde mod’larla beraber. Bu mod’lardan bazıları, arkadaşlarınızla araba yarışı yapabilirsiniz. Birbirinizi öldürebilirsiniz. Çetelere ayrılıp, takım halinde birbirinize girebilirsiniz. Hatta hep beraber şehirde terör estirebilirsiniz. İnşallah yeni GTA’da, Pro Evolution Soccer gibi futbol oynayabilecek, NBA Live gibi de basketbol karşılaşmaları düzenleyebileceğiz(!)
Biri grafik mi dedi?
Grafikler mükemmel. GTA serisi ve Rockstar’a yakışıyor. Oyun loading’leri (yüklemeler) kısa ama çok. Oyun ara videoları özenle hazırlanmış ve seslendirilmiş. Oyunu sıradan taşınabilir oyun konsollarındaymış gibi kıyaslamayın. Video ve oyunun içinde de seslendirmeler mevcut. Gameboy gibi sırf altyazı yok. Liberty City Stories’in tek kötü yanı Frame Rate dediğimiz görüntü yenilenmesi. Yani hareket ve aksiyon yaptığınızda, arkanızda hafif izler kalıyor. Bu PSP’deki tüm oyunlarda yaşanan ve görmezden gelinmesi beklenen, doğal bir kötülük. Bunun haricinde fazla göze batan sıkıntı yok. Oyun hızı da iyi ayarlanmış.
Music make you lose control…
GTA’nın vazgeçilmez olaylarından biri de radyo kanallarıdır. Libery City Stories’de de çok sayıda radyo bulunmakta. Herkesin tarzına uygun türler mevcut. Klasik müzikten, hip hop’a kadar her şey var. Bildiğiniz GTA klası.
Damlaya damlaya göl olur.
Rockstar firması, bu güne kadar piyasaya sürdüğü tüm oyunlardan kazandığı deneyimleri göstermeyi çok iyi başarıyor. Her çıkarttığı yeni oyun, bir eskisini aratmıyor. GTA: Liberty City Stories’de bunlardan en önemlisi. En önemlisi diyorum çünkü şu ana kadar kimse Sony PSP’ye bu kadar derin, bu kadar gerçekçi, bu kadar dopdolu, bu kadar eğlenceli, bu kadar müzik dolu ve bu kadar veriyi; tek UMD’ye sığdıran bir oyun yapamamıştı. Rockstar her zaman sahip olduğu zirveyi koruyor ve bize uzun mu uzun, sıkıntısız günler sunuyor. Darısı PC, PS2 ve X-Box sahiplerine…
Oyunumuz geldi!
Oyundan önce, oyunun kutusu ve paket içeriği hakkında bilgi vereyim. Jelatini heycandan kopartıp yere atarken, bir yandan da PSP’min bitmiş olan pilini değiştiriyordum. Kutuyu açtım. Gözüme sadece UMD oyun diski takıldı. Gözüm başka hiçbir şey görmez oldu. Daldırdım elimi kutuya. Çıkarttım oyunu. Aldım PSP’yi elime. Yavaş ve nazik bir şekilde oyun ********uz bölümü açtım ve oyunu yerleştirdim. Hazır oyun açılırken kutunun içinde başka ne olabilir düşüncesiyle yerden kutuyu kaldırdım. Orjinal GTA alanlar bilir. Kutunun içinden mutlaka oyunun tüm bölümlerinin yer aldığı detaylı bir harita çıkar. Hatta arkasında güzel bir kız resmi yer alır (hep ben ilk ona bakarım(!) ). Haritayı açınca şaşırdım. Gözüme çok büyük göründü. 3 kocaman, birbirine bağlı, GTA III’e benzeyen adadan oluşuyormuş oyun. Zaten oyunu takip edenler, oyunun GTA III’ün üzerine yapıldığını fakat temel görünümler hariç her şeyin değiştiğini bilir. Kutudan haritadan başka bir de gazete çıkıyor. Evet yanlış okumadınız, gazete! Yapımcılar oyunun kullanma klavuzunu, hikayesini ve diğer her türlü oynanış bilgisini çok güzel bir gazete tasarımında oyunculara sunmuşlar. Gerçekten çok güzel olmuş. Ellerine sağlık Rockstar. Daha oyuna başlamadan, GTA kalitesi yine konuşturdu.
Loading…
Bir anda çalan, gerçekten güzel bir müzikle irkildim. Arkama döndüm. PSP’min o dayanılamaz tasarımi çekiciliği, GTA’nın loading ekranıyla birleşmiş ve beni büyülemeye başlamıştı. Dünya umurumda değildi. Artık ona yaklaşmalı ve bir an önce GTA dünyasına gitmeliydim.
Dünya ile ilişkilerime bir süre ara veriyorum.
Toni Cipriani adlı, tüm GTA’lardaki gibi ana karakteri canlandırıyoruz. Salvatore Leone amcamızın işlerini halletmekle başlıyoruz oyuna. Oyunun başında şehre geri dönüyoruz. Döner dönmezde Salvatore amcamızın yanında soluklanıyoruz. Onun bir nevi sağ kolu olup çeteleri dağıtıyor, bize yamuk yapanları çiziyor, kızını da istediği yere götürüp getiriyoruz.
Full modifiyeli GTA III
GTA III oynadıysanız, Liberty City Stories’de tanıdık yüzler, yerler göreceksiniz. Bazı yerleri tanıyamaya bilirsiniz çünkü ekip o kadar usta ki, aynı yeri sanki bambaşka bir yer gibi değiştirmiş. Dolayısıyla GTA III’ü bitirdiyseniz bile, bu oyun size apayrı bir oyun gibi gelecek (ki zaten öyle).
Bu oyun bitmez!
Eğer oyunu bir seferde bitirmeyi kafanıza koyduysanız, lütfen PSP şarz aletinizi takın. GTA: Liberty City Stories size tam 18 saat, net görev tamamlama süresi sunuyor ki bu süre, biz oyuncular için 25 saati buluyor. Net süre demek, hiç ölmeden, ara videoları izlemeden ve hiç loading yapmadan oyunu bitirebileceğiniz süre oluyor. Normal bir GTA’cı bu oyunu 25 saatten kısa bir sürede bitiremez demek oluyor bu. Ek görevler, serbest dolaşma ve bir görevi tekrar tekrar deneyipte oyunu bitirmenin süresi 40 saat (çünkü ben bizzat böyle yaptım).
Use the analog Anakin!
Gelelim oyunun kontrollerine. Tartışıldığı kadar zor değil. Hatta alıştınız mı çok da kolay. Analog ile karakteri yönlendiriyoruz. L tuşumuz kamerayı sabitliyor ki bu tuş çok işe yarıyor. PS2 ve PC’deki gibi kolay kontrol edemiyorsunuz görüş alanınızı fakat oyun otomatik olarak en iyi görüş açısını size sunmayı çabalıyor. Tabi ki arada yapay zeka, insan zekasından altta kalıyor ve kamerayı L tuşuyla ayarlamanız gerekiyor. Bunun dışında görüntüde sıkıntımız yok.
X tuşuna basılı tutarak hızlı koşabiliyoruz. Araç içinde ise X tuşu gaz oluyor. Kare tuşu yürürken zıplama, araç içinde fren. O tuşu yürürken yumruk/tekme; elinizde silah varsa silahı ateşliyor, araç içinde ise hiçbir işe yaramıyor. Eğleniyorsanız basın. Üçgen tuşu araca binme/araçtan inme. R tuşu ise en önemli tuş. Nişan alma. PS2’deki nişan sistemi aynen PSP’ye aktarılmış. R tuşuna basılı tuttuğunuzda en makul hedefe kilitleniyorsunuz ve O tuşuyla ateş etmeniz, hedefi indirmenizi sağlıyor. Hedefi de “R” tuşuna basılı tutarken sağ/sol tuşlarıyla değiştirebilirsiniz. Araç içinde sağ/sol tuşu radyo kanallarını değiştiriyor.
Bang bang! Dışın Dışın! Boooommmmm!!!
Silahsız GTA, kaskosuz otomobile benzer. Liberty City’de de, Vice City ve San Andreas’ta bulunan silahların büyük bir kısmı mevcut. Tabanca, Shotgun, Roketatar, El bombası, Molotof kokteyi, Sniper, Kalaşnikof… say say bitmez. Kısaca San Andreas’ta kullanılan tüm silahlar var diyelim.
Yakarız bu gezegeni, yakarısss!
GTA serilerinin büyük bir kısmında hep yok etme ve sınırsız özgürlük duygusu ağır basmıştır. Çoğu zaman görev yapmaz, halkın kafasını keser, araçları çarpıştırır, polisleri ezer, hatta bazen trafik kurallarına uygun olarak araç kullanmayı bile deneriz. Böyle geniş çaplı bir simülasyon türünün tek örneği olan GTA’yı bu kadar popüler ve liste başı kılan, bu özellikleridir herhalde. Elinizde silah, altınızda son model arabanız, koskoca bir şehirdesiniz. Katliamdan başka ne yapılabilir ki? Bu arada oyun ile belirtmek istediğim iki önemli nokta var. Bunlardan birincisi araçlar. Otomobil, motorsiklet, gemi, yat ve helikopter bulunuyor. İkinci önemli nokta ise oyunda yüzememeniz. San Andreas’tan alışanlar dikkat! Gördüğünüz her suya atlamayın, boğulursunuz.
Topla arkadaşlarını, multiplayer GTA partisi yap!
GTA: Liberty City Stories’i diğer GTA’lardan ayıran en büyük farklardan biri de 6 kişiye kadar kablosuz (wireless) çoklu oyuncu desteği vermesi. Hemde mod’larla beraber. Bu mod’lardan bazıları, arkadaşlarınızla araba yarışı yapabilirsiniz. Birbirinizi öldürebilirsiniz. Çetelere ayrılıp, takım halinde birbirinize girebilirsiniz. Hatta hep beraber şehirde terör estirebilirsiniz. İnşallah yeni GTA’da, Pro Evolution Soccer gibi futbol oynayabilecek, NBA Live gibi de basketbol karşılaşmaları düzenleyebileceğiz(!)
Biri grafik mi dedi?
Grafikler mükemmel. GTA serisi ve Rockstar’a yakışıyor. Oyun loading’leri (yüklemeler) kısa ama çok. Oyun ara videoları özenle hazırlanmış ve seslendirilmiş. Oyunu sıradan taşınabilir oyun konsollarındaymış gibi kıyaslamayın. Video ve oyunun içinde de seslendirmeler mevcut. Gameboy gibi sırf altyazı yok. Liberty City Stories’in tek kötü yanı Frame Rate dediğimiz görüntü yenilenmesi. Yani hareket ve aksiyon yaptığınızda, arkanızda hafif izler kalıyor. Bu PSP’deki tüm oyunlarda yaşanan ve görmezden gelinmesi beklenen, doğal bir kötülük. Bunun haricinde fazla göze batan sıkıntı yok. Oyun hızı da iyi ayarlanmış.
Music make you lose control…
GTA’nın vazgeçilmez olaylarından biri de radyo kanallarıdır. Libery City Stories’de de çok sayıda radyo bulunmakta. Herkesin tarzına uygun türler mevcut. Klasik müzikten, hip hop’a kadar her şey var. Bildiğiniz GTA klası.
Damlaya damlaya göl olur.
Rockstar firması, bu güne kadar piyasaya sürdüğü tüm oyunlardan kazandığı deneyimleri göstermeyi çok iyi başarıyor. Her çıkarttığı yeni oyun, bir eskisini aratmıyor. GTA: Liberty City Stories’de bunlardan en önemlisi. En önemlisi diyorum çünkü şu ana kadar kimse Sony PSP’ye bu kadar derin, bu kadar gerçekçi, bu kadar dopdolu, bu kadar eğlenceli, bu kadar müzik dolu ve bu kadar veriyi; tek UMD’ye sığdıran bir oyun yapamamıştı. Rockstar her zaman sahip olduğu zirveyi koruyor ve bize uzun mu uzun, sıkıntısız günler sunuyor. Darısı PC, PS2 ve X-Box sahiplerine…
teenage mutant ninja turtles indir
Bir çok insan kaplumbağa kelimesini duyunca aklına ilk olarak Volkswagen marka şirin otomobiller gelir. Ancak çocukluğunu yada gençliğini 90'lı yıllarda geçirenler için 'Kaplumbağa' daha eğlenceli şeyleri hatırlatıyor. Öncelikle çizgi roman olarak piyasaya sürülen ve daha sonra çizgi filmiyle karşımıza çıkan dört yeşil karakterin maceralarını. Ninja Kaplumbağalar 90'lı yıllarca dünyanın her yanındaki çocukların en sevdiği kahramanlarından biriydi. Ayrıca yapılan en iyi pazarlama çalışmalarından biriydi de, sayısız oyuncak ve promosyon malzemesinin yanında üç tane film ile birlikte, bu dört kaplumbağa sevenlerinin karşına çıktı. Bu çılgınlık o kadar büyümüştü ki, Ninja Kaplumbağaların kostümünü giymiş dört kişiden oluşan bir müzik grubu bile kuruldu. Zamanında kendi çaplarında hit şarkıları bile vardı.
En son Ninja Kaplumbağa filmi 1993 yılında gösterime girmişti. Bunca yıl sonra kaplumbağalar beyaz perdeye geri dönüyor. Kaplumbağalar bu sefer 3 boyutlu ve tamamıyla bilgisayar tarafından yaratılmış. Eş zamanlı olarak Ubisoft firması, filmin oyununu piyasaya sürdü. Daha önce sayısız, Ninja Kaplumbağa oyunu çıkartıldı. Ancak bu seferkinin farklı bir özelliği var. Bu yeni kaplumbağa macerası, gelmiş geçmiş en iyi aksiyon oyunlarından biri sayılan, Prince of Persia'nın programcılarının deneyimli ellerinden çıktı. TMNT: The Game adını taşıyan bu yeni oyun bizlere eğlence ve aksiyon vaat ediyor.
Kaplumbağa gücü
Unutanlar ve ilk kez tanışacaklar için hikayenin özeti şöyle. Usta Splinter, eski öğrencisi Shredder tarafından ihanete uğradıktan sonra, inzivaya çekilir ve kanalizasyonlarda yaşamaya başlar. Bir gün tesadüf sonucu, kanalizasyona dört tane kaplumbağa düşer. Hayvanlar kanalizasyona sızan, tehlikeli bir radyoaktif madde olan mutasyon sıvısına maruz kalırlar. Usta Splinter, bu dört kaplumbağayı görür ve üstlerindekini sadece pislik olduğunu düşünerek onları temizleye başlar. Böylece farkında olmadan o da mutasyon sıvısına maruz kalır. Sıvının özelliği, maruz kalanı, en çok dokunduğu canlının genetik özelliklerini birleştirir. Bu yüzden, dört yavru kaplumbağa mutasyona uğrayıp, insansı özellikler kazanırken, Splinter farelerle yaşadığı sürgün yaşantısı nedeniyle, devasa bir fareye dönüşür.
Splinter bu insanı özelliklere sahip 4 kaplumbağayı, kendi çocukları gibi görür, onları Japon dövüş sanatlarının ince teknikleriyle eğitir. Her birine ünlü Rönesans sanatçılarının isimlerini verir. Leonardo, kılıç üzerine uzmanlaşır ve grubun lideridir. Raphael özel Ninja çatal bıçakları kullanır ayrıca çabuk sinirlenmesiyle ünlüdür. Michelangelo ise nançuka ve çeşitli espri teknikleri üzerinde uzmanlaşır. Donatello ise uzun dövüş sopası kullanır, ayrıca grubun teknoloji uzmanıdır.
Bu dört sıra dışı ve pizza hastası kahramanın, sahip oldukları yetenekleri kullanıp, kötüleri durdurması ve bol bol macera yaşaması, serinin genel konusuydu.
Sınırsız eğlence ve aksiyon
Oyunun yapımcısı olan Monreal Studios, kaplumbağaların temel özelliklerini göz ardı etmeyen bir oyun yapmış. Amaçsızca adam dövdüğümüz, yada garip bulmacalarla kafa patlattığımız bir oyun yerine, Ninja güçlerini sonuna kadar kullanmamızı sağlayacak bir oynanış sistemi geliştirmiş. Oyunun grafikleri, filmin ve çizgi romanın karışımı olarak tasarlanmış, gayet hoş duruyorlar.
TMNT: Game filmin konusuna paralel şekilde gittiği gibi, çizgi filmden de tanıdık karakterler karşımıza çıkıyor. Kısacası oyununun konusu şöyle, her 3 bin yılda bir yıldızlar doğru sıraya gelince, başka bir boyuta kapı açılır. Günümüzde bu kapı açıldığı zaman, diğer boyuttan gelen yaratıklar dünyayı istila etmeye çalışırlar. Bizde oyunda, Ninja yeteneklerimizi kullanıp bu istilayı durdurmaya çalışıyoruz. Karşımıza, çeşitli yaratık ve düşman klanların kötü Ninjaları çıkıyor.
Her karakterin kendine has bir özelliği var. Mesela Leonardo, hortum gibi dönerek, elindeki kılıçların yardımıyla düşmanları yok edebiliyor. Michelangelo ise nunçukalarını helikopter misali, çevirip havada bir süre olsun uçabiliyor. Bölümler sırasında karşımıza gelen engelleri ve düşmanları bu karakterlerin özel güçleri sayesinde rahatça geçiliyor. Ayrıca, kamplumbağların, duvarlarda yürüme özerliği var. Böylece kaplumbağalar için çıkmaz sokak kavramı kalmıyor. Oyundaki en eğlenceli bölümler, zamana karşı yarıştığımız kısımlar. Belirli bir zaman içerisinde, platformlara ulaşmak zorundayız. Bunun için duvarlarda yürüme, sütunlara tırmanma ve duvardan duvara zıplayarak yukarı ulaşma gibi bir sürü akrobatik hareket yapıyoruz. Ayrıca takım olarak dövüşmemiz gereken yerler de var.Takım halinde yaptığımız özel hareketler hem eğlenceli hem de görsel olarak tatmin edici. Ancak oyundaki bazı kamera hataları insanı çileden çıkartacak cinsten. Fazla hareketli sahnelerde bir anda her şey karışıyor. Oyunun müzikleri ise müthiş, insanı dövüşmek için şevk veriyor diyebilirim. Kısacası saf aksiyon ve eğlence için her şey yapılmış, ama filmle aynı zamana yetiştirilmek için bazı şeylerden fedakarlık yapılmış gibi...
TMNT: The Game PC, Xbox 360 , Playstation 3 ve Nintendo DS ile birlikte neredeyse tüm platformlara çıkıyor. Hem küçük oyuncular, hem de büyükler için gayet eğlenceli bir vakit geçirme şansı. Nostalji yapmak isteyenler için ise birebir. Ancak bilgisayarda oynuyorsanız, mutlaka bir joypad kullanmaya dikkat edin, böylece daha rahat hareket edersiniz.
transformers the game indir
Değişime hazırlanın
Mitolojik çağlardaki Titan'lardan bu yana, devasa varlıklar insanlara hep çekici gelmiştir. Modern çağların mitolojisi sayılabilecek, çizgi roman ve filmler de ise bu adet hala devam ediyor. Voltran, Transformers ve Robotech, bir biri ardına yapılan bu üç devasa robot hikayeleri, dünya çapında büyük bir hayran kitlesine sahip. Bunlar içersinde özellikle Transformers, günümüz dünyasına ve yaşam şeklimize uyum sağlayışıyla, daha fazla ilgi çekmişti. Şimdi, ise Stephen Speilberg ve gençken çizgi filmin hayranı olan Michael Bay'in elinden, bu robot efsanesi beyaz perdeye aktarıldı. Filmin konusuyla yer yer paralel giden Transformers The Game'de bilgisayarlarda yer edinmeye hazır...
Cybertron adlı gezegen teknolojik ve kültürel olarak, dünyamızdan milyonlarca yıl ileridedir. Burada sadece makineler ve robotlar yaşar. Bin yıl önce, buradaki en baskın iki ırk iyiliğin koruyucusu Autobotlar ve sadece yıkım isteyen Decepticonlar Allspark adlı bir cihaz için savaşa tutulurlar. Allspark, tüm mekanik cihazları canlandırabilecek bir güce sahiptir. Transformers'larında yaşamlarının kaynağı yine bu cihazdır.
Decepticon lideri Megatron bu cihazı kullanıp, Cyberton'u ele geçirmek ister, Autobot lideri Optimus Prime ise, en büyük düşmanının bu hayalini engellemeye çalışır. Uzun süren bir savaş sonucunda, Cybertron'da harap olmuş, gezegendeki yaşam kaynaklarının hepsi tükenmiştir. Optimus ise çareyi, Allspark'ı alıp gezegenden kaçmakta bulur. Bu cihaz dünyaya düşer. Dünyamız bu büyüklükte bir savaşa hazır değildir, ancak Megatron için bu kadar ilkel bir gezegenle karşılaşmak büyük bir şanstır. Decepticonlar Allspark'ı bulmak için dünyayı işgale başlar. Autobot ise ne pahasına olsa, ilkel insan yaşam formunu korumak için dünyamıza gelir.
İyiyle kötünün mekanik savaşı
Oyun tam bu noktada bize kontrolü bırakıyor. İki ırkta tıpkı çizgi filmde olduğu gibi, dünya koşullarına daha iyi ayak uydurabilmek için, günümüz araçlarını incelemeye başlarlar. Her biri, araba, uçak, helikopter gibi cihazlara dönüşmeye başlar. Transformers'ın özünü oluşturan değişim de zaten budur. Tranformers The Game’i açtığımız zaman, bizi müthiş bir animasyon karşılıyor. Hem genel olarak konuyu anlatıyor hem de karşılaşacağımız şeyleri görüyoruz. Oyunun animasyon kalitesi çok iyi olmuş. Görevler sıradanda karşımıza çıkan bu animasyonlar, en az filmin kendisi kadar kaliteli. Ana menüden bu iki ırktan birini seçerek oyuna başlıyoruz. İki taraf içinde ilk bölüm, eğitim amaçlı düzenlenmiş. Bir çok oyundaki gibi konuya salt iyilerin gözünden bakmaktansa, iki tarafı da kontrol etmek güzel bir detay olmuş.
Transformers The Game'de bir çok film oyunu gibi, bize devasa bir harita üzerinde istediğimiz gibi dolaşma imkanı sağlıyor. Tek bir tuşla istersek araç halimize, istersek de robot halimize dönüşüyoruz. Eğer Autobotları seçersek, görevimiz insanları korumak, etrafta olay çıkartan Decepticonları engellemek. Decepticonlarda ise tek görev önümüze geleni yıkmak. Özellikle bu ırk bol bol stres atmanızı sağlayabilir. Autobotlar'da insanları ve etrafı korumaya çalışıyoruz ama bir bina kadar boyu olan robotlarla bunu yapmak çok zor. İster istemez iki devasa robot bir biriyle karşılaşınca, çevreye büyük zarar veriyoruz.
Haritada yapmamız gereken bir görev olduğu zaman, o alan yeşil renkle gösteriliyor. Oraya gidince, önce senaryoyu devam ettiren bir video daha sonra ise yapmamız gereken görevler karşımıza çıkıyor. Dövüş sistemi gayet iyi ayarlanmış, savaşmak için hafif ve ağır silahlarımız, koruma kalkanımız ve en eski silah olan yumruklarımız var. Transformers: The Game'deki robot dövüşleri, gerçekten onlarca tonluk iki makinenin dövüş hissini veriyor. Etraftan ağaç ya da telefon direği kopartıp, düşmanımıza saldırabiliyoruz. 120 KM hızla giderken birden devasa robotlara dönüşen araçları gören insanlar, etrafta çığlık çığlığa koşuşturmaya başlıyor. Bir anda etrafımız, polisler ve ambulanslarla dolup taşıyor. O anki kaos ortamı çok iyi yansıtılmış. Düşman iki robot var gücüyle bir birine saldırırken, etraftaki binalar, kağıttan desteler gibi yıkılıyor. Türevi birçok oyundaki, şirin yıkım efektleri yerine, yapımcılar bu iş üzerinde uğraşmış. Gerçekten binayı yıkığınız hissine kapılıyorsunuz.
Kuralları boş verin
Düşmanı görünce, hedef göstergemiz, otomatik olarak ona kilitleniyor. Daha önce filmlerde gördüğümüz bu özelliği yaşamak hoş bir detay olmuş. En güzel özellik ise Tranformers robotlarımız trafik sorununa kesin çözüm olmuş. Trafik sıkıştı mı ya da yanlış yola girdik mi, araç halinden robot haline geçerek, binalara tırmanabiliyoruz, ya da etraftaki araçları sağa sola fırlatıp, trafik stressinden kurtuluyoruz.
Grafikler günümüz şartlarına göre iyi bir halde, seslere ise özen gösterilmiş. Ancak araç kontrollerinin çok zor olması, onlara alışana kadar sizi çileden çıkartacak. Neyse ki, günlük yaşamın stressinden uzaklaşmak için oyuna birçok alternatif yol konulmuş. Ana senaryoyu oynamaktan sıkılırsanız, etraftaki yarışlardan birine katılabiliyorsunuz. Ancak bunları oynanabilir hale getirebilmek için, etrafta bulunan enerji küplerini toplamalısınız. Ana görevlerde başarı şeklimize göre bize ödüller veriliyor. Bu sayede oyunun içindeki gizli, devasa bonus arşivinden faydalanabiliyoruz. Bu arşivde, filmden, notlar, yapım aşamasıyla ilgili videolar ya da karakterlerin tasarımında kullanılan resimler bulunuyor. Transformers The Game klasik olacak bir oyun olmasa da, vaat ettiği eğlenceyi sonuna kadar veriyor. Hem büyük hem de küçük oyunculara hitap eden bir oynanışa sahip. Araçtan robota dönüşmek ve bir hikayeye iki farklı ırkın gözünden bakma esnekliği sayesinde, yazın en iyi oyunlarından biri olmuş. Eski Transformers fanatikleri ve yeni filmle birlikte bu robotlara merak salacaklar için kaçırılmaması gereken bir oyun.
Sistem Gereksinimleri:
Min. Sistem:
Windows XP/Vista, Pentium 4 2.0Ghz ve eşdeğeri, 256 MB RAM, (Vista için: 1GB), 4 GB HDD Alanı, 64 MB Geforce 4 Ti ve Radeon 8500 üzeri
Mitolojik çağlardaki Titan'lardan bu yana, devasa varlıklar insanlara hep çekici gelmiştir. Modern çağların mitolojisi sayılabilecek, çizgi roman ve filmler de ise bu adet hala devam ediyor. Voltran, Transformers ve Robotech, bir biri ardına yapılan bu üç devasa robot hikayeleri, dünya çapında büyük bir hayran kitlesine sahip. Bunlar içersinde özellikle Transformers, günümüz dünyasına ve yaşam şeklimize uyum sağlayışıyla, daha fazla ilgi çekmişti. Şimdi, ise Stephen Speilberg ve gençken çizgi filmin hayranı olan Michael Bay'in elinden, bu robot efsanesi beyaz perdeye aktarıldı. Filmin konusuyla yer yer paralel giden Transformers The Game'de bilgisayarlarda yer edinmeye hazır...
Cybertron adlı gezegen teknolojik ve kültürel olarak, dünyamızdan milyonlarca yıl ileridedir. Burada sadece makineler ve robotlar yaşar. Bin yıl önce, buradaki en baskın iki ırk iyiliğin koruyucusu Autobotlar ve sadece yıkım isteyen Decepticonlar Allspark adlı bir cihaz için savaşa tutulurlar. Allspark, tüm mekanik cihazları canlandırabilecek bir güce sahiptir. Transformers'larında yaşamlarının kaynağı yine bu cihazdır.
Decepticon lideri Megatron bu cihazı kullanıp, Cyberton'u ele geçirmek ister, Autobot lideri Optimus Prime ise, en büyük düşmanının bu hayalini engellemeye çalışır. Uzun süren bir savaş sonucunda, Cybertron'da harap olmuş, gezegendeki yaşam kaynaklarının hepsi tükenmiştir. Optimus ise çareyi, Allspark'ı alıp gezegenden kaçmakta bulur. Bu cihaz dünyaya düşer. Dünyamız bu büyüklükte bir savaşa hazır değildir, ancak Megatron için bu kadar ilkel bir gezegenle karşılaşmak büyük bir şanstır. Decepticonlar Allspark'ı bulmak için dünyayı işgale başlar. Autobot ise ne pahasına olsa, ilkel insan yaşam formunu korumak için dünyamıza gelir.
İyiyle kötünün mekanik savaşı
Oyun tam bu noktada bize kontrolü bırakıyor. İki ırkta tıpkı çizgi filmde olduğu gibi, dünya koşullarına daha iyi ayak uydurabilmek için, günümüz araçlarını incelemeye başlarlar. Her biri, araba, uçak, helikopter gibi cihazlara dönüşmeye başlar. Transformers'ın özünü oluşturan değişim de zaten budur. Tranformers The Game’i açtığımız zaman, bizi müthiş bir animasyon karşılıyor. Hem genel olarak konuyu anlatıyor hem de karşılaşacağımız şeyleri görüyoruz. Oyunun animasyon kalitesi çok iyi olmuş. Görevler sıradanda karşımıza çıkan bu animasyonlar, en az filmin kendisi kadar kaliteli. Ana menüden bu iki ırktan birini seçerek oyuna başlıyoruz. İki taraf içinde ilk bölüm, eğitim amaçlı düzenlenmiş. Bir çok oyundaki gibi konuya salt iyilerin gözünden bakmaktansa, iki tarafı da kontrol etmek güzel bir detay olmuş.
Transformers The Game'de bir çok film oyunu gibi, bize devasa bir harita üzerinde istediğimiz gibi dolaşma imkanı sağlıyor. Tek bir tuşla istersek araç halimize, istersek de robot halimize dönüşüyoruz. Eğer Autobotları seçersek, görevimiz insanları korumak, etrafta olay çıkartan Decepticonları engellemek. Decepticonlarda ise tek görev önümüze geleni yıkmak. Özellikle bu ırk bol bol stres atmanızı sağlayabilir. Autobotlar'da insanları ve etrafı korumaya çalışıyoruz ama bir bina kadar boyu olan robotlarla bunu yapmak çok zor. İster istemez iki devasa robot bir biriyle karşılaşınca, çevreye büyük zarar veriyoruz.
Haritada yapmamız gereken bir görev olduğu zaman, o alan yeşil renkle gösteriliyor. Oraya gidince, önce senaryoyu devam ettiren bir video daha sonra ise yapmamız gereken görevler karşımıza çıkıyor. Dövüş sistemi gayet iyi ayarlanmış, savaşmak için hafif ve ağır silahlarımız, koruma kalkanımız ve en eski silah olan yumruklarımız var. Transformers: The Game'deki robot dövüşleri, gerçekten onlarca tonluk iki makinenin dövüş hissini veriyor. Etraftan ağaç ya da telefon direği kopartıp, düşmanımıza saldırabiliyoruz. 120 KM hızla giderken birden devasa robotlara dönüşen araçları gören insanlar, etrafta çığlık çığlığa koşuşturmaya başlıyor. Bir anda etrafımız, polisler ve ambulanslarla dolup taşıyor. O anki kaos ortamı çok iyi yansıtılmış. Düşman iki robot var gücüyle bir birine saldırırken, etraftaki binalar, kağıttan desteler gibi yıkılıyor. Türevi birçok oyundaki, şirin yıkım efektleri yerine, yapımcılar bu iş üzerinde uğraşmış. Gerçekten binayı yıkığınız hissine kapılıyorsunuz.
Kuralları boş verin
Düşmanı görünce, hedef göstergemiz, otomatik olarak ona kilitleniyor. Daha önce filmlerde gördüğümüz bu özelliği yaşamak hoş bir detay olmuş. En güzel özellik ise Tranformers robotlarımız trafik sorununa kesin çözüm olmuş. Trafik sıkıştı mı ya da yanlış yola girdik mi, araç halinden robot haline geçerek, binalara tırmanabiliyoruz, ya da etraftaki araçları sağa sola fırlatıp, trafik stressinden kurtuluyoruz.
Grafikler günümüz şartlarına göre iyi bir halde, seslere ise özen gösterilmiş. Ancak araç kontrollerinin çok zor olması, onlara alışana kadar sizi çileden çıkartacak. Neyse ki, günlük yaşamın stressinden uzaklaşmak için oyuna birçok alternatif yol konulmuş. Ana senaryoyu oynamaktan sıkılırsanız, etraftaki yarışlardan birine katılabiliyorsunuz. Ancak bunları oynanabilir hale getirebilmek için, etrafta bulunan enerji küplerini toplamalısınız. Ana görevlerde başarı şeklimize göre bize ödüller veriliyor. Bu sayede oyunun içindeki gizli, devasa bonus arşivinden faydalanabiliyoruz. Bu arşivde, filmden, notlar, yapım aşamasıyla ilgili videolar ya da karakterlerin tasarımında kullanılan resimler bulunuyor. Transformers The Game klasik olacak bir oyun olmasa da, vaat ettiği eğlenceyi sonuna kadar veriyor. Hem büyük hem de küçük oyunculara hitap eden bir oynanışa sahip. Araçtan robota dönüşmek ve bir hikayeye iki farklı ırkın gözünden bakma esnekliği sayesinde, yazın en iyi oyunlarından biri olmuş. Eski Transformers fanatikleri ve yeni filmle birlikte bu robotlara merak salacaklar için kaçırılmaması gereken bir oyun.
Sistem Gereksinimleri:
Min. Sistem:
Windows XP/Vista, Pentium 4 2.0Ghz ve eşdeğeri, 256 MB RAM, (Vista için: 1GB), 4 GB HDD Alanı, 64 MB Geforce 4 Ti ve Radeon 8500 üzeri
virtua fighter 5 indir





Dövüş oyunları, ister iki boyutlu ister üç boyutlu olsun her zaman alıcısı olan oyunlardır. Birçoğumuz Street Fighter'la, Mortal Kombat'la, Tekken'le veya Virtua Fighter'la atari salonlarında ve konsollarımızda saatlerimizi geçirmişizdir. Bu oyunların en güzel yanı ise ister 5-10 dakika stres atmak isteyen normal bir oyuncu olun, ister tüm comboları öğrenip turnuvalara katılacak kadar hardcore bir oyuncu olun aradığınızı bulabileceğiniz oyunlardır. İşte Virtua Figher serisi tüm bu seçenekleri sunan harika dövüş oyunlarından birisi. Virtua Fighter'ı rakiplerinden ayıran en büyük fark kesinlikle dövüş teknikleri ve karakter yönetimidir. Virtua Fighter oynarken rakibin kalbini çıkarmak, alev topları fırlatmak gibi şeyler göremezsiniz. Sadece temiz dövüş vardır. Ayrıca 4 tane yumruk 4 tane tekme tuşu yoktur. Sadece bir yumruk, bir tekme ve bir savunma tuşu vardır. Bunları doğru kombinasyonlarla kullanabilirseniz ortaya harika dövüş sahneleri çıkar.
İlk olarak kısaca ana menüyü anlatayım. Oyunun içeriğini çıkarmış olacağız böylece.
Arcade: Hepimizin bildiği klasik dövüş oyunu arcade modu. Karakter seçiyorsunuz, sırasıyla rakiplerinizi yeniyorsunuz ve oyun sonu canavarı (canavar dediğime bakmayın, shoot'em up alışkanlıkları bunlar) ile karşılaşıyorsunuz.
Vs: İki kişi karşılıklı oyun için.
Quest: Bu asıl uzun süren ve daha zevkli olan bölüm. Burada küçük bir harita üzerinde istediğimiz yerlere gidebiliyoruz. Değişik seviyelerde oyuncuların takıldığı arcade salonları var haritada. Buralara gidip diğer oyunculara (PS3'ün yönettiği) karşı oynuyorsunuz. Oynadıkça seviyeniz artıyor. Turnuvalara katılabiliyorsunuz. Quest kısmının en önemli bölümü ise karakterinizin kıyafetlerini ve aksesuarlarını değiştirebileceğiniz 'Customize' bölümü. Karakterinize değişik kıyafetler, ayakkabılar, şort vs. alabilir, güneş gözlüğü şapka gibi aksesuarlar alabilir ve hatta saç modelini bile değiştirebilirsiniz. Ayrıca Quest bölümünde ring adınızı istediğiniz gibi değiştirebilir ve kendinize ait küçük bir logo bile satın alabilirsiniz. Tüm bu alınabilir şeyler oyunu oynadıkça açılıyorlar.
Dojo: Burası alıştırma sahası. Tüm tuş kombinasyonlarını burada deneme şansına sahipsiniz. Sırasıyla karakterin yapabileceği tüm hareketler tuş kombinasyonlarıyla ekranın üstünde çıkıyor. Size saldırmayan rakibin üzerinde özgürce tüm hareketleri deneyebilirsiniz.
VF TV: Virtua Fighter TV ile oyunda açılmış videoları izleyebilirsiniz. Ayrıca Tüm karakterlerin birbirlerine karşı bir dövüşleri buraya kaydedilmiş, eğer karakterinizin daha neler yapabileceğini görmek isterseniz buradan videolara ulaşabilirsiniz.
Customize: Quest modundaki Customize ekranına direk geçiş yapıyor.
Options: Tabii ki oyunun ayarları.
Virtua Fighter 5'de serinin daha önceki oyunlarından tanıdığımız tüm karakterlerin yanı sıra iki yeni karakter eklendiğini görüyoruz. Birincisi Eileen, tabir uygunsa maymun tekniği diyebileceğimiz Kou-Ken tekniği ile dövüşen bu kızımız, hopluyor zıplıyor rakibin kafasına sıçrıyor, her tür maymuluğu yapıyor. Hatta kaşınır gibi el hareketleri yaptığını da söylemek de yarar var. Çok eğlenceli bir karakter. İkinci yeni karakterimiz ise El Blaze adında Meksika ring güreşçişi. Bu süslü kıyafetleriyle Meksikalı bir Amerikan güreşçisi modunda. Güzel hareketleri olan ilginç bir karakter. Tüm karakterlerin listesini dövüş teknikleri ile beraber yazının sonunda vereceğim.
Virtua Fighter 5'in grafikleri ve karakter modellemeleri tek kelimeyle harika. Birbirinden güzel ve değişik ring ve ortam tasarımları da oyuna zenginlik katıyor. Şu ana kadar konsollara çıkmış olan en iyi grafikli 3 boyutlu dövüş oyunu. Tabii bu liderlik durumu önümüzdeki dönemde Tekken'in çıkışı ile değişebilir. Fakat daha önce de dediğim gibi Virtua Fighter rakiplerinden biraz daha farklı bir oyun. Sadece grafikleri ile ön plana çıkan bir oyun değil. Seslere ve müziklere gelecek olursak SEGA bu konuda pek bir adım atmamaya kararlı gözüküyor. VF4'ten pek de farklı olmayan keskin ve yüksek dozajdaki efektler ve inanılmaz kötü ve gereksiz yorumcu (bunun farkındalar ki, yorumcu default olarak kapalı isteseniz açıyorsunuz) oyundaki ses efektlerinin bir kademe bile ileriye götürülmediğini gösteriyor.
Oynanabilirlik hakkında ise kolay değil ama çalışma ile rahatlıkla alışılabilir diyebiliriz. Eğer Virtua Fighter serisini oynamışlığınız varsa yabancılık çekeceğiniz bir durum yok. Eğer ilk defa bu seriye el atacaksanız durumn farklı. Bu oyun hiç de kolay bir oyun değil. Elinize aldığınız ilk oyununuzda 'Bu nasıl oyun ya, bir yumruk bir tekme tuşu ile ben ne yapacağım? Sanki bu karakter yaptığım hareketi algılamıyor? Bu oyun biraz yavaş mı ne?' gibi eleştirileri ardı ardına yağdırabilirsiniz. Bu tabii oyundaki deneyimsizliğinizden ve oyunun tamamen bir teknik oyunu olduğunu unutmanızdan kaynaklanıyor. Hiç moralinizi bozmayın ve hemen DOJO kısmına gidip biraz alıştırma yapın. Sonra bir kere daha deneyin. Sonra tekrar DOJO'ya gidin ve sonra oyunu tekrar deneyin ve böyle devam edin. Derken oyunu teknikleriyle karakterinize hakim olarak oynamaya başladığınızda çok zevk almaya başlayacaksınız ve milyonlarca insanın neden bu oyundan bahsettiğini anlayacaksınız.
Oyun başlı başına harika bir oyun ama eksileri de yok değil. Seslerinin kötü olması dışındaki asıl ve en önemli eksiği online oyun. Evet malesef Virtua Fighter 5'i Quest modunda olduğu gibi modifiye edilebilir karakterlerle online oynayamıyoruz. Çok can sıkıcı bir durum olduğunu ve ne kadar teknik sorunlardan da kaynaklansa olmaması gereken bir eksi olduğunu söylemeliyim. Bu oyun online modu ile çıksaydı heralde gelmiş geçmiş en iyi dövüş oyunu seçilirdi. Düşünün ki bu haliyle bile herkesten en yüksek notları alıyor.
Virtua Fighter serisini takip edenler, bu oyunu hiç düşünmeden almalılar. Oyun tek kelimeyle harika bir dövüş oyunu. Eğer seriyi daha önce duymadıysanız (Nasıl olmuşsa artık) veya hiç oynamadıysanız (Tekken'den vakit kalmadı heralde) oyunu bir denemenizi ısrarla tavsiye ederim. Dediğim gibi oyuna biraz ısınma süresi tanıyın. Oyun, siz kontrollere ve karakterlere alıştıkça devleşiyor. Uzun zamandır bu oyunu bekleyenler için diyebilirim ki, Virtua Fighter 5 yüzünüzü kara çıkartmayacak arşivlik bir dövüş oyunu. Hepinize iyi oyunlar diliyorum.
Karakter ismi ve dövüş teknikleri:
Akira Yuki, Hakkyoku-Ken
Pai Chan, Ensei-Ken
Lei Fei, Shaolin Kung-Fu
Aoi Umenokouji, Aiki Ju-Jutsu
Goh Hinogami, Judo
Kage Maru, Hagakure-ryu Ju-Jutsu
Sarah Bryant, Martial Arts
Jacky Bryant, Jeet Kune do
Eileen, Kou-Ken
Brad Burns, Kick Boxing
Shun Di, Drunken Kung-Fu
Lau Chan, Koen-Ken
Jeffry Mcwild, Pancratium
Vanessa Lewis, Vale Tudo
Wolf Hawkfield, Pro Wrestling
Lion Rafale, Tourou-Ken
El Blaze, Lucha Libre
gta san andreas türkçe yama indir
Rockstar Games, uzun zamandir merakla beklenen GTA serisinin en yeni oyunu olan GTA: San Andreas'i artık Türkçe oynayabileceksiniz. Bu yama ile GTA San Andreas 2.2 oyununu %100 Türkçe oynayabileceksiniz.
indireceğiniz GTA San Andreas türkçe yama dil eklentisi ile GTA San Andreas oyununu türkçe olarak oynayabileceksiniz. GTA San Andreas [Full TR Yama v4.50] Türkçe dil eklentisini sitemizden hiç bir ücret ödemeden bedava olarak indirebilir ve kişisel bilgisayarınıza yükleyebilirsiniz.
GTA San Andreas Türkçe Yama Kurulumu
Yamayı kurmaya başlamadan önce GTA San Andreas 2.2 oyununu tamamen kapatmalısınız. Programın arka planda çalışmadığından emin olmalısınız. Yamayı GTA:San Andreas 2.2 oyununu kurduğunuz dizine kurmalısınız. Varsayılan olarak GTA San Andreas Türkçe yama C:\Program Files\Rockstar Games\GTA San Andreas klasörüne kurulacaktır. Eğer siz oyunu farklı bir klasöre kurmuşsanız, GTA Türkçe yama dosyasının kurulumu sırasında Gözat... butonuna tıklayarak oyunu kurduğunuz dizini seçiniz ve kurulumu tamamlayınız.
Not: Her ihtimale karşı C:\Program Files\Rockstar Games\GTA San Andreas klasörünün bir yedeğini almanızı öneriyoruz. Eğer GTA San Andreas TR yama dil eklentisinden memnun kalmazsanız tekrar eski haline döndürebilmek için bu yedeğe ihtiyacınız olacaktır
Bu yamayla oyununuz tamamen her tarafı Full TÜRKÇE olacaktır.
indireceğiniz GTA San Andreas türkçe yama dil eklentisi ile GTA San Andreas oyununu türkçe olarak oynayabileceksiniz. GTA San Andreas [Full TR Yama v4.50] Türkçe dil eklentisini sitemizden hiç bir ücret ödemeden bedava olarak indirebilir ve kişisel bilgisayarınıza yükleyebilirsiniz.
GTA San Andreas Türkçe Yama Kurulumu
Yamayı kurmaya başlamadan önce GTA San Andreas 2.2 oyununu tamamen kapatmalısınız. Programın arka planda çalışmadığından emin olmalısınız. Yamayı GTA:San Andreas 2.2 oyununu kurduğunuz dizine kurmalısınız. Varsayılan olarak GTA San Andreas Türkçe yama C:\Program Files\Rockstar Games\GTA San Andreas klasörüne kurulacaktır. Eğer siz oyunu farklı bir klasöre kurmuşsanız, GTA Türkçe yama dosyasının kurulumu sırasında Gözat... butonuna tıklayarak oyunu kurduğunuz dizini seçiniz ve kurulumu tamamlayınız.
Not: Her ihtimale karşı C:\Program Files\Rockstar Games\GTA San Andreas klasörünün bir yedeğini almanızı öneriyoruz. Eğer GTA San Andreas TR yama dil eklentisinden memnun kalmazsanız tekrar eski haline döndürebilmek için bu yedeğe ihtiyacınız olacaktır
Bu yamayla oyununuz tamamen her tarafı Full TÜRKÇE olacaktır.
darkorbit hileleri indir
DarkOrbit Online (Web Uzay Oyunu)
DarkOrbit seni büyüleyecek! >>> Browsergames - 7.000.000'dan daha fazla DarkOrbit oyuncusu bulunmakta!
İster tek başına istersen Klanıla beraber hem uzayın derinliklerini araştır hemde tanımadığın sektörlerdeki uzaylılarla ve düşman şirketlerin pilotlarıyla savaş.
Uzayın hakimiyetini ele geçirmeye çalışan şirketlerden birine katıl ve şirketini en üst düzeye çıkartmak için savaş.
Gemini en küçükten en büyük savaş gemisi haline getir ve ismini her tarafta duyur. Darkorbit uzayında ismin korkularak anılsın!
Kazanma şansı:
Ayda bir kez maksimum 10.000 Euro kazanma şansın var. Büyük turnuvayı kazanan üye kendi topladığı Jackpot Eurolarının sahibi olacaktır. Bu Eurolar gerçek para olarak sizin Banka hesabınıza aktarılacaktır.
DARKORBIT – Browser oyunları arasındaki en iyi aksiyon macera oyunu
* Hemen binlerce gerçek oyuncuya karşı online oyna.
* DarkOrbit heyecan ve aksiyon dolu bir Uzay oyunudur
* Browser oyunları: Download etmeden bilgisayarınıza kurmadan!
* Savaş ve maksimum 10.000 Euro kazan
Üye Olmak İçin Tıklayınız >>>> DarkOrbit
Heyecan dolu görevler seni DArOrbit oyunudan bekliyor!
DarkOrbit diğer uzay oyunlarına benzemez:
DarkOrbit gerçek zamanlı ve canlı oynana bir savaş oyunudur.
Şirketinin verdiği görev doğrultusunda yol almaktasın!
* Şirketinde bir numara olmak için uğraş. Dünya, Mars ve Venüs birini seç!
* 10 tane uzay gemisidne birini seç ve değişik malzemelerle donat
* Tehlikeli uzay savaşları: ya kendi başına yada ittifak halinde savaş
* ve değerli hammadde topla
* Robotuna hangardan en güçlü silahları al ve geliştir
* Düşmanlarına uzayı dar et
Şirketinde daha üst sıralara çıkmak için yeni sektörler ele geçir. Darkorbit oyunundaaksiyonve heyecan dolu anlarve binlerce gerçek düşman seni bekliyorve engüzeli her ay10.000 euro kazanma şansın var
DarkOrbit seni büyüleyecek! >>> Browsergames - 7.000.000'dan daha fazla DarkOrbit oyuncusu bulunmakta!
İster tek başına istersen Klanıla beraber hem uzayın derinliklerini araştır hemde tanımadığın sektörlerdeki uzaylılarla ve düşman şirketlerin pilotlarıyla savaş.
Uzayın hakimiyetini ele geçirmeye çalışan şirketlerden birine katıl ve şirketini en üst düzeye çıkartmak için savaş.
Gemini en küçükten en büyük savaş gemisi haline getir ve ismini her tarafta duyur. Darkorbit uzayında ismin korkularak anılsın!
Kazanma şansı:
Ayda bir kez maksimum 10.000 Euro kazanma şansın var. Büyük turnuvayı kazanan üye kendi topladığı Jackpot Eurolarının sahibi olacaktır. Bu Eurolar gerçek para olarak sizin Banka hesabınıza aktarılacaktır.
DARKORBIT – Browser oyunları arasındaki en iyi aksiyon macera oyunu
* Hemen binlerce gerçek oyuncuya karşı online oyna.
* DarkOrbit heyecan ve aksiyon dolu bir Uzay oyunudur
* Browser oyunları: Download etmeden bilgisayarınıza kurmadan!
* Savaş ve maksimum 10.000 Euro kazan
Üye Olmak İçin Tıklayınız >>>> DarkOrbit
Heyecan dolu görevler seni DArOrbit oyunudan bekliyor!
DarkOrbit diğer uzay oyunlarına benzemez:
DarkOrbit gerçek zamanlı ve canlı oynana bir savaş oyunudur.
Şirketinin verdiği görev doğrultusunda yol almaktasın!
* Şirketinde bir numara olmak için uğraş. Dünya, Mars ve Venüs birini seç!
* 10 tane uzay gemisidne birini seç ve değişik malzemelerle donat
* Tehlikeli uzay savaşları: ya kendi başına yada ittifak halinde savaş
* ve değerli hammadde topla
* Robotuna hangardan en güçlü silahları al ve geliştir
* Düşmanlarına uzayı dar et
Şirketinde daha üst sıralara çıkmak için yeni sektörler ele geçir. Darkorbit oyunundaaksiyonve heyecan dolu anlarve binlerce gerçek düşman seni bekliyorve engüzeli her ay10.000 euro kazanma şansın var
metin2 hileleri download metin2 hileleri indir
Metin2 sizi fantastik doğu dünyasına götürür. Bir dövüş sanatları ustası olun ve Ejder Tanrısının müttefiği olarak toprağı zehirleyen Metin Taşlarının kötü etkisine karşı savaşın. Üç imparatorluktan biri için vahşi savaşlara katılın, toprakları fethedip değerli eşyalar kazanın ve kıtanın yeni İmparatoru olun. Kaderiniz sizin elinizde!
Eski zamanlarda tüm kıta tek bir İmparatorluk olarak birleşmişti. Halk İmparatorluk otoritesi altında barış içerisinde ve yardımlaşarak yaşıyordu.
Ancak bir gün tehdit tehlike gökyüzünden devasaMetin Taşları formunda yer yüzüne yağdı.
Taşların etkisi kıtanın sadece coğrafyasını ve iklimini etkilemekle kalmadı, aynı zamanda hayvanları da etkisi altına aldı. Hayvanlarmutasyon geçirerek güçlü ölümcül, zalim ve çirkin canavarlara dönüştüler. Birçok ölümcül bir hastalığa yakalanarak öldüler ve tüm cezalandırılmış kıtaya yayılan ürpertici zombileredönüştüler.
Oluşan kaos eski imparatorluğun dağılmasına yolaçtı ve kıtanın uç kesimlerinde o günden bugüne düşman 3 küçük imparatorluk kuruldu. Metin Taşlarının düştüğü kıtanın ortasında ise en korkutucu yaratıklar yaşar oldu ancak hala daha küçük Metin Taşları gökyüzünden düşmeye devam ediyor.
Ürkütücü bir gerçek var ki oda Metin Taşlarının her geçen gün gücünün artıyor olması. Bu yeni güç Ejder Tanrısının kişisel olarak kıtada orataya çıkmasını ve Metin Taşlarının kıtasında günden güne büyüyen hakimiyetini ortadan kaldırmak için çalışmaya başlamasını sağladı.
Ejder Tanrısının güçlü bir müttefiği olun ve Metin Taşlarının gücünü alt edin. Kıtanın parçalanmasını durdurun ve önderliğinizde yeniden bir araya gelmesini sağlayın!
Özellikler
Uzakdoğu dövüş sanatlarının Fantastik-İmparatorluğunda doğuya has Karakterler ve Mimari
Uzak doğunun gerçekçi köylerinden geçerek Asyalı savaşçıların atmosferinin aklınızı başınızdan almasına izin verin. Yakın zamanda sadece kılıç ve yayınla savaşmayacaksın, aynı zamanda Çanların ve Yelpazelerin gücünü kullanmayıda öğreneceksin.
Akıllı yaratıklar sana gruplar halinde saldıracaklar
Tek seferde birden çok canavara ağır zararlar verebilirsiniz. Ancak dikkatli olun: Bir canavar yenildiğinde diğerleri peşinizi bırakmaz. Özellikle Metin Taşlarının çevresinde dikkatli olmalısınız!
Güçlü bir lonca yaratın yada üyesi olun ve imparatorluğunuzun tüm kontrolünü ele geçirin.
Bir loncanın üyesi olarak Lonca Savaşlarının sonuçları tüm üyeleri ve loncanın kendisini etkileyecektir. Nadir sığınaklardan birine sahip olmak için savaşmalısın. Loncanın gücü arttıkça sığınağındaki Oyuncu Olmayan Karakterleri kullanma ve onları daha faydalı olmaları için eğitme şansın artacak.
Kıtanın ortasında diğer imparatorluklar ile savaşın.
Birlikte yaptığınız savaşlarda kıtanın kontrolü için diğer imparatorluklardan gelen oyunculara karşı savaşacaksınız. Kazanan imparatorluk para ve toprak elde edecek. Daha yüksek bir askeri rütbenin yanısıra Ün ve Onur kazanacaksınız ve diğer lonca üyelerine gelecekteki savaşlarda liderlik edeceksiniz.
Deneyimli savaşçılar savaşa atlarıyla katılır!
Başarıyla tamamladığınız görevlerin ardından bir at kazanacaksınız. Ata binerken kıta üzerinde daha hızlı hareket edecek ve savaşlarda avantaj elde edeceksiniz.
Balık tutmanız için birçok nehir, göl ve deniz kenarı var
Balık tutma beceriniz arttıkça daha değerli şeyler avlayacaksınız. Avladığınız şeylerden kendinizi tedavi etmek yada daha güçlü büyülere sahip olmak için iksirler yapabilirsiniz. Aldığınız sonuçlar seviyenize, kullandığınız av aracına ve yeme göre değişebilir.
Hüner artırmak ve diğer görevler sizi eğlendirecek.
Hünerleriniz arttıkça eşyalarınızı güçlendirmenin bir çok yoluna sahip olacaksınız
Görevler size oyunun nasıl işlediğini öğretecek ve sizi zorlu dövüş testleriyle sınayacak.
Karakterler
Metin2 dünyasında iki farklı ırksal yetenek arasında seçim yapan dört çeşit Karakter vardır.
Savaşçı | Ninja | Şaman | Sura
Savaşçı
Yakın dövüş silahları ve zırhları sayesinde Savaşçıların birincil gücüdür. Üztün bir fiziksel güç ve dengeli bir zihin için uğraşırlar.
Bu yeteneklere olan kabiliyetleri sayesinde, ağır hasarlar veren 2 el ile kullanılan bıçakları kullanabilirler. Ya da düşmanlarının saldırılarını bir kılıç ve kalkan ile savuşturabilirler.
Ninja
Ninjalar pusu kurarak saldırabilen profesyonel suikatçilerdir. Hızı ve hareketliliği sağlamak için hafif zırhlar giyerler.
Kendilerini bu yeteneklere adadıkları için, Ninjalar kama ve yay kullanan usta dövüşçülerdir.
Şaman
Şamanlar zekidirler ve Büyü ve Sihir kullanırlar. Savaşırken ve arkadaşlarına destek olurlarken, onların büyülü güçleri çok etkilidir.
Bu yetenklerdeki uzmanlıkları sayesinde, bir Şaman saldırılarının gücünü artırabilir yada iyileştirme ve destek büyülerini güçlendirebilir.
Sura
Suralar Kötülük Tohumunu omuzları arasında büyütmek istediklerinde sihirli güçler kullanan Savaşçılardır. Bu nedenle yakın dövüş savaşçılarına karşı ustadırlar uzak mesafeden sihir ile saldırı yapabilirler.
Bu yeteneklere olan gereksinimlerinin sonucu olarak, saldırı sihirlerini güçlendirebilirler yada ek destek büyüleri kazanabilirler.
Karakter Yaratın
Şu anda birden fazla kanalda(CH) çalışan 1 dünya mevcut. Oynana her dünyada, yalnızca bu dünyada kontrol edebileceginiz ve oynayabileceginiz 3 adet karakter yaratabilirsiniz. Ancak, aynı anda sadece bir karakter ile oynayabilirsiniz.
Oynanan dünyaların aksine, aynı dünya içerisindeki kanallar arasında karakteriniz ile geçiş yapabilirsiniz. Böylece degisik oyuncularla etkileşime girebilir, birlikte savaşabilir yada düşman olarak maceralara atılabilirsiniz.
Diger kanallardaki oyuncularla ancak iletişim kurabilirsiniz (chat) ve belirlediginiz kanalda birlikte oynamak için toplantılar düzenleyebilirsiniz.
Dünyalar arası iletişim ve geçiş mümkün degildir.
Oynayacagınız dünyayı (Sunucu) seçtikten sonra 'Seç' tuşuna basın ve kullanıcı ID'niz ile şifrenizi girdikten sonra baglanın.
Birkaç saniye sonra aşağıdaki seçimle kaşılaşacaksınız:
Yeni bir karakter yaratmadan önce ilk olarak başlamak için 3 ülkeden birini seçmelisniz.Bunu yapmak için 'Oluştur' tuşuna basın.
Karşınıza bu görüntü çıkacak:
Bir imparatorluk seçin ve sonra 'Oluştur' tuşuna basın. Şimdi karakter seçme işlemine geldiniz:
Farklı özelliklere sahip olan 4 adet karakterden birini seçebilirsiniz. Bu özellikler genel olarak karakterinizin dövüşürken izledigi hareketleri etkiler.
Kırmızı ile işaretlenmiş alanlardan karakterinizi seçebilirsiniz. Begendiginiz karakter önünüzde iken sol taraftaki kutudan görünüşünün seçebilirsiniz (yeşil ile işaretli). Görünüş 1 yada Görünüş 2 'den birini seçebilirsiniz. şimdi karakterinize bir isim vermelisiniz. Tüm işlemler tamam olunca 'Oluştur' butonuna basarak 'karakterinizi uyandırın'. 'Başla' düğmesine basarak oyuna girebilirsiniz.
İmparatorluklar
Shinsoo İmparatorluğu | Chunjo-İmparatorluğu | Jinno-İmparatorluğu
Shinsoo İmparatorluğu
Shinsoo-İmparatorluğu kıtanın güney kısmında yer alır. En önemli aktiviteleri ticarettir.
Yoon-Yoing tarafından eski imparatorluğun dağılmasından sonra doğuyla yapılan ticari bir anlaşma sonucu kurulmuştur. Shinsoo batı imparatorluklarıyla anlaşmazlıklar yaşamaktadır ve ticaret yolu tehlikelerle dolu olabilir. Metin Taşlarının tehlikesini farkettiklerinde, tüccarlarda silahlandılar.
Amaçları: Kendilerini batıdan gelecek saldırılara karşı korumak, ticaret yolunu tekrar açmak ve eski imparatorluğu kendi iradelerinde yeniden bir araya getirmektir.
Chunjo-İmparatorluğu
Chunjo-İmparatorluğu kıtanın batı kısmında yerleşmiştir. Ruhsal liderleri tarafından kontrol edilen teokratik bir imparatorluktur.
Eski imparatorun kuzeni Yoon-Young tarafından kurulmuştur. Yoon-Young Metin Taşlarının tehlikesini önceden keşfedebilmek için karısının devasa büyülü güçlerinden yardım aldı. Defalarca kez Metin Taşlarına karşı bir çözüm arayışının başlatılmasını önerdi ancak her defasında görmezden gelindi. Sonunda eski imparatorluğa karşı asi bir kardeşliğe liderlik etti. Eski imparatorun tahttan indirilmesinden sonra, Chunjo Doğulu ve Güneyli imparatorluklarla hala savaş halindeydi.
Amaçları: Tüm kıtanın kontrolünü ele geçirmek ve Metin Taşlarının artan gücünü engellemek.
Jinno-İmparatorluğu
Jinno-İmparatorluğu kıtanındoğu kısmında yer alır. Bu İmparatorluk askeri güce dayalı kurulmuştur ve halkı agresif ve savaşçıdır.
Jinno-İmparatorluğunun lideri son imparatorun oğlu Ee-Ryoong ' dur. O eski imparatorluğu askeri gücüyle yeniden birleştirebileceğine inanır.
Metin Taşlarının anlamı ve etkileri ile ilgili korkular resmi olarak görmezden gelinmiştir. Ancak gizli düşüncelerinde Ee-Ryoong Metin Taşlarının ölümcül gücünü kendi planlarını gerçekleştirmek için kullanmanın yollarını aramaktadır.
İlk Adımlar
Oyun yüklendikten sonra karakteriniz oynadıgınız dünyada gözükür:
'H' tuşuna basın, takip eden resimde ana öğeler tanımlanmıştır. Bu resme oyun içerisinde bulundugunuz sürece ulaşabilirsiniz, yapmanız gereken 'H' tuşuna basmak:
Ekrandaki detaylardan sonra, en çok ihtiyaç duyulan klavye yönergeleri burada anlatılmıştır. Bu aynı zamanda karakterinizi nasıl hareket ettireceginizi de gösteriyor: Bir yandan sol fare tuşunu kullanabilir ve gitmek istediginiz yere tıklayabilirsiniz, öte yandan, W, A, S ve D tuşlarını karakterinizi hareket ettirmek için kullanabilirsiniz.
Şimdi 'I' tuşuna basın ve Envanter ve ekipman pencerenize ulaşın:
Şimdi kılıca tıklayın ve onu figürdeki sembolize edilmiş bölgeye sürükleyip bırakın. Bu işlemi eşyaya çift tıklayarakta yapabilirsiniz.
Şimdi etrafa biraz bakın ve hareket edin (Zoom=fare tekerlegi). Sağ fare tuşuna basılı tutarak panaromik görüş elde edebilir ve görüş açınızı fare hareketleri ile degistirebilirsiniz şimdi bir kaç adım yürüyün.
Şimdi diger oyuncuları, canavarları ve bilgisayar kontrollü karakterleride görebiliyorsunuz.
'Alt' tuşuna basın, şu anda düşmanlarınızı üzerlerindeki kırmızı isimler ile görüyorsunuz. Meraklanmayn- bu bölgedeki düşmanlar kendiliginden saldırmazlar.
Ekrandaki kağıda basarak ilk görevinizi alın: 'Metin2'ye Hoşgeldiniz' (kırmızı olarak işaretlenmiş)
Sag üst köşede, mini haritada yanıp sönen bir nokta görebilirsiniz. Bu noktaya dogru yürümelisiniz. Karakteriniz her zaman mini haritanın merkezinde yer alır ve yürüdügünüz yön bir koni şeklinde aydınlatılır. '+' ve '-' işaretlerine basarak haritanın ölçegini degistirebilirsiniz.
Şimdi ilk görevinizi alacagınız köy bekçisine dogru yürümelisiniz:
Görev verici üzerindeki ok sayesinde çok uzaklardan da görülebilir! Basitçe üzerine tıklayarak bekçi ile konuşun.
Yazıları okuyun ve 'Devam' tusuna basın. Şimdi ödülü almak için ne yapmanız gerektigini yada bir sonrki görevlerinizi biliyor olmalısınız.
Bundan hemen sonra daha büyük ne yapmanız gerektigine dair daha fazla detay gorebileceginiz daha büyük bir harita açılır. Bu haritayı 'M' tuşu ile gösterip gizleyebilirsiniz. Bu durumda köy meydanındaki bekçiye gitmelisiniz (köyün ortasında) ve onun için bir görev yapmalısınız:
Meydandaki Şehir Bekçisine dogru yürüyün ve üstüne tıklayın: Onun için iksir satın almalısınız!
Onları nereden alacagınızı göstermesi için Mini-Haritayı kullanın. Ayrıca bir görev listenizde var, bun listeden görevler hakkında detaylı bilgilere erişebilirsiniz. Bilgisayar tarafından kontrol edilen karaktere dogru yürüyün (NPC=Non-Player-Character) ve iksirleri alın.
Üzerinde ok işareti olan karaktere tıklayın ve diyalogu takip edin:
Köy meydanındaki Bekçiye geri dönün ve iksirleri teslim edin.
Macera daha heyecalı hale geliyor-ilk savaşımızdan çok uzak degiliz.
İksirleri teslim ettikten sonra ödül olarak biraz iksir kazandınız ve optimum seviyede ekipmanınız var!
Şimdi köyün kapısına gidin, bazı köpek ve kurtları farkedeceksiniz.
Başlangıç için vahşi köpekleri seçin. Düşmanların 3'lü gruplar halinde dolaşıyor olacak ve bu üçüylede başetmen gerekecek.
Savaşa başlamak için vahşi köpege tıklayın. Leveli 1 (en üstte) olan bir vahşi köpege karşı savaştıgınızı göreceksiniz. Bunlar en kolay rakipler. Sende seviye 1 oldugun için 6. seviyedeki canavarlara saldırmamalısınız... Karakteriniz vahşi köpege dogru yürüyüp ona vurmaya başlayacak. Öldürene kadar sürekli köpeklerin üzerine tıklayın. Yaşam gücünüzü sağalt köşedeki barlarda görebilirsiniz. Eğer hiç kırmızı kalmadıysa öldünüz demektir. 10 saniye içinde tekrar dirilebileceginiz için bu okadar da kötü birşey degil. Br dövüşte olmadıgınız sürece kendinizi yenilersiniz. Her zaman (kavgadayken de) sağlık iksirlerinizden birini içebilmek için '1 tuşuna' basabilir durumda olun, tabiiki envanterinizde biraz oldugunu varsayıyoruz.
Ne kadar çok düşman öldürürseniz o kadar çok tecrübe elde edersiniz. Bu tecrübe ekranın sağındaki yaşam göstergelerinizin yanındaki 4 küre ile ifade edilir. Bu kürelerin dördüde dolarsa 1 seviye yükselirsiniz. Ancak dolan her küre ile bir puan kazanırsınız.
Bu puanlar ile özel yetenekleri artırabilirsiniz. Artı Sembolüne yada 'C' tuşuna basabilirsiniz:
Resimde bir karakter puanına sahip oldugunuzu görebilirsiniz. Onu küçük artı işaretine basarak dört özellikten birine atayabilirsiniz. Bunu yaparak; daha sert (=daha fazla yaşam puanı), daha güçlü(=daha fazla hasar) yada daha hızlı(=daha iyi savuşturma) kazanabilirsiniz.
Genellikle öldürülen düşmanlar size birşeyler düşürür. Bu para (oyunda Yang) veya eşyalar olabilir. Onları almak için üzerlerine tıklamanız yeterli.
Envanterinizde ('I') o ana kadar neler buldugunuzu görebilirsiniz ve bunları sizin karakterinize uydugu sürece kullanabilirsiniz.
Dört kürede 'tecrübe' ile dolana kadar savaşmaya devam edin. Bu sayede seviyeniz yükselir ve yeni görevler alırsınız:
Tekrar ('M') tuşuna basarak nereye gideceginizi görmek için haritayı açabilirsiniz. Aynı zamanda tüm açk görevlerinizi görmek için ('N') tuşuna basabilirsiniz:
Bu kısa kılavuzun sonuna geldik. Şimdi macealara tek başınıza atılabilir durumda olmalısınız. Daha keşfedilecek çok şey var- şuan için sadece yüzeysel şeyleri gördük.
Oyunla ilgili daha fazla faydalı bilgiyi ve geniş kılavuzları oyunun resmi forumunda bulabilirsiniz ve sorularınızı sorup diger oyuncularla etkileşime girebilirsiniz
İndir
Metin2 artık yayında!
Yükleme programını buradan indirebilirsiniz:
Metin2 Yükleme - Sunucu 1 (412 MB)
Veya onu BitTorrent ile aşağıdaki linkten yükleyin:
Metin-2 - Torrent
Buradan Kaydolun!
Yükleme
Yükleme programını masaüstünüze kaydedin (Metin2.exe). Sonra programı çalıştırın ( Yükleme penceresindeki Çalıştır butonuna basarak yada çift klik yaparak.)
Son olarak programda gösterilen talimatları takip edin!
Eski zamanlarda tüm kıta tek bir İmparatorluk olarak birleşmişti. Halk İmparatorluk otoritesi altında barış içerisinde ve yardımlaşarak yaşıyordu.
Ancak bir gün tehdit tehlike gökyüzünden devasaMetin Taşları formunda yer yüzüne yağdı.
Taşların etkisi kıtanın sadece coğrafyasını ve iklimini etkilemekle kalmadı, aynı zamanda hayvanları da etkisi altına aldı. Hayvanlarmutasyon geçirerek güçlü ölümcül, zalim ve çirkin canavarlara dönüştüler. Birçok ölümcül bir hastalığa yakalanarak öldüler ve tüm cezalandırılmış kıtaya yayılan ürpertici zombileredönüştüler.
Oluşan kaos eski imparatorluğun dağılmasına yolaçtı ve kıtanın uç kesimlerinde o günden bugüne düşman 3 küçük imparatorluk kuruldu. Metin Taşlarının düştüğü kıtanın ortasında ise en korkutucu yaratıklar yaşar oldu ancak hala daha küçük Metin Taşları gökyüzünden düşmeye devam ediyor.
Ürkütücü bir gerçek var ki oda Metin Taşlarının her geçen gün gücünün artıyor olması. Bu yeni güç Ejder Tanrısının kişisel olarak kıtada orataya çıkmasını ve Metin Taşlarının kıtasında günden güne büyüyen hakimiyetini ortadan kaldırmak için çalışmaya başlamasını sağladı.
Ejder Tanrısının güçlü bir müttefiği olun ve Metin Taşlarının gücünü alt edin. Kıtanın parçalanmasını durdurun ve önderliğinizde yeniden bir araya gelmesini sağlayın!
Özellikler
Uzakdoğu dövüş sanatlarının Fantastik-İmparatorluğunda doğuya has Karakterler ve Mimari
Uzak doğunun gerçekçi köylerinden geçerek Asyalı savaşçıların atmosferinin aklınızı başınızdan almasına izin verin. Yakın zamanda sadece kılıç ve yayınla savaşmayacaksın, aynı zamanda Çanların ve Yelpazelerin gücünü kullanmayıda öğreneceksin.
Akıllı yaratıklar sana gruplar halinde saldıracaklar
Tek seferde birden çok canavara ağır zararlar verebilirsiniz. Ancak dikkatli olun: Bir canavar yenildiğinde diğerleri peşinizi bırakmaz. Özellikle Metin Taşlarının çevresinde dikkatli olmalısınız!
Güçlü bir lonca yaratın yada üyesi olun ve imparatorluğunuzun tüm kontrolünü ele geçirin.
Bir loncanın üyesi olarak Lonca Savaşlarının sonuçları tüm üyeleri ve loncanın kendisini etkileyecektir. Nadir sığınaklardan birine sahip olmak için savaşmalısın. Loncanın gücü arttıkça sığınağındaki Oyuncu Olmayan Karakterleri kullanma ve onları daha faydalı olmaları için eğitme şansın artacak.
Kıtanın ortasında diğer imparatorluklar ile savaşın.
Birlikte yaptığınız savaşlarda kıtanın kontrolü için diğer imparatorluklardan gelen oyunculara karşı savaşacaksınız. Kazanan imparatorluk para ve toprak elde edecek. Daha yüksek bir askeri rütbenin yanısıra Ün ve Onur kazanacaksınız ve diğer lonca üyelerine gelecekteki savaşlarda liderlik edeceksiniz.
Deneyimli savaşçılar savaşa atlarıyla katılır!
Başarıyla tamamladığınız görevlerin ardından bir at kazanacaksınız. Ata binerken kıta üzerinde daha hızlı hareket edecek ve savaşlarda avantaj elde edeceksiniz.
Balık tutmanız için birçok nehir, göl ve deniz kenarı var
Balık tutma beceriniz arttıkça daha değerli şeyler avlayacaksınız. Avladığınız şeylerden kendinizi tedavi etmek yada daha güçlü büyülere sahip olmak için iksirler yapabilirsiniz. Aldığınız sonuçlar seviyenize, kullandığınız av aracına ve yeme göre değişebilir.
Hüner artırmak ve diğer görevler sizi eğlendirecek.
Hünerleriniz arttıkça eşyalarınızı güçlendirmenin bir çok yoluna sahip olacaksınız
Görevler size oyunun nasıl işlediğini öğretecek ve sizi zorlu dövüş testleriyle sınayacak.
Karakterler
Metin2 dünyasında iki farklı ırksal yetenek arasında seçim yapan dört çeşit Karakter vardır.
Savaşçı | Ninja | Şaman | Sura
Savaşçı
Yakın dövüş silahları ve zırhları sayesinde Savaşçıların birincil gücüdür. Üztün bir fiziksel güç ve dengeli bir zihin için uğraşırlar.
Bu yeteneklere olan kabiliyetleri sayesinde, ağır hasarlar veren 2 el ile kullanılan bıçakları kullanabilirler. Ya da düşmanlarının saldırılarını bir kılıç ve kalkan ile savuşturabilirler.
Ninja
Ninjalar pusu kurarak saldırabilen profesyonel suikatçilerdir. Hızı ve hareketliliği sağlamak için hafif zırhlar giyerler.
Kendilerini bu yeteneklere adadıkları için, Ninjalar kama ve yay kullanan usta dövüşçülerdir.
Şaman
Şamanlar zekidirler ve Büyü ve Sihir kullanırlar. Savaşırken ve arkadaşlarına destek olurlarken, onların büyülü güçleri çok etkilidir.
Bu yetenklerdeki uzmanlıkları sayesinde, bir Şaman saldırılarının gücünü artırabilir yada iyileştirme ve destek büyülerini güçlendirebilir.
Sura
Suralar Kötülük Tohumunu omuzları arasında büyütmek istediklerinde sihirli güçler kullanan Savaşçılardır. Bu nedenle yakın dövüş savaşçılarına karşı ustadırlar uzak mesafeden sihir ile saldırı yapabilirler.
Bu yeteneklere olan gereksinimlerinin sonucu olarak, saldırı sihirlerini güçlendirebilirler yada ek destek büyüleri kazanabilirler.
Karakter Yaratın
Şu anda birden fazla kanalda(CH) çalışan 1 dünya mevcut. Oynana her dünyada, yalnızca bu dünyada kontrol edebileceginiz ve oynayabileceginiz 3 adet karakter yaratabilirsiniz. Ancak, aynı anda sadece bir karakter ile oynayabilirsiniz.
Oynanan dünyaların aksine, aynı dünya içerisindeki kanallar arasında karakteriniz ile geçiş yapabilirsiniz. Böylece degisik oyuncularla etkileşime girebilir, birlikte savaşabilir yada düşman olarak maceralara atılabilirsiniz.
Diger kanallardaki oyuncularla ancak iletişim kurabilirsiniz (chat) ve belirlediginiz kanalda birlikte oynamak için toplantılar düzenleyebilirsiniz.
Dünyalar arası iletişim ve geçiş mümkün degildir.
Oynayacagınız dünyayı (Sunucu) seçtikten sonra 'Seç' tuşuna basın ve kullanıcı ID'niz ile şifrenizi girdikten sonra baglanın.
Birkaç saniye sonra aşağıdaki seçimle kaşılaşacaksınız:
Yeni bir karakter yaratmadan önce ilk olarak başlamak için 3 ülkeden birini seçmelisniz.Bunu yapmak için 'Oluştur' tuşuna basın.
Karşınıza bu görüntü çıkacak:
Bir imparatorluk seçin ve sonra 'Oluştur' tuşuna basın. Şimdi karakter seçme işlemine geldiniz:
Farklı özelliklere sahip olan 4 adet karakterden birini seçebilirsiniz. Bu özellikler genel olarak karakterinizin dövüşürken izledigi hareketleri etkiler.
Kırmızı ile işaretlenmiş alanlardan karakterinizi seçebilirsiniz. Begendiginiz karakter önünüzde iken sol taraftaki kutudan görünüşünün seçebilirsiniz (yeşil ile işaretli). Görünüş 1 yada Görünüş 2 'den birini seçebilirsiniz. şimdi karakterinize bir isim vermelisiniz. Tüm işlemler tamam olunca 'Oluştur' butonuna basarak 'karakterinizi uyandırın'. 'Başla' düğmesine basarak oyuna girebilirsiniz.
İmparatorluklar
Shinsoo İmparatorluğu | Chunjo-İmparatorluğu | Jinno-İmparatorluğu
Shinsoo İmparatorluğu
Shinsoo-İmparatorluğu kıtanın güney kısmında yer alır. En önemli aktiviteleri ticarettir.
Yoon-Yoing tarafından eski imparatorluğun dağılmasından sonra doğuyla yapılan ticari bir anlaşma sonucu kurulmuştur. Shinsoo batı imparatorluklarıyla anlaşmazlıklar yaşamaktadır ve ticaret yolu tehlikelerle dolu olabilir. Metin Taşlarının tehlikesini farkettiklerinde, tüccarlarda silahlandılar.
Amaçları: Kendilerini batıdan gelecek saldırılara karşı korumak, ticaret yolunu tekrar açmak ve eski imparatorluğu kendi iradelerinde yeniden bir araya getirmektir.
Chunjo-İmparatorluğu
Chunjo-İmparatorluğu kıtanın batı kısmında yerleşmiştir. Ruhsal liderleri tarafından kontrol edilen teokratik bir imparatorluktur.
Eski imparatorun kuzeni Yoon-Young tarafından kurulmuştur. Yoon-Young Metin Taşlarının tehlikesini önceden keşfedebilmek için karısının devasa büyülü güçlerinden yardım aldı. Defalarca kez Metin Taşlarına karşı bir çözüm arayışının başlatılmasını önerdi ancak her defasında görmezden gelindi. Sonunda eski imparatorluğa karşı asi bir kardeşliğe liderlik etti. Eski imparatorun tahttan indirilmesinden sonra, Chunjo Doğulu ve Güneyli imparatorluklarla hala savaş halindeydi.
Amaçları: Tüm kıtanın kontrolünü ele geçirmek ve Metin Taşlarının artan gücünü engellemek.
Jinno-İmparatorluğu
Jinno-İmparatorluğu kıtanındoğu kısmında yer alır. Bu İmparatorluk askeri güce dayalı kurulmuştur ve halkı agresif ve savaşçıdır.
Jinno-İmparatorluğunun lideri son imparatorun oğlu Ee-Ryoong ' dur. O eski imparatorluğu askeri gücüyle yeniden birleştirebileceğine inanır.
Metin Taşlarının anlamı ve etkileri ile ilgili korkular resmi olarak görmezden gelinmiştir. Ancak gizli düşüncelerinde Ee-Ryoong Metin Taşlarının ölümcül gücünü kendi planlarını gerçekleştirmek için kullanmanın yollarını aramaktadır.
İlk Adımlar
Oyun yüklendikten sonra karakteriniz oynadıgınız dünyada gözükür:
'H' tuşuna basın, takip eden resimde ana öğeler tanımlanmıştır. Bu resme oyun içerisinde bulundugunuz sürece ulaşabilirsiniz, yapmanız gereken 'H' tuşuna basmak:
Ekrandaki detaylardan sonra, en çok ihtiyaç duyulan klavye yönergeleri burada anlatılmıştır. Bu aynı zamanda karakterinizi nasıl hareket ettireceginizi de gösteriyor: Bir yandan sol fare tuşunu kullanabilir ve gitmek istediginiz yere tıklayabilirsiniz, öte yandan, W, A, S ve D tuşlarını karakterinizi hareket ettirmek için kullanabilirsiniz.
Şimdi 'I' tuşuna basın ve Envanter ve ekipman pencerenize ulaşın:
Şimdi kılıca tıklayın ve onu figürdeki sembolize edilmiş bölgeye sürükleyip bırakın. Bu işlemi eşyaya çift tıklayarakta yapabilirsiniz.
Şimdi etrafa biraz bakın ve hareket edin (Zoom=fare tekerlegi). Sağ fare tuşuna basılı tutarak panaromik görüş elde edebilir ve görüş açınızı fare hareketleri ile degistirebilirsiniz şimdi bir kaç adım yürüyün.
Şimdi diger oyuncuları, canavarları ve bilgisayar kontrollü karakterleride görebiliyorsunuz.
'Alt' tuşuna basın, şu anda düşmanlarınızı üzerlerindeki kırmızı isimler ile görüyorsunuz. Meraklanmayn- bu bölgedeki düşmanlar kendiliginden saldırmazlar.
Ekrandaki kağıda basarak ilk görevinizi alın: 'Metin2'ye Hoşgeldiniz' (kırmızı olarak işaretlenmiş)
Sag üst köşede, mini haritada yanıp sönen bir nokta görebilirsiniz. Bu noktaya dogru yürümelisiniz. Karakteriniz her zaman mini haritanın merkezinde yer alır ve yürüdügünüz yön bir koni şeklinde aydınlatılır. '+' ve '-' işaretlerine basarak haritanın ölçegini degistirebilirsiniz.
Şimdi ilk görevinizi alacagınız köy bekçisine dogru yürümelisiniz:
Görev verici üzerindeki ok sayesinde çok uzaklardan da görülebilir! Basitçe üzerine tıklayarak bekçi ile konuşun.
Yazıları okuyun ve 'Devam' tusuna basın. Şimdi ödülü almak için ne yapmanız gerektigini yada bir sonrki görevlerinizi biliyor olmalısınız.
Bundan hemen sonra daha büyük ne yapmanız gerektigine dair daha fazla detay gorebileceginiz daha büyük bir harita açılır. Bu haritayı 'M' tuşu ile gösterip gizleyebilirsiniz. Bu durumda köy meydanındaki bekçiye gitmelisiniz (köyün ortasında) ve onun için bir görev yapmalısınız:
Meydandaki Şehir Bekçisine dogru yürüyün ve üstüne tıklayın: Onun için iksir satın almalısınız!
Onları nereden alacagınızı göstermesi için Mini-Haritayı kullanın. Ayrıca bir görev listenizde var, bun listeden görevler hakkında detaylı bilgilere erişebilirsiniz. Bilgisayar tarafından kontrol edilen karaktere dogru yürüyün (NPC=Non-Player-Character) ve iksirleri alın.
Üzerinde ok işareti olan karaktere tıklayın ve diyalogu takip edin:
Köy meydanındaki Bekçiye geri dönün ve iksirleri teslim edin.
Macera daha heyecalı hale geliyor-ilk savaşımızdan çok uzak degiliz.
İksirleri teslim ettikten sonra ödül olarak biraz iksir kazandınız ve optimum seviyede ekipmanınız var!
Şimdi köyün kapısına gidin, bazı köpek ve kurtları farkedeceksiniz.
Başlangıç için vahşi köpekleri seçin. Düşmanların 3'lü gruplar halinde dolaşıyor olacak ve bu üçüylede başetmen gerekecek.
Savaşa başlamak için vahşi köpege tıklayın. Leveli 1 (en üstte) olan bir vahşi köpege karşı savaştıgınızı göreceksiniz. Bunlar en kolay rakipler. Sende seviye 1 oldugun için 6. seviyedeki canavarlara saldırmamalısınız... Karakteriniz vahşi köpege dogru yürüyüp ona vurmaya başlayacak. Öldürene kadar sürekli köpeklerin üzerine tıklayın. Yaşam gücünüzü sağalt köşedeki barlarda görebilirsiniz. Eğer hiç kırmızı kalmadıysa öldünüz demektir. 10 saniye içinde tekrar dirilebileceginiz için bu okadar da kötü birşey degil. Br dövüşte olmadıgınız sürece kendinizi yenilersiniz. Her zaman (kavgadayken de) sağlık iksirlerinizden birini içebilmek için '1 tuşuna' basabilir durumda olun, tabiiki envanterinizde biraz oldugunu varsayıyoruz.
Ne kadar çok düşman öldürürseniz o kadar çok tecrübe elde edersiniz. Bu tecrübe ekranın sağındaki yaşam göstergelerinizin yanındaki 4 küre ile ifade edilir. Bu kürelerin dördüde dolarsa 1 seviye yükselirsiniz. Ancak dolan her küre ile bir puan kazanırsınız.
Bu puanlar ile özel yetenekleri artırabilirsiniz. Artı Sembolüne yada 'C' tuşuna basabilirsiniz:
Resimde bir karakter puanına sahip oldugunuzu görebilirsiniz. Onu küçük artı işaretine basarak dört özellikten birine atayabilirsiniz. Bunu yaparak; daha sert (=daha fazla yaşam puanı), daha güçlü(=daha fazla hasar) yada daha hızlı(=daha iyi savuşturma) kazanabilirsiniz.
Genellikle öldürülen düşmanlar size birşeyler düşürür. Bu para (oyunda Yang) veya eşyalar olabilir. Onları almak için üzerlerine tıklamanız yeterli.
Envanterinizde ('I') o ana kadar neler buldugunuzu görebilirsiniz ve bunları sizin karakterinize uydugu sürece kullanabilirsiniz.
Dört kürede 'tecrübe' ile dolana kadar savaşmaya devam edin. Bu sayede seviyeniz yükselir ve yeni görevler alırsınız:
Tekrar ('M') tuşuna basarak nereye gideceginizi görmek için haritayı açabilirsiniz. Aynı zamanda tüm açk görevlerinizi görmek için ('N') tuşuna basabilirsiniz:
Bu kısa kılavuzun sonuna geldik. Şimdi macealara tek başınıza atılabilir durumda olmalısınız. Daha keşfedilecek çok şey var- şuan için sadece yüzeysel şeyleri gördük.
Oyunla ilgili daha fazla faydalı bilgiyi ve geniş kılavuzları oyunun resmi forumunda bulabilirsiniz ve sorularınızı sorup diger oyuncularla etkileşime girebilirsiniz
İndir
Metin2 artık yayında!
Yükleme programını buradan indirebilirsiniz:
Metin2 Yükleme - Sunucu 1 (412 MB)
Veya onu BitTorrent ile aşağıdaki linkten yükleyin:
Metin-2 - Torrent
Buradan Kaydolun!
Yükleme
Yükleme programını masaüstünüze kaydedin (Metin2.exe). Sonra programı çalıştırın ( Yükleme penceresindeki Çalıştır butonuna basarak yada çift klik yaparak.)
Son olarak programda gösterilen talimatları takip edin!
seafight hileleri nereye yapılır
En büyük Korsan olmak için yelkenleri aç çapayı çek! Seafight seni bekliyor!
Seafight senincanlı-fantezi-macera oyunudurMacera dolu savaşlar, heyecan dolu anlar ve bolca ganimet seni bekliyor. Okyanusların büyüsüne kapıl ve en büyük olmak için verilen görevleri yerine getir.
Vücudundaki yaralar senin övünç kaynağın onları büyük bir gururla taşı.
* Düşman gemilerini yok et: Gerçek düşmalara karşı savaş
* Gemini seç: değişik malzemeler ve bir çok özellik hemde 3 boyutlu
* mal varlığını artır: canavar yok et ve ganimet bul
* Gemini uçsuz bucaksız denizlerde
* bilinmedik yerleri keşfetmek için kullan.
* Mükemmel bir hikaye ve son teknoloji Streaming teknolojsi
Seafight - Online korsanlık oyunu:
* binlerce gerçek oyuncuya karşı
* download etmeden ve bilgisayarına kurmadan
* hem macera ve heyecan dolu anlar yaşa
* ve 10.000 Euro kazanma şanmsını yakala!
Senin yurdun denizler! Hadi durma hemen açıl ve ele geçir!Binlerce gerçek oyuncuya karşı macera ve aksiyon dolu bir oyun. Ve en güzeli her ay 10.000 Euro kazanma şansı!
Kaptan Korsan
Kaptan Korsanın olmadan gemi yürümez başka gemiler ele geçirilemez. Korsanlarına en iyi malzemeleri vererek onları güçlendirebilirsin.
Aşçı
Denizde çalışmak korsanları acıktırır bu yüzden kendine bir aşçı al. 2 çeşit aşçı vardır. Altınla alınan yemek yapar ama dağıtnaz diğeri İnciyle alınandır ve yemeği kendisi dağıtır. Yemek genelde her gün saat 18:00 de gerçekleşir.
Marangoz
Savaşlardan darbe alınca Marangoz sayesinde gemini tekrardan tamir ettirebilirsin. Tamir ettirebilmen için en az 1 yaşam puanın kalmış olması gerekir. 3 çeşit Marangoz vardır.
1-10.800 Altına alınan Marangoz 2 dakikada 100 Yaşam Puanı tamir eder.
2-99.000 Altına alınan Marangoz 2 dakikada 500 Yaşam Puanı tamir eder.
3-29.000 İnciye alınan Elit Marangoz 2 dakikada 5000 Yaşam Puanı tamir eder.
Gözcü
Haritanda daha uzağı görmeni sağlar.
10.000 Altınla alınan Gözcü 20 birim ileriyi görürür.
15.000 İnciye alınan Gözcü 40 birim ileriyi görürür.
2. Kaptan
Gemide senin yerine korsanları yönetmeni sağlar.
2000 Altıan alınan 2. Kaptan 5 Mürettebat çalıştırır.
10.000 Altına alınan 2. Kaptan 10 Mürettebat çalıştırır.
25.000 Altına alınan 2. Kaptan 15 Mürettebat çalıştırır.
50.000 Altına alınan 2. Kaptan 25 Mürettebat çalıştırır.
23.000 İnciye alınan 2. Kaptan 50 Mürettebat çalıştırır.
Dümenci
Geminin hızını artırmaya yarar.
50.000 Altınlık Dümenci 1 Deniz mili artırır.
29.000 İncilik Dümenci 5 Deniz mili artırır.
Hekim
Hekim savaşlarda yaralanan Korsanlara ilk müdahaleyi yapmaya yarar.
2.000 Altınlık Hekim 12 yara iyileştirir.
7.500 Altınlık Hekim 14 yara iyileştirir.
15.000 Altınlık Hekim 17 yara iyileştirir.
15.000 İncilik Hekim 25 yara iyileştirir.
Topçu
Gemindeki diğer Korsanlar en fazla 5600 puan zarar verirken 19.000 İnciye alınan Elit Topçu
Seafight senincanlı-fantezi-macera oyunudurMacera dolu savaşlar, heyecan dolu anlar ve bolca ganimet seni bekliyor. Okyanusların büyüsüne kapıl ve en büyük olmak için verilen görevleri yerine getir.
Vücudundaki yaralar senin övünç kaynağın onları büyük bir gururla taşı.
* Düşman gemilerini yok et: Gerçek düşmalara karşı savaş
* Gemini seç: değişik malzemeler ve bir çok özellik hemde 3 boyutlu
* mal varlığını artır: canavar yok et ve ganimet bul
* Gemini uçsuz bucaksız denizlerde
* bilinmedik yerleri keşfetmek için kullan.
* Mükemmel bir hikaye ve son teknoloji Streaming teknolojsi
Seafight - Online korsanlık oyunu:
* binlerce gerçek oyuncuya karşı
* download etmeden ve bilgisayarına kurmadan
* hem macera ve heyecan dolu anlar yaşa
* ve 10.000 Euro kazanma şanmsını yakala!
Senin yurdun denizler! Hadi durma hemen açıl ve ele geçir!Binlerce gerçek oyuncuya karşı macera ve aksiyon dolu bir oyun. Ve en güzeli her ay 10.000 Euro kazanma şansı!
Kaptan Korsan
Kaptan Korsanın olmadan gemi yürümez başka gemiler ele geçirilemez. Korsanlarına en iyi malzemeleri vererek onları güçlendirebilirsin.
Aşçı
Denizde çalışmak korsanları acıktırır bu yüzden kendine bir aşçı al. 2 çeşit aşçı vardır. Altınla alınan yemek yapar ama dağıtnaz diğeri İnciyle alınandır ve yemeği kendisi dağıtır. Yemek genelde her gün saat 18:00 de gerçekleşir.
Marangoz
Savaşlardan darbe alınca Marangoz sayesinde gemini tekrardan tamir ettirebilirsin. Tamir ettirebilmen için en az 1 yaşam puanın kalmış olması gerekir. 3 çeşit Marangoz vardır.
1-10.800 Altına alınan Marangoz 2 dakikada 100 Yaşam Puanı tamir eder.
2-99.000 Altına alınan Marangoz 2 dakikada 500 Yaşam Puanı tamir eder.
3-29.000 İnciye alınan Elit Marangoz 2 dakikada 5000 Yaşam Puanı tamir eder.
Gözcü
Haritanda daha uzağı görmeni sağlar.
10.000 Altınla alınan Gözcü 20 birim ileriyi görürür.
15.000 İnciye alınan Gözcü 40 birim ileriyi görürür.
2. Kaptan
Gemide senin yerine korsanları yönetmeni sağlar.
2000 Altıan alınan 2. Kaptan 5 Mürettebat çalıştırır.
10.000 Altına alınan 2. Kaptan 10 Mürettebat çalıştırır.
25.000 Altına alınan 2. Kaptan 15 Mürettebat çalıştırır.
50.000 Altına alınan 2. Kaptan 25 Mürettebat çalıştırır.
23.000 İnciye alınan 2. Kaptan 50 Mürettebat çalıştırır.
Dümenci
Geminin hızını artırmaya yarar.
50.000 Altınlık Dümenci 1 Deniz mili artırır.
29.000 İncilik Dümenci 5 Deniz mili artırır.
Hekim
Hekim savaşlarda yaralanan Korsanlara ilk müdahaleyi yapmaya yarar.
2.000 Altınlık Hekim 12 yara iyileştirir.
7.500 Altınlık Hekim 14 yara iyileştirir.
15.000 Altınlık Hekim 17 yara iyileştirir.
15.000 İncilik Hekim 25 yara iyileştirir.
Topçu
Gemindeki diğer Korsanlar en fazla 5600 puan zarar verirken 19.000 İnciye alınan Elit Topçu
CS 1.6 Server Listesi
12.68.45.2 - Pro Public
212.68.45.3 - RockLand # cLan pubLic server
212.68.45.4 - ThunDer GamiNg ProPublic Server[sXe]
212.68.45.5 - qC (Quake Center) Clan Server [sXe]
212.68.45.6 - |KsK|CaRsI| PUBLIC CLAN SERVER [sXe]
212.68.45.7 - LuvTreeB PubLic Server [Sxe]
212.68.45.8 - Ww ' and KL's Clan Pro-Fun-Surf Server
212.68.45.9 - No.Tolerance or Professionel Clan
212.68.45.10 - BlackSouls Pro Public Server
212.68.45.11 - ALL STAR Public&Pro Server [sXe]
212.68.45.12 - LeMaNYaXX-Pro Server (sXe Lazim)
212.68.45.13 - DeathinatioN Public Server [SxE]
212.68.45.14 - UniCafe ``DM`` SeRVeR ~ MuGLa
212.68.45.15 - || VoLtA || c[L]aN SeRvEr
212.68.45.16 - Moria Pro Cs Serwer [sXe]
212.68.45.17 - HeLLTurq # ForumDonanimHaber sXe
212.68.45.18 - BloodTeam Public Server
212.68.45.19 - taW.[Technique and Wris][sXe]
212.68.45.20 - PunisheR-TeaM [sXe] Pro Server
212.68.45.21 - DueLisT| Clan PubLic SeRveri Sxe
212.68.45.22 - [B]aracuda| CLaN SeRVeR -212.68.45.22-
212.68.45.23 - [L-sTaR]LuCKy sTaRs Pro-Fun Server[SxE]
212.68.45.24 - Yer6 [bro] Clan Server [Sxe]
212.68.45.25 - F!RLaMa!! Public ServeR [Sxe]
212.68.45.26 - [SxE]BROTHERHOOD | BIZIMLE OLAN HERKESE TESEKURLER..
212.68.45.27 - [sXe]TR Clan Server [sXe]
212.68.45.34 - 3-Ck SoccerJam Server -sXe-
212.68.45.35 - [c4]*/ cLaN SeRveR -[sXe]-
212.68.45.36 - `dB | Clan Server
212.68.45.37 - ###~Coc@Col@ G@mE CLuB [sXe]
212.68.45.38 - Beschwo Gaming Pro Public Clan Server
212.68.45.39 - dArkAnGeLS ` TeaM PrO SeRVeR
212.68.45.40 - RaK! BaL!K Public Server [ SxE - RB-GaminG ]
212.68.45.41 - JusTpRo pRo cLan TeaM [sXe]
212.68.45.42 - TheTime Pro Server [SxE]
212.68.45.43 - Flash Clan Server [SXE]
212.68.45.44 - Tam 1 P1CH SERVER
212.68.45.45 - T.C| PrQ Clan Server [sXe]
212.68.45.46 - The Game Is Start PUBLIC VE ZOMBIE Server [sXe 6.9]
212.68.45.47 - Demon. cLan Server -FULL EGLENCE-
212.68.45.48 - VoyVoda `` Public Server [Sxe]
212.68.45.49 - KaRmaLizma.Com Forum Server [sXe]
212.68.45.50 - Death****eR [ XizoR ]Clan Server [SxE]
212.68.45.51 - Pro Gaming Station [Sxe]
212.68.45.52 - HighDamage I Fun&Surf Server[sXe]
212.68.45.53 - aLFa -sXe- cLan Server-ice-surf
212.68.45.54 - SimiLar Public Server SxE 6.9
212.68.45.55 - [sXe]SmacKDowN Zombie/Soccer[TR] Top15-1.Adminlik
212.68.45.56 - [M]esaBoy's Public ServeR
212.68.45.57 - sHooTDowN Pro/Pub SerVer 7/24
212.68.45.58 - yerligame
212.68.45.59 - [Af[Y]oK] Clan Surf Server 7/24
212.68.45.60 - Master Of Puppets Pro Cs Server
212.68.45.61 - Cs 1.6 Server
212.68.45.62 - EL[i]T '~' cLaN FuN-PrO SerVer [sXe]
212.68.45.63 - SXE Acmayan Giremez
212.68.45.64 - YeK ^ !^^ cLan Server
212.68.45.65 - [Pro]thers ` # clan server
212.68.45.66 - amT.qL & hLt.qL Pro-Fun SerweR
212.68.45.67 - |#-SaNCaK PubLiC SeRveR -#|
212.68.45.68 - vT# Team [sXe] Server
212.68.45.69 - Arhavi Pro Server
212.68.45.70 - oTToMan sLap TuRK SeRVeR [Sx3]
212.68.45.71 - [sXe] Re'b0rN | wiN.StoRm >> Pro Public Server
212.68.45.72 - |WE-K[!]NG| CLaN SeRVeR
212.68.45.73 - Cs 1.6 Server
212.68.45.74 - [TeXSaS] # Puplic Server [sXe]
212.68.45.75 - `Rs CLaN Pr0
212.68.45.76 - ZeytinpeniR Clan ServeR [Sxe]
212.68.45.77 - AKADEMI CL@N SERVER < sXe > 1. ye her hafta adminlik
212.68.45.78 - [F]0LL0w[T]He[L]eAd3R-->Top 15 1.sine adminlik
212.68.45.79 - EsK* CLaN SeRVeR Pro TeAm [26]
212.68.45.80 - Es[t]uPe[n]Do | | Clan Server
212.68.45.81 - [SXE] DeViLisH CS PARK
212.68.45.200 - HaTeD> Clan server [sXe]
212.68.45.201 - - KroCanlar CS 1.6 Server -[sXe]
212.68.45.202 - StarEmo
212.68.45.203 - RusheR-TeaM | Clan Public Sewer [sXe]
212.68.45.204 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.205 - Equality ` || Pro Public Serwer
212.68.45.206 - HliT ArMy Clan Server
212.68.45.207 - Rh + CLan SeRVeRi [SXE]
212.68.45.208 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.209 - ****3r`z Gaming Pro/Fun [sXe]
212.68.45.210 - TURK qEncLiqi pRo Cs oRtaMi
212.68.45.211 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.212 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.213 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.214 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.215 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.216 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.217 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.218 - HaggarD King Server YiYihahaha
212.68.45.219 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.220 - HeLLRanKerS CLaN SeRVeR Sx3
212.68.45.221 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.222 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.223 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.224 - FacialNERVE Mac Server 3
212.68.45.225 - JeRRy. CLaN Pro&Fun Server |sXe|
212.68.45.226 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.227 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.228 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.229 - TeaM 38 >> Clan's SerVer [~SxE~]
212.68.45.230 - Esref Saati Gungame | Clan Server
212.68.45.231 - [-RaP-FabR!3k-]ClaN Server
212.68.45.232 - $FierceArmy Cs
212.68.45.233 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.234 - [SXE]StarCraft Clan Server
212.68.45.3 - RockLand # cLan pubLic server
212.68.45.4 - ThunDer GamiNg ProPublic Server[sXe]
212.68.45.5 - qC (Quake Center) Clan Server [sXe]
212.68.45.6 - |KsK|CaRsI| PUBLIC CLAN SERVER [sXe]
212.68.45.7 - LuvTreeB PubLic Server [Sxe]
212.68.45.8 - Ww ' and KL's Clan Pro-Fun-Surf Server
212.68.45.9 - No.Tolerance or Professionel Clan
212.68.45.10 - BlackSouls Pro Public Server
212.68.45.11 - ALL STAR Public&Pro Server [sXe]
212.68.45.12 - LeMaNYaXX-Pro Server (sXe Lazim)
212.68.45.13 - DeathinatioN Public Server [SxE]
212.68.45.14 - UniCafe ``DM`` SeRVeR ~ MuGLa
212.68.45.15 - || VoLtA || c[L]aN SeRvEr
212.68.45.16 - Moria Pro Cs Serwer [sXe]
212.68.45.17 - HeLLTurq # ForumDonanimHaber sXe
212.68.45.18 - BloodTeam Public Server
212.68.45.19 - taW.[Technique and Wris][sXe]
212.68.45.20 - PunisheR-TeaM [sXe] Pro Server
212.68.45.21 - DueLisT| Clan PubLic SeRveri Sxe
212.68.45.22 - [B]aracuda| CLaN SeRVeR -212.68.45.22-
212.68.45.23 - [L-sTaR]LuCKy sTaRs Pro-Fun Server[SxE]
212.68.45.24 - Yer6 [bro] Clan Server [Sxe]
212.68.45.25 - F!RLaMa!! Public ServeR [Sxe]
212.68.45.26 - [SxE]BROTHERHOOD | BIZIMLE OLAN HERKESE TESEKURLER..
212.68.45.27 - [sXe]TR
212.68.45.34 - 3-Ck SoccerJam Server -sXe-
212.68.45.35 - [c4]*/ cLaN SeRveR -[sXe]-
212.68.45.36 - `dB | Clan Server
212.68.45.37 - ###~Coc@Col@ G@mE CLuB [sXe]
212.68.45.38 - Beschwo Gaming Pro Public Clan Server
212.68.45.39 - dArkAnGeLS ` TeaM PrO SeRVeR
212.68.45.40 - RaK! BaL!K Public Server [ SxE - RB-GaminG ]
212.68.45.41 - JusTpRo pRo cLan TeaM [sXe]
212.68.45.42 - TheTime Pro Server [SxE]
212.68.45.43 - Flash Clan Server [SXE]
212.68.45.44 - Tam 1 P1CH SERVER
212.68.45.45 - T.C| PrQ Clan Server [sXe]
212.68.45.46 - The Game Is Start PUBLIC VE ZOMBIE Server [sXe 6.9]
212.68.45.47 - Demon. cLan Server -FULL EGLENCE-
212.68.45.48 - VoyVoda `` Public Server [Sxe]
212.68.45.49 - KaRmaLizma.Com Forum Server [sXe]
212.68.45.50 - Death****eR [ XizoR ]Clan Server [SxE]
212.68.45.51 - Pro Gaming Station [Sxe]
212.68.45.52 - HighDamage I Fun&Surf Server[sXe]
212.68.45.53 - aLFa -sXe- cLan Server-ice-surf
212.68.45.54 - SimiLar Public Server SxE 6.9
212.68.45.55 - [sXe]SmacKDowN Zombie/Soccer[TR] Top15-1.Adminlik
212.68.45.56 - [M]esaBoy's Public ServeR
212.68.45.57 - sHooTDowN Pro/Pub SerVer 7/24
212.68.45.58 - yerligame
212.68.45.59 - [Af[Y]oK] Clan Surf Server 7/24
212.68.45.60 - Master Of Puppets Pro Cs Server
212.68.45.61 - Cs 1.6 Server
212.68.45.62 - EL[i]T '~' cLaN FuN-PrO SerVer [sXe]
212.68.45.63 - SXE Acmayan Giremez
212.68.45.64 - YeK ^ !^^ cLan Server
212.68.45.65 - [Pro]thers ` # clan server
212.68.45.66 - amT.qL & hLt.qL Pro-Fun SerweR
212.68.45.67 - |#-SaNCaK PubLiC SeRveR -#|
212.68.45.68 - vT# Team [sXe] Server
212.68.45.69 - Arhavi Pro Server
212.68.45.70 - oTToMan sLap TuRK SeRVeR [Sx3]
212.68.45.71 - [sXe] Re'b0rN | wiN.StoRm >> Pro Public Server
212.68.45.72 - |WE-K[!]NG| CLaN SeRVeR
212.68.45.73 - Cs 1.6 Server
212.68.45.74 - [TeXSaS] # Puplic Server [sXe]
212.68.45.75 - `Rs CLaN Pr0
212.68.45.76 - ZeytinpeniR Clan ServeR [Sxe]
212.68.45.77 - AKADEMI CL@N SERVER < sXe > 1. ye her hafta adminlik
212.68.45.78 - [F]0LL0w[T]He[L]eAd3R-->Top 15 1.sine adminlik
212.68.45.79 - EsK* CLaN SeRVeR Pro TeAm [26]
212.68.45.80 - Es[t]uPe[n]Do | | Clan Server
212.68.45.81 - [SXE] DeViLisH CS PARK
212.68.45.200 - HaTeD> Clan server [sXe]
212.68.45.201 - - KroCanlar CS 1.6 Server -[sXe]
212.68.45.202 - StarEmo
212.68.45.203 - RusheR-TeaM | Clan Public Sewer [sXe]
212.68.45.204 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.205 - Equality ` || Pro Public Serwer
212.68.45.206 - HliT ArMy Clan Server
212.68.45.207 - Rh + CLan SeRVeRi [SXE]
212.68.45.208 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.209 - ****3r`z Gaming Pro/Fun [sXe]
212.68.45.210 - TURK qEncLiqi pRo Cs oRtaMi
212.68.45.211 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.212 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.213 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.214 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.215 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.216 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.217 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.218 - HaggarD King Server YiYihahaha
212.68.45.219 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.220 - HeLLRanKerS CLaN SeRVeR Sx3
212.68.45.221 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.222 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.223 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.224 - FacialNERVE Mac Server 3
212.68.45.225 - JeRRy. CLaN Pro&Fun Server |sXe|
212.68.45.226 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.227 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.228 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.229 - TeaM 38 >> Clan's SerVer [~SxE~]
212.68.45.230 - Esref Saati Gungame | Clan Server
212.68.45.231 - [-RaP-FabR!3k-]ClaN Server
212.68.45.232 - $FierceArmy Cs
212.68.45.233 - Cs 1.6 Pro Server
212.68.45.234 - [SXE]StarCraft Clan Server
gta san andreas araba yamaları
Birçok gta san andreas sevenleri oyun içerisinde en çok arabalarla ilgili bölüme dikkat etmektedirler. Bundan dolayı siz gta cılara birbirinden güzel arabaların yamalarını sunacağız. Artık dilediğinizi seçip oyunda kullanma şansınız olacak. Sizi fransız gta oyun sitesine yönlendireceğiz. Orda her marka ve model için o kadar fazla araba yaması var ki artık siz dilediğinizi indirip oyunda kullanabilirsiniz.Oyun indirmek üzere bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz.
Araba yamaları dosyalarını indirdikten sonra açıklamada belirtildiği üzere, bilgisayarınızda Gta San Andreas hangi klasörde ise, o klasöre göndermeniz gerekmektedir.Buna mutlaka dikkat ediniz.

Araba yamaları dosyalarını indirdikten sonra açıklamada belirtildiği üzere, bilgisayarınızda Gta San Andreas hangi klasörde ise, o klasöre göndermeniz gerekmektedir.Buna mutlaka dikkat ediniz.

toprağın oluşumu nasıldır
TOPRAK ÖZELLİKLERİ VE TOPRAK KONDİSYONLAYICI KULLANIMI
Bitki büyümesi ve gelişmesi için uygun olmayan fiziksel özelliklere sahip topraklarda optimum gelişmeyi sağlayabilecek fiziksel karakterleri ( toprak yapısı ve dokusu, toprakta emre amade nem, toprak ısısı, kütle yoğunluğu, gözeneklik oranı ve solunum kabiliyeti ) İyileştirmek, uzun yıllar kullanımdan dolayı yorgun düşmüş organik ve inorganik besin elementlerince fakir toprakları güçlendirmek, bitki büyümesini ve toprak verimliliğini sürdürebilmek için organik toprak kondisyonlayıcılar, başta ABD, Kanada, Avustralya, Almanya, Fransa ve İspanya olmak üzere birçok ülkede modern-ekolojik tarım uygulamalarında yaygın olarak kullanılmaktadır.
A. TOPRAK ÖZELLİKLERİ
B. FİZİKSEL ÖZELLİKLER
a) Toprak Yapısı: Taşlı, çakıllı, iri ve ince taneli, moloz kırıntılı ve masif olarak tanımlanır. Toprağın nem ve su geçirgenliği, ısı transferi, solunum kabiliyeti, gözeneklilik ve kütle yoğunluğu özellikleriyle yakından ilgilidir.
b) Toprak Dokusu: Topraktaki değişik boyutlardaki partiküllerin göreceli oranı yada mineral partikül boyutlarının ölçümüdür. Kum boyutu (2-0,05 mm ) , silt boyutu (50-2 mic.) ve kil boyutu(2-0,01' mic) olarak sınıflandırılır. Toprak doku sınıflaması, dokusal yapıyı tanımlamayı ve fiziksel özellikler üzerindeki etkisini görmeyi sağlar. Toprağın su tutma ve geçirgenliği, emre amade su miktarı, kütle yoğunluğu, ufalanma ve taşınma eğilimi özellikleri toprak dokusuyla yakından ilgilidir.
c) Kütle yoğunluğu ve gözeneklilik: Birim kütle hacminin kuru kütle ağırlığıdır. Gözenek yoğunluğu ile ters orantılıdır. Gevşek ve gözenekli topraklar daha düşük , gözeneksiz ve kompakt topraklar daha yüksek kütle yoğunluğuna sahiptir.
d) Toprak Rengi: Kolaylıkla tanınabilen bir özellik olup kimyasal ve biyolojik özelliklerle de ilişkilidir. Toprağın rengi, toprak yüzeyinin sıcaklığını etkiler. Siyah ve koyu renkli topraklar güneşten daha fazla ısı absorbe eder. Siyah ve kahverengi topraklar aynı zamanda organik maddenin varlığına işarettir. Açık renkli topraklar sıcak değildir. Kırmızı topraklar iyi derecede okside olmuş serbest demir mineralleri içerir.
C. KİMYASAL ÖZELLİKLER
a) Toprak reaksiyon derecesi: Toprağın asitlik ve bazlık derecesini temsil eder. Toprağın pH değeri, ölçümle belirlenir.( PH; toprağın H iyon aktivitesinin negatif logaritmasıdır.)
PH değeri: 0-7 ( Max-Min asitlik derecesi )
PH değeri:7 nötr
PH değeri:7-14 (Min-Max bazlık veya alkali derecesi )
Düşük pH değeri asitlik, yüksek PH değeri ise bazlık şiddetini gösterir. Toprağın reaksiyon derecesine bağlı olarak bitkiler için gerekli besin elementlerinin konsantrasyonu yeterli, eksik ve fazla (toksik ) seviyede olabilir.
Toprak solüsyonunun pH değeri ile topraktaki emre amade besin elementleri arasında bir ilişki vardır. Toprak pH değeri, besin özümsenmesi ve bitki büyümesini iki yolda etkileyebilir.
1. Hidrojen iyonun direk etkisiyle,
2. Topraktaki besin elementleri üzerindeki dolaylı etkisiyle,
Dolaylı etki daha önemlidir. PH değeri 5' den 8' e artınca Fe, Mn ve Zn konsantrasyonu toprakta daha az bulunur. pH değeri 5' in altında ise Al, Fe ve Mn konsantrasyonu yeterli miktarlarda çözünürler. Toprak pH ölçümleri, toprağın yüksek asitliliğini nötrlemek ve yüksek bazlık sorunlarını düzenlemek için gereklidir. Genel olarak bitki büyümesi ve gelişimi için 5,5-8 arası pH değerlerinin uygun olduğu kabul edilir.
b) Elektriksel iletkenlik: Kurak ve yarı kurak iklime sahip bölgelerde toprak tuzluluğu büyük bir problemdir. Tuzluluk, yıllık buharlaşma-terleme yoğunluğunun yıllık yağış yoğunluğunu aşmasıyla oluşur. Tuzluluk veya topraktaki tuz konsantrasyonu, doymuş eriyiğin (özüt ) elektriksel iletkenliğiyle belirlenir.
Elektriksel iletkenlik, elektriksel direncin karşılığıdır. Ölçü birimi; decisiemens Per meter yada millimhos Per centimeter' dir. İyonik konsantrasyon artarken elektriksel iletkenlik de artar. 25 C da 4 dSm ve üzeri iletkenlikteki toprak, tuzlu kabul edilir. Toprak tuzluluğunun bitki gelişimi üzerindeki etkisi, topraktaki emre amade suyu azaltmasıdır. Tuzun varlığı, toprağın su tutma kapasitesini düşürür. Tuzluluk derecesi ile sodyum absorbsiyon oranı, hidrolik iletkenlik ve sızma hızı arasında bir etkileşim vardır.
c) Besin element konsantrasyonu: Bitki büyümesinde 16 mineral elementin gerekli olduğu kabul edilmektedir. Makrobesin elementleri olarak adlandırılan ve bitkiler tarafından görece yüksek konsantrasyonlarda kullanılan 9 mineral elementi; C, H ,O, N, P, K, Ca, Mg ve S' dür. C, H ve O kaynağı esas olarak hava ve su' dur. N, P, K, Ca ,Mg ve S kaynağı ise toprak partikülleridir. Mikrobesin elementleri olarak adlandırılan diğer 7 mineral elementi Fe, Mn, Zn, Cu, B, Mo ve Cl çok düşük konsantrasyonlarda gerekli olup kaynakları toprak partikülleridir. Makrobesinler genellikle bitkilerde bulunan protein ve nükleik asitler gibi organik maddelerin bileşenleridir. Mikrobesinler ise çoğunlukla enzim molekülleri bileşenleridir. Asıl besin elementlerini içeren minerallerin topraktaki konsantrasyonları yetersiz veya yüksek oranlarda olduğu zaman, bitki gelişimi ve verimliliğini ters yönde etkileyebilir. Makro ve mikro besin elementleri konsantrasyonunun yetersiz olduğu topraklarda organik toprak kondisyonlayıcıları kullanılmalıdır. Se, B, Al, Mn, Fe, S, Ba, Ni, Cu, Zn ve Pb konsantrasyonları fazla ise toksik etki (zehirlenme) yaratır.
BİTKİ BESİN MADDELERİ ARASINDAKİ ETKİLEŞİM
Ana besin maddelerinin etkileşimdeki rolü Ana elementler aşırı düzeyde mevcutsa Aşağıdaki iz elementlerin bitki tarafından kullanılabilirliği azalır Kalsiyum Bor, Demir, Mağnezyum Potasyum Mağnezyum Fosfor Çinko Azot Bakır Bakır(Bağcılık yapılan topraklarda) Demir
ÇİNKO
BİTKİ BESLENMESİNDEKİ ROLÜ
Birçok enzim sisteminde düzenleyici rol oynaması nedeniyle, alınması gereklidir.
Nükleik asid sentezi için alınması gereklidir.
Klorofil ve karbonhidrat üretimi için gereklidir.
Auxin isimli bitki hormonu metabolizması için alınması gereklidir.
NOKSANLIK BELİRTİLERİ
Bitkide bodurlaşma
Özellikle mısırda, orta damara paralel açık renkli şeritler
Rozet teşekkülü (meyve ağaçlarında)
Küçük yaprak teşekkülü
Genç yapraklarda kloroz
ÇİNKO NOKSANLIĞINI ARTTIRAN FAKTÖRLER
Organik maddesi düşük ve yüksek topraklar
Yüksek pH’lı topraklar
Fosforca zengin topraklar veya Fosforla aşırı gübrelenen topraklar
Soğuk – rutubetli şartlar
ÇİNKO NOKSANLIĞINA HASSAS BİTKİLER
Hububat, Şekerpancarı, Mısır, Keten, Taze fasülye, Meyveler, Narenciye, Bağ , Patates, Pamuk.
DEMİR
BİTKİ BESLENMESİNDEKİ ROLÜ
Klorofil teşşekkülü için elzemdir
Fotosentez için elzemdir
Protein teşekkülü için elzemdir.
NOKSANLIK BELİRTİLERİ
Genç yapraklarda kloroz (sararma)
DEMİR NOKSANLIĞINI ARTTIRAN FAKTÖRLER
Yüksek pH’lı topraklar
Kalkerli, kireçli topraklar
Toprakta bulunan aşırı oranda Bakır
Drenajı zayıf topraklar
DEMİR NOKSANLIĞINA HASSAS BİTKİLER
Bağ, Meyveler, Domates, Çilek, Pamuk
MOLİBDEN
BİTKİ BESLENMESİNDEKİ ROLÜ
Azot metabolizması için lüzumludur
Klorofil teşekkülü için lüzumludur
Demir ve Fosfor metabolizmasında görev yapar
NOKSANLIK BELİRTİLERİ
Bitki büyümesinde azalma (Azot noksanlığı belirtileri gibi)
Yaprak yüzeyinde azalma (Karnabaharda kamçılaşma)
MOLİBDEN NOKSANLIĞINI ARTTIRAN FAKTÖRLER
Düşük pH’lı topraklar (Asit karakterli topraklar)
Organik maddece zayıf topraklar
MOLİBDEN NOKSANLIĞINA HASSAS BİTKİLER
Baklagiller (Bezelye, Fasulye, Soya, Bakla vs.)
Kolza, Karnabahar, Lahana vs.
BOR
BİTKİ BESLENMESİNDEKİ ROLÜ
Meristem dokusunun büyümesini sağlar.
Karbonhidrat metabolizmasında görev yapar.
Nükleik Asid sentezi için gereklidir.
Polen tozunun dişicik üzerinde filizlenmesinde yardımcı olur.
NOKSANLIK BELİRTİLERİ
Yapraklarda bükülme ve yaprak yapısında değişim.
Büyüme noktalarında ölüm
Çatlama, bozulma ve çürüme
Döllenmede zayıflama ve meyve tutumunda azalma
BOR NOKSANLIĞINI ARTTIRAN FAKTÖRLER
Yüksek pH’lı topraklar
Kumlu topraklar
Aşırı düzeyde Azot veya Kalsiyum’un mevcudiyeti
Soğuk, nemli hava ve kurak geçen dönem
BOR NOKSANLIĞINA BİTKİLER
Ayçiçeği, Şekerpancarı, Kolza, Çilek, Sebzeler, Yonca, Bağ, Meyveler, Pamuk
MANGANEZ
BİTKİ BESLENMESİNDEKİ ROLÜ
Çeşitli enzimlerin çalışmasında katalizör görevi yapar.
Azot indirgenmesinde rol oynar.
Fotosentez için lüzumludur.
Protein sentezinde gereklidir.
NOKSANLIK BELİRTİLERİ
Genç yapraklarda damar aralarında sararma
Hububatta açık renkli şeritler ve kahverengi benekler
Hububatta sarkma
Şekerpancarında yukarıya doğru büyüme isteği ve üç köşeli yapraklar
MANGANEZ NOKSANLIĞINI ARTTIRAN FAKTÖRLER
Aşırı organik veya kumlu topraklar
Yüksek pH
Soğuk-rutubetli dönemler
Kabarık topraklar
MANGANEZ NOKSANLIĞINA HASSAS BİTKİLER
Hububat (özellikle arpa ve Yulaf) Şekerpancarı, Patates, Bağ, Meyve
MAGNEZYUM
BİTKİ BESLENMESİNDEKİ ROLÜ
Klorofil molekülünde yer alır ve fotosentezde aktif görev yapar.
Fosfor ve Azot metabolizmasında görev yapar.
Protein sentezinde görev yapar.
Suyun bitki bünyesine alınmasında görev yapar.
NOKSANLIK BELİRTİLERİ
Damar aralarında kloroz (sararma)
Bitki büyümesinde yavaşlama
(Bu belirtiler önce yaşlı yapraklarda görülür.)
MAĞNEZYUM NOKSANLIĞINI ARTTIRAN FAKTÖRLER
Kumlu veya asitli topraklar
Potasyumca zengin topraklar veya Potasyumla aşırı gübrelenen topraklar
Soğuk, rutubetli dönemler.
MAĞNEZYUM NOKSANLIĞINA HASSAS BİTKİLER
Bağ, Meyveler, Narenciye, Şekerpancarı, Patates, Hububat, Kolza, Domates, soğan, Havuç
BAKIR
BİTKİ BESLENMESİNDEKİ ROLÜ
Birçok enzim faaliyetinde görev yapar
Fotosentezin düzenli olması için elzemdir.
Hücre duvarlarında lignin teşekkülünde görev yara.
Hububatta dane oluşmasında görev yarar.
NOKSANLIK BELİRTİLERİ
Yapraklarda helezonlaşma (özellikle hububatta son yaprakta)
Yaprak uçlarında kloroz (sararma)
Bitkide bodurlaşma
Hububat başaklarında yetersiz dolum.
BAKIR NOKSANLIĞINI ARTTIRAN FAKTÖRLER
Aşırı organik, kireçli veya kumlu topraklar
Tarıma elverişli duruma getirilen, ıslah edilen araziler
Azotlu gübrelerle yapılan aşırı uygulama
BAKIR NOKSANLIĞINA HASSAS BİTKİLER
Hububat, Soğan, Mısır, Baklagiller.
KALSİYUM
BİTKİ BESLENMESİNDEKİ ROLÜ
Hücre bölünmesi ve uzamasında görev yapar. Hücre zarının çalışmasını ve geçirgenliğini sağlar.
NOKSANLIK BELİRTİLERİ
Meyvelerde etki kısımda acı benek denilen lekelerin oluşması (özellikle elmada)
Meyve sertliğinin kaybolması
Mantarlaşmış meyveler
Meyvenin depolanma ömrünün azalması
Domates ve biberde çiçek sonu çürüklüğü
KALSİYUM NOKSANLIĞINI ARTTIRAN FAKTÖRLER
Aşırı Azot uygulanması (aşırı köklenmeye yol açar)
Sıcak – Kuru mevsim
Aşırı Potasyum seviyesi
İri boyutlu meyveler
KALSİYUM NOKSANLIĞINA HASSAS BİTKİLER
Meyve ağaçları (Elma, Armut, Şeftali, Kiraz gibi) Domates, Biber, Hıyar, Marul, Çilek, Kavun
FOSFOR
BİTKİ BESLENMESİNDEKİ ROLÜ
Enerji transfer eder.
Nucleic Asid teşekkülünde görev yapar.
Protein sentezine yardımcı olur.
Hücre zarı bileşimine girer. (Fosfolipid)
NOKSANLIK BELİRTİLERİ
Büyüme azalır.
Yapraklar koyu yeşil teşekkül eder.
Hububatta kardeşlenme azalır.
Yaprak kenarları kırmızı veya yeşil renk alır, daha yaşlı yapraklarda doku ölümü görülür.
Meyve kalitesi ve depolama ömrü azalır.
FOSFOR NOKSANLIĞINI ARTTIRAN FAKTÖRLER
Toprakta organik madde yetersizliği
Asit topraklar
Soğuk ve rutubetli şartlar
FOSFOR NOKSANLIĞINA HASSAS BİTKİLER
Mısır, Kışlık buğday (ilkbaharda), Pamuk, Meyve ağaçları ve üzümsü meyveler.
III. BİYOLOJİK ÖZELLİKLER:
Toprak flora ve faunası, doğal ekosistemin sürdürülebilmesi için makro ve mikro besinler kadar gereklidir. Böcekler, solucanlar,bakteriler, mantarlar vd. mikroorganizmalar toprak içindeki fiziksel ve biyolojik aktiviteleriyle topraktaki organik maddelerin parçalanmalarına, organik besinlerin bitkilerce kolay özümlenebilmelerine , toprağın nem-sıcaklık-havalanma dengesini sağlamaya yardımcı olurlar.
IV. MİNEROLOJİK ÖZELLİKLER:
Toprağı oluşturan mineraller iki grupta sınıflandırılır.
a) Çatısal Mineraller : Toprağın ana bileşenini teşkil eden birincil minerallerdir. Kum silt ve kil tanecikleri, mikrokristalli bileşenler (Volkanik Kül ve Çörtler), ve kaya parçacıklarından oluşurlar.
b) Kil Mineralleri ve şekilsiz ince taneli bileşenler: Toprağın kil fragsiyonunda bulunan şekilsiz-ince taneli minerallerdir. Birçok toprakta kil fragsiyonunun çoğunluğu alüminasilikat killerdir.
Fazla aşınmış topraklarda ise gibbsite ve hydrous ironoxide killer ağırlıktadır.
B.TOPRAK KONDİSYONLAYICI KULLANIMI:
Toprak kondisyonlayıcılar, bitki büyümesi ve gelişimini arttırmak için doğrudan toprak yüzeyine serpilerek yada toprak işlenirken karıştırılarak uygulanır. Bitkilerde kök ve gövde gelişimi , bol ve kaliteli ürün hasadı topraktaki besinlerin kolay ve yeterli miktarda alınmasına bağlıdır. Topraktan yeterli besini kolaylıkla alamayan bitkilerde gelişme ve verim artışı istenilen düzeyde olmaz. Toprağın fiziksel yapısı ve dokusu, makro ve mikro besin element içeriği , tuzluluk ve PH değerleri gibi özellikler belirleyici etkiye sahiptirler. Bu nedenle tarım yapılan toprakların analizleri yapılmalı ve uygun miktarda organik toprak kondisyonlayıcı, mineral ve kimyasal gübreler kullanılmalıdır.
Bitkilerin gelişimi ve optimum biyolojik etkinliği için dört ana faktör gereklidir. Bunlar:
1-Uygun hava ve toprak sıcaklığı,
2-Optimum emre amade toprak suyu ve havası
3-Yeşil bitkilerin fotosentez yapabilmesi için enerji kaynağı olarak ışık,
4-Bitkilerin beslenmesi için ihtiyaç duyduğu besin elementlerinin toprakta alınabilecek
uygunlukta ve oranda bulunması.
Toprak kondisyonlayıcılar, toprak verimliliği ve üretim artışı açısından öncelikle verimlilik yöntemi sağlamak, tuzluluk oranı tamponlamak, toprak PH değerini düzenlemek ( bazik topraklarda şaşırtıcı etki gösterir.) toprağın organik madde ve mineral içeriklerini arttırmak, toprakta mikroorganizma sayısını arttırarak biyolojik aktiviteler düzenlemek amacıyla tarımcılar tarafından kullanımları her geçen gün yaygınlaşmaktadır.
LEONARDİT (ORGANİK HUMAT) TOPRAK KONDİSYONLAYICILAR
1. Toprak yüzeyi üzerindeki hava hareketini sınırlamakla toprağın üst kısmından aşağı seviyelere doğru sıcaklık değerlerini düzenler.
2. Toprak yüzeyi üzerindeki kabuklanmayı ve sızdırmazlığı azaltarak su süzülmesini iyileştirir. Buharlaşıcı su kayıplarını azaltarak toprak nemini korur.
3. Bitki gelişimi için yararlı mikroorganizmaların çoğalması ve aktiviteleri için uygun ortam ve enerji kaynağı sağlar.
4. Bazik topraklarda parçalanmaları sonucu içerdiği organik besin elementleri serbest kalarak bitki köklerince kolaylıkla özümlenirler. Toprakta azot yetersizliğini düzenler ve azottan daha iyi yararlanılmasını sağlar.
5. Bitkinin azottan yararlanabilmesi için topraktaki karbon/azot oranı izlenmelidir. İdeal oran 20:1- 30:1 arasında olmalıdır. Yüksek oranda azot hareketsiz kalır ve bitki köklerince rahat özümlenemez. Düşük olmasında ise organik azot, inorganik azot haline dönüşeceğinden bitki tarafından azot özümlemesi zorlaşacak ve yetersiz kalacaktır.
6. Hümik asit esaslı toprak kondisyonlayıcıların polisakkarit, şeker, protein, aminoasit ve basit organik asitler içermesi bitkilerin sağlıklı, güçlü ve güzel görünümlü olmasını, meyvelerin mineral,enzim ve vitamin içeriklerini arttırmasını sağlar.
7. Hümik asit esaslı toprak kondisyonlayıcılar 4,5-5,5 pH değerine sahip olduklarından alkali (bazik) topraklarda (7,5-14) çözünerek parçalanırlar. Toprak pH değerini düzenler ve bitki gelişimi için ideal ortam sağlar. (Bitki gelişimi için ideal pH değerinin 5,5-6,5 olduğu kabul edilir.)
8. Bitki gelişmesi ve büyümesi öncelikle kök sistemine emre amade besinlerin temini ve kök yüzeyine ulaşan besinlerin aktif olarak absorbe edilmesiyle gerçekleşir.
Bitki besin elementlerinden mikrobesinler, enzim moleküllerinin baskın oranda bileşenleriyken makrobesinler genellikle proteinler ve nükleik asitler gibi bitkilerde bulunan organik bileşenlerin bileşenleridir.
Bitki besin maddeleri fiziksel ve kimyasal davranışlarına göre sınıflandırılırlar.
1. Çözünebilir besinler: Toprak solüsyonunda çözünen iyonlara sahiptir.
2. Takas edilebilir besinler: İnorganik mineral iyonlarıyla organik madde iyonlarının yer değiştirmeleriyle oluşan mineral-organik madde kompleksleri formundaki besinlerdir.
3. Demir-manganez oksid bağlı besinler: Mineral-organik madde kompleksi formunda olmayan besinlerdir.
4. Organik olarak bağlı besinler: Organik madde içerisinde çözünebilir ve çözünemez formda bulunan elementlerdir.
5. Kalıntı besinler: Organik fragsiyonda arta kalan besinlerdir.(izelementler)
Leonardit (Organik Humat ) bünyesindeki düşük molekül ağırlıklı hümik maddeler (fulvat) bitkilerin metabolik işlemlerini etkileyen kimyasal reaksiyonlarla ilişkiliyken yüksek molekül ağırlıklı hümik maddeler ( humat ) toprağın fiziksel karakterlerini değiştirir.
1. Bitkilerin solunumu için gerekli oksijenin bitki dokularınca alınmasına yardım eder. Böylece bitkiler için metabolik enerji sağlar.
2. Fotosentez için gerekli enerjiyi üretir. Klorofil üretimi için güneş ışığının yanı sıra CO₂,H₂O, izelement ve inorganik tuzlardan kompleks organik materyaller - özellikle karbonhidratların biyokimyasal üretimi için fotosentez işlemini hızlandırır.
3. DNA ve RNA aktivitesi için nükleik asitlerin üretimini düzenlemekle bitki hücrelerinin çoğalmasına yardım eder.
4. Enzimlerin gelişmesini ve net enzim sentezini doğrudan etkiler.
5. Bitkinin büyümesini,kök sisteminin gelişmesini, sağlığını ve besin kuvvetini arttıran , bitki için demirin bağlanmasıyla ilgili olan AUXINS maddesiyle hücre bölünmesinde aktif olan CYTOKININS maddesini içerir.
AUXINS; doğal bitki hormonlarıdır. Bitkinin için emre amade şeker yapması ve ışık alımını kontrol etmesiyle meyve, çiçek, yaprak, filiz ve köklerde bitki hücrelerinin büyümesini hızlandırır. Humatların AUXINS içermesi bitki metabolizmasını pozitif etkiler.
6. İçerdiği organik bileşikler:Hücresel büyüme ve DNA-RNA aktivasyonunu düzenleyen spesifik
enzim etkisi gösterir. Humik ve fulvik maddeler enzim gelişimine tesir eder. Net enzim sentezi
üzerinde direk ve pozitif etkisi olduğu kabul edilir.
7. Humatlar içerdiği organik vitaminler ve organik antibiyotikler sayesinde hastalıklara karşı direnci arttırır. Zararlı haşereleri kontrol eder. Bazı bakterilerce ( fungi, Actinomycetes) üretilen antibiyotikleri toprakta özel olarak tespit etmek zordur, fakat varlıkları bilinir. Antibiyotikler, bazı mikropları öldürmesi veya etkisiz kılmasıyla bitkiler için hayati önem arzederler. Toprakta düşük konsantrasyonlarında bile çok etkili oldukları bilinir. Bitki artıklarının bozulması esnasında doğal streptomysin, Terramycin, Bacitracin, ColicinePolimyxin, Clavacin ve Penicillin gibi antibiyotikler meydana gelir.
Topraktaki mikroorganizmalar bitki yaşamını ve gelişimini etkileyen vitaminleri üretir. Organik vitaminler, Auxins ve diğer bitki hormonları organik maddelerin hümifikasyonun önemli ürünleridir.
Toprak bakterileri tarafından üretilen antibiyotikler güvenli ve dengeli bir mikrobiyal popülasyon sağlanmasında önemli bir rol üstlenirler. Toprak verimliliğinde ideal organik madde içeriği 4% -6% olmalıdır. Buna rağmen birçok toprakta organik madde içeriği 1% ve altında değerdedir. İdeal organik madde içeriğine sahip topraklarda mikro organizma popülasyonu, sıcaklık ve nem düzeyi bitki gelişimini direk etkiler.
Leonardit (Organik Humat ) toprak kondisyonlayıcının yararları şunlardır:
1. Toprağı gevşetir ve yumuşatır.
2. Toprağa bağlı besinleri serbestleştirir.
3. Toprağın su tutma kabiliyetini arttırır.
4. Kabuklanmayı ve kezeklenmeyi düşürür.
5. Toprakta humus oluşumuna yardım eder.
6. Tohumun çimlenme hızını arttırır.
Bitki büyümesi ve gelişmesi için uygun olmayan fiziksel özelliklere sahip topraklarda optimum gelişmeyi sağlayabilecek fiziksel karakterleri ( toprak yapısı ve dokusu, toprakta emre amade nem, toprak ısısı, kütle yoğunluğu, gözeneklik oranı ve solunum kabiliyeti ) İyileştirmek, uzun yıllar kullanımdan dolayı yorgun düşmüş organik ve inorganik besin elementlerince fakir toprakları güçlendirmek, bitki büyümesini ve toprak verimliliğini sürdürebilmek için organik toprak kondisyonlayıcılar, başta ABD, Kanada, Avustralya, Almanya, Fransa ve İspanya olmak üzere birçok ülkede modern-ekolojik tarım uygulamalarında yaygın olarak kullanılmaktadır.
A. TOPRAK ÖZELLİKLERİ
B. FİZİKSEL ÖZELLİKLER
a) Toprak Yapısı: Taşlı, çakıllı, iri ve ince taneli, moloz kırıntılı ve masif olarak tanımlanır. Toprağın nem ve su geçirgenliği, ısı transferi, solunum kabiliyeti, gözeneklilik ve kütle yoğunluğu özellikleriyle yakından ilgilidir.
b) Toprak Dokusu: Topraktaki değişik boyutlardaki partiküllerin göreceli oranı yada mineral partikül boyutlarının ölçümüdür. Kum boyutu (2-0,05 mm ) , silt boyutu (50-2 mic.) ve kil boyutu(2-0,01' mic) olarak sınıflandırılır. Toprak doku sınıflaması, dokusal yapıyı tanımlamayı ve fiziksel özellikler üzerindeki etkisini görmeyi sağlar. Toprağın su tutma ve geçirgenliği, emre amade su miktarı, kütle yoğunluğu, ufalanma ve taşınma eğilimi özellikleri toprak dokusuyla yakından ilgilidir.
c) Kütle yoğunluğu ve gözeneklilik: Birim kütle hacminin kuru kütle ağırlığıdır. Gözenek yoğunluğu ile ters orantılıdır. Gevşek ve gözenekli topraklar daha düşük , gözeneksiz ve kompakt topraklar daha yüksek kütle yoğunluğuna sahiptir.
d) Toprak Rengi: Kolaylıkla tanınabilen bir özellik olup kimyasal ve biyolojik özelliklerle de ilişkilidir. Toprağın rengi, toprak yüzeyinin sıcaklığını etkiler. Siyah ve koyu renkli topraklar güneşten daha fazla ısı absorbe eder. Siyah ve kahverengi topraklar aynı zamanda organik maddenin varlığına işarettir. Açık renkli topraklar sıcak değildir. Kırmızı topraklar iyi derecede okside olmuş serbest demir mineralleri içerir.
C. KİMYASAL ÖZELLİKLER
a) Toprak reaksiyon derecesi: Toprağın asitlik ve bazlık derecesini temsil eder. Toprağın pH değeri, ölçümle belirlenir.( PH; toprağın H iyon aktivitesinin negatif logaritmasıdır.)
PH değeri: 0-7 ( Max-Min asitlik derecesi )
PH değeri:7 nötr
PH değeri:7-14 (Min-Max bazlık veya alkali derecesi )
Düşük pH değeri asitlik, yüksek PH değeri ise bazlık şiddetini gösterir. Toprağın reaksiyon derecesine bağlı olarak bitkiler için gerekli besin elementlerinin konsantrasyonu yeterli, eksik ve fazla (toksik ) seviyede olabilir.
Toprak solüsyonunun pH değeri ile topraktaki emre amade besin elementleri arasında bir ilişki vardır. Toprak pH değeri, besin özümsenmesi ve bitki büyümesini iki yolda etkileyebilir.
1. Hidrojen iyonun direk etkisiyle,
2. Topraktaki besin elementleri üzerindeki dolaylı etkisiyle,
Dolaylı etki daha önemlidir. PH değeri 5' den 8' e artınca Fe, Mn ve Zn konsantrasyonu toprakta daha az bulunur. pH değeri 5' in altında ise Al, Fe ve Mn konsantrasyonu yeterli miktarlarda çözünürler. Toprak pH ölçümleri, toprağın yüksek asitliliğini nötrlemek ve yüksek bazlık sorunlarını düzenlemek için gereklidir. Genel olarak bitki büyümesi ve gelişimi için 5,5-8 arası pH değerlerinin uygun olduğu kabul edilir.
b) Elektriksel iletkenlik: Kurak ve yarı kurak iklime sahip bölgelerde toprak tuzluluğu büyük bir problemdir. Tuzluluk, yıllık buharlaşma-terleme yoğunluğunun yıllık yağış yoğunluğunu aşmasıyla oluşur. Tuzluluk veya topraktaki tuz konsantrasyonu, doymuş eriyiğin (özüt ) elektriksel iletkenliğiyle belirlenir.
Elektriksel iletkenlik, elektriksel direncin karşılığıdır. Ölçü birimi; decisiemens Per meter yada millimhos Per centimeter' dir. İyonik konsantrasyon artarken elektriksel iletkenlik de artar. 25 C da 4 dSm ve üzeri iletkenlikteki toprak, tuzlu kabul edilir. Toprak tuzluluğunun bitki gelişimi üzerindeki etkisi, topraktaki emre amade suyu azaltmasıdır. Tuzun varlığı, toprağın su tutma kapasitesini düşürür. Tuzluluk derecesi ile sodyum absorbsiyon oranı, hidrolik iletkenlik ve sızma hızı arasında bir etkileşim vardır.
c) Besin element konsantrasyonu: Bitki büyümesinde 16 mineral elementin gerekli olduğu kabul edilmektedir. Makrobesin elementleri olarak adlandırılan ve bitkiler tarafından görece yüksek konsantrasyonlarda kullanılan 9 mineral elementi; C, H ,O, N, P, K, Ca, Mg ve S' dür. C, H ve O kaynağı esas olarak hava ve su' dur. N, P, K, Ca ,Mg ve S kaynağı ise toprak partikülleridir. Mikrobesin elementleri olarak adlandırılan diğer 7 mineral elementi Fe, Mn, Zn, Cu, B, Mo ve Cl çok düşük konsantrasyonlarda gerekli olup kaynakları toprak partikülleridir. Makrobesinler genellikle bitkilerde bulunan protein ve nükleik asitler gibi organik maddelerin bileşenleridir. Mikrobesinler ise çoğunlukla enzim molekülleri bileşenleridir. Asıl besin elementlerini içeren minerallerin topraktaki konsantrasyonları yetersiz veya yüksek oranlarda olduğu zaman, bitki gelişimi ve verimliliğini ters yönde etkileyebilir. Makro ve mikro besin elementleri konsantrasyonunun yetersiz olduğu topraklarda organik toprak kondisyonlayıcıları kullanılmalıdır. Se, B, Al, Mn, Fe, S, Ba, Ni, Cu, Zn ve Pb konsantrasyonları fazla ise toksik etki (zehirlenme) yaratır.
BİTKİ BESİN MADDELERİ ARASINDAKİ ETKİLEŞİM
Ana besin maddelerinin etkileşimdeki rolü Ana elementler aşırı düzeyde mevcutsa Aşağıdaki iz elementlerin bitki tarafından kullanılabilirliği azalır Kalsiyum Bor, Demir, Mağnezyum Potasyum Mağnezyum Fosfor Çinko Azot Bakır Bakır(Bağcılık yapılan topraklarda) Demir
ÇİNKO
BİTKİ BESLENMESİNDEKİ ROLÜ
Birçok enzim sisteminde düzenleyici rol oynaması nedeniyle, alınması gereklidir.
Nükleik asid sentezi için alınması gereklidir.
Klorofil ve karbonhidrat üretimi için gereklidir.
Auxin isimli bitki hormonu metabolizması için alınması gereklidir.
NOKSANLIK BELİRTİLERİ
Bitkide bodurlaşma
Özellikle mısırda, orta damara paralel açık renkli şeritler
Rozet teşekkülü (meyve ağaçlarında)
Küçük yaprak teşekkülü
Genç yapraklarda kloroz
ÇİNKO NOKSANLIĞINI ARTTIRAN FAKTÖRLER
Organik maddesi düşük ve yüksek topraklar
Yüksek pH’lı topraklar
Fosforca zengin topraklar veya Fosforla aşırı gübrelenen topraklar
Soğuk – rutubetli şartlar
ÇİNKO NOKSANLIĞINA HASSAS BİTKİLER
Hububat, Şekerpancarı, Mısır, Keten, Taze fasülye, Meyveler, Narenciye, Bağ , Patates, Pamuk.
DEMİR
BİTKİ BESLENMESİNDEKİ ROLÜ
Klorofil teşşekkülü için elzemdir
Fotosentez için elzemdir
Protein teşekkülü için elzemdir.
NOKSANLIK BELİRTİLERİ
Genç yapraklarda kloroz (sararma)
DEMİR NOKSANLIĞINI ARTTIRAN FAKTÖRLER
Yüksek pH’lı topraklar
Kalkerli, kireçli topraklar
Toprakta bulunan aşırı oranda Bakır
Drenajı zayıf topraklar
DEMİR NOKSANLIĞINA HASSAS BİTKİLER
Bağ, Meyveler, Domates, Çilek, Pamuk
MOLİBDEN
BİTKİ BESLENMESİNDEKİ ROLÜ
Azot metabolizması için lüzumludur
Klorofil teşekkülü için lüzumludur
Demir ve Fosfor metabolizmasında görev yapar
NOKSANLIK BELİRTİLERİ
Bitki büyümesinde azalma (Azot noksanlığı belirtileri gibi)
Yaprak yüzeyinde azalma (Karnabaharda kamçılaşma)
MOLİBDEN NOKSANLIĞINI ARTTIRAN FAKTÖRLER
Düşük pH’lı topraklar (Asit karakterli topraklar)
Organik maddece zayıf topraklar
MOLİBDEN NOKSANLIĞINA HASSAS BİTKİLER
Baklagiller (Bezelye, Fasulye, Soya, Bakla vs.)
Kolza, Karnabahar, Lahana vs.
BOR
BİTKİ BESLENMESİNDEKİ ROLÜ
Meristem dokusunun büyümesini sağlar.
Karbonhidrat metabolizmasında görev yapar.
Nükleik Asid sentezi için gereklidir.
Polen tozunun dişicik üzerinde filizlenmesinde yardımcı olur.
NOKSANLIK BELİRTİLERİ
Yapraklarda bükülme ve yaprak yapısında değişim.
Büyüme noktalarında ölüm
Çatlama, bozulma ve çürüme
Döllenmede zayıflama ve meyve tutumunda azalma
BOR NOKSANLIĞINI ARTTIRAN FAKTÖRLER
Yüksek pH’lı topraklar
Kumlu topraklar
Aşırı düzeyde Azot veya Kalsiyum’un mevcudiyeti
Soğuk, nemli hava ve kurak geçen dönem
BOR NOKSANLIĞINA BİTKİLER
Ayçiçeği, Şekerpancarı, Kolza, Çilek, Sebzeler, Yonca, Bağ, Meyveler, Pamuk
MANGANEZ
BİTKİ BESLENMESİNDEKİ ROLÜ
Çeşitli enzimlerin çalışmasında katalizör görevi yapar.
Azot indirgenmesinde rol oynar.
Fotosentez için lüzumludur.
Protein sentezinde gereklidir.
NOKSANLIK BELİRTİLERİ
Genç yapraklarda damar aralarında sararma
Hububatta açık renkli şeritler ve kahverengi benekler
Hububatta sarkma
Şekerpancarında yukarıya doğru büyüme isteği ve üç köşeli yapraklar
MANGANEZ NOKSANLIĞINI ARTTIRAN FAKTÖRLER
Aşırı organik veya kumlu topraklar
Yüksek pH
Soğuk-rutubetli dönemler
Kabarık topraklar
MANGANEZ NOKSANLIĞINA HASSAS BİTKİLER
Hububat (özellikle arpa ve Yulaf) Şekerpancarı, Patates, Bağ, Meyve
MAGNEZYUM
BİTKİ BESLENMESİNDEKİ ROLÜ
Klorofil molekülünde yer alır ve fotosentezde aktif görev yapar.
Fosfor ve Azot metabolizmasında görev yapar.
Protein sentezinde görev yapar.
Suyun bitki bünyesine alınmasında görev yapar.
NOKSANLIK BELİRTİLERİ
Damar aralarında kloroz (sararma)
Bitki büyümesinde yavaşlama
(Bu belirtiler önce yaşlı yapraklarda görülür.)
MAĞNEZYUM NOKSANLIĞINI ARTTIRAN FAKTÖRLER
Kumlu veya asitli topraklar
Potasyumca zengin topraklar veya Potasyumla aşırı gübrelenen topraklar
Soğuk, rutubetli dönemler.
MAĞNEZYUM NOKSANLIĞINA HASSAS BİTKİLER
Bağ, Meyveler, Narenciye, Şekerpancarı, Patates, Hububat, Kolza, Domates, soğan, Havuç
BAKIR
BİTKİ BESLENMESİNDEKİ ROLÜ
Birçok enzim faaliyetinde görev yapar
Fotosentezin düzenli olması için elzemdir.
Hücre duvarlarında lignin teşekkülünde görev yara.
Hububatta dane oluşmasında görev yarar.
NOKSANLIK BELİRTİLERİ
Yapraklarda helezonlaşma (özellikle hububatta son yaprakta)
Yaprak uçlarında kloroz (sararma)
Bitkide bodurlaşma
Hububat başaklarında yetersiz dolum.
BAKIR NOKSANLIĞINI ARTTIRAN FAKTÖRLER
Aşırı organik, kireçli veya kumlu topraklar
Tarıma elverişli duruma getirilen, ıslah edilen araziler
Azotlu gübrelerle yapılan aşırı uygulama
BAKIR NOKSANLIĞINA HASSAS BİTKİLER
Hububat, Soğan, Mısır, Baklagiller.
KALSİYUM
BİTKİ BESLENMESİNDEKİ ROLÜ
Hücre bölünmesi ve uzamasında görev yapar. Hücre zarının çalışmasını ve geçirgenliğini sağlar.
NOKSANLIK BELİRTİLERİ
Meyvelerde etki kısımda acı benek denilen lekelerin oluşması (özellikle elmada)
Meyve sertliğinin kaybolması
Mantarlaşmış meyveler
Meyvenin depolanma ömrünün azalması
Domates ve biberde çiçek sonu çürüklüğü
KALSİYUM NOKSANLIĞINI ARTTIRAN FAKTÖRLER
Aşırı Azot uygulanması (aşırı köklenmeye yol açar)
Sıcak – Kuru mevsim
Aşırı Potasyum seviyesi
İri boyutlu meyveler
KALSİYUM NOKSANLIĞINA HASSAS BİTKİLER
Meyve ağaçları (Elma, Armut, Şeftali, Kiraz gibi) Domates, Biber, Hıyar, Marul, Çilek, Kavun
FOSFOR
BİTKİ BESLENMESİNDEKİ ROLÜ
Enerji transfer eder.
Nucleic Asid teşekkülünde görev yapar.
Protein sentezine yardımcı olur.
Hücre zarı bileşimine girer. (Fosfolipid)
NOKSANLIK BELİRTİLERİ
Büyüme azalır.
Yapraklar koyu yeşil teşekkül eder.
Hububatta kardeşlenme azalır.
Yaprak kenarları kırmızı veya yeşil renk alır, daha yaşlı yapraklarda doku ölümü görülür.
Meyve kalitesi ve depolama ömrü azalır.
FOSFOR NOKSANLIĞINI ARTTIRAN FAKTÖRLER
Toprakta organik madde yetersizliği
Asit topraklar
Soğuk ve rutubetli şartlar
FOSFOR NOKSANLIĞINA HASSAS BİTKİLER
Mısır, Kışlık buğday (ilkbaharda), Pamuk, Meyve ağaçları ve üzümsü meyveler.
III. BİYOLOJİK ÖZELLİKLER:
Toprak flora ve faunası, doğal ekosistemin sürdürülebilmesi için makro ve mikro besinler kadar gereklidir. Böcekler, solucanlar,bakteriler, mantarlar vd. mikroorganizmalar toprak içindeki fiziksel ve biyolojik aktiviteleriyle topraktaki organik maddelerin parçalanmalarına, organik besinlerin bitkilerce kolay özümlenebilmelerine , toprağın nem-sıcaklık-havalanma dengesini sağlamaya yardımcı olurlar.
IV. MİNEROLOJİK ÖZELLİKLER:
Toprağı oluşturan mineraller iki grupta sınıflandırılır.
a) Çatısal Mineraller : Toprağın ana bileşenini teşkil eden birincil minerallerdir. Kum silt ve kil tanecikleri, mikrokristalli bileşenler (Volkanik Kül ve Çörtler), ve kaya parçacıklarından oluşurlar.
b) Kil Mineralleri ve şekilsiz ince taneli bileşenler: Toprağın kil fragsiyonunda bulunan şekilsiz-ince taneli minerallerdir. Birçok toprakta kil fragsiyonunun çoğunluğu alüminasilikat killerdir.
Fazla aşınmış topraklarda ise gibbsite ve hydrous ironoxide killer ağırlıktadır.
B.TOPRAK KONDİSYONLAYICI KULLANIMI:
Toprak kondisyonlayıcılar, bitki büyümesi ve gelişimini arttırmak için doğrudan toprak yüzeyine serpilerek yada toprak işlenirken karıştırılarak uygulanır. Bitkilerde kök ve gövde gelişimi , bol ve kaliteli ürün hasadı topraktaki besinlerin kolay ve yeterli miktarda alınmasına bağlıdır. Topraktan yeterli besini kolaylıkla alamayan bitkilerde gelişme ve verim artışı istenilen düzeyde olmaz. Toprağın fiziksel yapısı ve dokusu, makro ve mikro besin element içeriği , tuzluluk ve PH değerleri gibi özellikler belirleyici etkiye sahiptirler. Bu nedenle tarım yapılan toprakların analizleri yapılmalı ve uygun miktarda organik toprak kondisyonlayıcı, mineral ve kimyasal gübreler kullanılmalıdır.
Bitkilerin gelişimi ve optimum biyolojik etkinliği için dört ana faktör gereklidir. Bunlar:
1-Uygun hava ve toprak sıcaklığı,
2-Optimum emre amade toprak suyu ve havası
3-Yeşil bitkilerin fotosentez yapabilmesi için enerji kaynağı olarak ışık,
4-Bitkilerin beslenmesi için ihtiyaç duyduğu besin elementlerinin toprakta alınabilecek
uygunlukta ve oranda bulunması.
Toprak kondisyonlayıcılar, toprak verimliliği ve üretim artışı açısından öncelikle verimlilik yöntemi sağlamak, tuzluluk oranı tamponlamak, toprak PH değerini düzenlemek ( bazik topraklarda şaşırtıcı etki gösterir.) toprağın organik madde ve mineral içeriklerini arttırmak, toprakta mikroorganizma sayısını arttırarak biyolojik aktiviteler düzenlemek amacıyla tarımcılar tarafından kullanımları her geçen gün yaygınlaşmaktadır.
LEONARDİT (ORGANİK HUMAT) TOPRAK KONDİSYONLAYICILAR
1. Toprak yüzeyi üzerindeki hava hareketini sınırlamakla toprağın üst kısmından aşağı seviyelere doğru sıcaklık değerlerini düzenler.
2. Toprak yüzeyi üzerindeki kabuklanmayı ve sızdırmazlığı azaltarak su süzülmesini iyileştirir. Buharlaşıcı su kayıplarını azaltarak toprak nemini korur.
3. Bitki gelişimi için yararlı mikroorganizmaların çoğalması ve aktiviteleri için uygun ortam ve enerji kaynağı sağlar.
4. Bazik topraklarda parçalanmaları sonucu içerdiği organik besin elementleri serbest kalarak bitki köklerince kolaylıkla özümlenirler. Toprakta azot yetersizliğini düzenler ve azottan daha iyi yararlanılmasını sağlar.
5. Bitkinin azottan yararlanabilmesi için topraktaki karbon/azot oranı izlenmelidir. İdeal oran 20:1- 30:1 arasında olmalıdır. Yüksek oranda azot hareketsiz kalır ve bitki köklerince rahat özümlenemez. Düşük olmasında ise organik azot, inorganik azot haline dönüşeceğinden bitki tarafından azot özümlemesi zorlaşacak ve yetersiz kalacaktır.
6. Hümik asit esaslı toprak kondisyonlayıcıların polisakkarit, şeker, protein, aminoasit ve basit organik asitler içermesi bitkilerin sağlıklı, güçlü ve güzel görünümlü olmasını, meyvelerin mineral,enzim ve vitamin içeriklerini arttırmasını sağlar.
7. Hümik asit esaslı toprak kondisyonlayıcılar 4,5-5,5 pH değerine sahip olduklarından alkali (bazik) topraklarda (7,5-14) çözünerek parçalanırlar. Toprak pH değerini düzenler ve bitki gelişimi için ideal ortam sağlar. (Bitki gelişimi için ideal pH değerinin 5,5-6,5 olduğu kabul edilir.)
8. Bitki gelişmesi ve büyümesi öncelikle kök sistemine emre amade besinlerin temini ve kök yüzeyine ulaşan besinlerin aktif olarak absorbe edilmesiyle gerçekleşir.
Bitki besin elementlerinden mikrobesinler, enzim moleküllerinin baskın oranda bileşenleriyken makrobesinler genellikle proteinler ve nükleik asitler gibi bitkilerde bulunan organik bileşenlerin bileşenleridir.
Bitki besin maddeleri fiziksel ve kimyasal davranışlarına göre sınıflandırılırlar.
1. Çözünebilir besinler: Toprak solüsyonunda çözünen iyonlara sahiptir.
2. Takas edilebilir besinler: İnorganik mineral iyonlarıyla organik madde iyonlarının yer değiştirmeleriyle oluşan mineral-organik madde kompleksleri formundaki besinlerdir.
3. Demir-manganez oksid bağlı besinler: Mineral-organik madde kompleksi formunda olmayan besinlerdir.
4. Organik olarak bağlı besinler: Organik madde içerisinde çözünebilir ve çözünemez formda bulunan elementlerdir.
5. Kalıntı besinler: Organik fragsiyonda arta kalan besinlerdir.(izelementler)
Leonardit (Organik Humat ) bünyesindeki düşük molekül ağırlıklı hümik maddeler (fulvat) bitkilerin metabolik işlemlerini etkileyen kimyasal reaksiyonlarla ilişkiliyken yüksek molekül ağırlıklı hümik maddeler ( humat ) toprağın fiziksel karakterlerini değiştirir.
1. Bitkilerin solunumu için gerekli oksijenin bitki dokularınca alınmasına yardım eder. Böylece bitkiler için metabolik enerji sağlar.
2. Fotosentez için gerekli enerjiyi üretir. Klorofil üretimi için güneş ışığının yanı sıra CO₂,H₂O, izelement ve inorganik tuzlardan kompleks organik materyaller - özellikle karbonhidratların biyokimyasal üretimi için fotosentez işlemini hızlandırır.
3. DNA ve RNA aktivitesi için nükleik asitlerin üretimini düzenlemekle bitki hücrelerinin çoğalmasına yardım eder.
4. Enzimlerin gelişmesini ve net enzim sentezini doğrudan etkiler.
5. Bitkinin büyümesini,kök sisteminin gelişmesini, sağlığını ve besin kuvvetini arttıran , bitki için demirin bağlanmasıyla ilgili olan AUXINS maddesiyle hücre bölünmesinde aktif olan CYTOKININS maddesini içerir.
AUXINS; doğal bitki hormonlarıdır. Bitkinin için emre amade şeker yapması ve ışık alımını kontrol etmesiyle meyve, çiçek, yaprak, filiz ve köklerde bitki hücrelerinin büyümesini hızlandırır. Humatların AUXINS içermesi bitki metabolizmasını pozitif etkiler.
6. İçerdiği organik bileşikler:Hücresel büyüme ve DNA-RNA aktivasyonunu düzenleyen spesifik
enzim etkisi gösterir. Humik ve fulvik maddeler enzim gelişimine tesir eder. Net enzim sentezi
üzerinde direk ve pozitif etkisi olduğu kabul edilir.
7. Humatlar içerdiği organik vitaminler ve organik antibiyotikler sayesinde hastalıklara karşı direnci arttırır. Zararlı haşereleri kontrol eder. Bazı bakterilerce ( fungi, Actinomycetes) üretilen antibiyotikleri toprakta özel olarak tespit etmek zordur, fakat varlıkları bilinir. Antibiyotikler, bazı mikropları öldürmesi veya etkisiz kılmasıyla bitkiler için hayati önem arzederler. Toprakta düşük konsantrasyonlarında bile çok etkili oldukları bilinir. Bitki artıklarının bozulması esnasında doğal streptomysin, Terramycin, Bacitracin, ColicinePolimyxin, Clavacin ve Penicillin gibi antibiyotikler meydana gelir.
Topraktaki mikroorganizmalar bitki yaşamını ve gelişimini etkileyen vitaminleri üretir. Organik vitaminler, Auxins ve diğer bitki hormonları organik maddelerin hümifikasyonun önemli ürünleridir.
Toprak bakterileri tarafından üretilen antibiyotikler güvenli ve dengeli bir mikrobiyal popülasyon sağlanmasında önemli bir rol üstlenirler. Toprak verimliliğinde ideal organik madde içeriği 4% -6% olmalıdır. Buna rağmen birçok toprakta organik madde içeriği 1% ve altında değerdedir. İdeal organik madde içeriğine sahip topraklarda mikro organizma popülasyonu, sıcaklık ve nem düzeyi bitki gelişimini direk etkiler.
Leonardit (Organik Humat ) toprak kondisyonlayıcının yararları şunlardır:
1. Toprağı gevşetir ve yumuşatır.
2. Toprağa bağlı besinleri serbestleştirir.
3. Toprağın su tutma kabiliyetini arttırır.
4. Kabuklanmayı ve kezeklenmeyi düşürür.
5. Toprakta humus oluşumuna yardım eder.
6. Tohumun çimlenme hızını arttırır.
manyetik alan nedir
Uzaya gönderilen astronotlarda görülen ve haftalarca sürebilen yorgunluk, adale ağrısı, baş ağrısı ve dönmesi nedeni ilk yıllarda anlaşılamamıştı. Daha sonraki yıllarda sürdürülen kapsamlı araştırmalar sonucu bu belirtilerin dünyanın manyetik alanının eksikliğinden kaynaklandığı belirlenmiştir, (Lindner, 2002).
Biyomanyetoloji ilkelerine göre, tüm maddeler dolayısıyla tüm canlılar, zayıf ya da güçlü birer manyetik özelliğe sahiptirler. Her mekanda dolayısıyla tüm canlıların içindeki ve dışındaki tüm boşluklarda yüksek yada düşük birer manyetik alan mevcuttur. İnsan vücudu aslında her hücrenin kendine özgü elektrik devresi olduğu bir elektromanyetik makinedir ( Paulines, 2002). İnsan vücudundaki manyetik alan, biyoelektrik yüklerinin hareketinden meydana gelir. Biot - SavarTeorisine göre, hareketli elektrik yükleri manyetik alan oluşturur. Biyoelektrik oluşan herhangi bir bölgede mutlaka manyetik alan vardır. Dolayısıyla kalp, adale, sinir ve beyin gibi organlar belli bir manyetik alana sahiptir. İnsanı oluşturan maddelerin birbiriyle haberleşmek için kullandıkları manyetik alanın sinyalleri birbiriyle uyum içindedir. Bu sinyaller dünya manyetik alanı ile de uyum içindedir, (Widgery, 2002).
İnsanın kendi iç manyetik alanı ile dünyanın oluşturduğu manyetik alan arasındaki uyumluluk çeşitli nedenlerden dolayı bozulabilmektedir. Bunun bir nedeni de insanın yaşadığı yerin manyetik alanının büyüklüğüdür. Yer kabuğunun doğal bir manyetizması vardır. Bütün alanlar üç değişken içerir; frekans, spinin yönü, spinin büyüklüğü veya gücüdür. Bu üç değişken insan vücuduna uyduğunda vücut kendi enerjisini destekler, (NBC, 2002).
Bu manyetik etkileşim hücre zarlarında madde alışverişlerini mümkün kılar. Böylece bir fabrika gibi çalışan hücrenin, atık maddeleri ve toksinleri bünyesinden uzaklaştırarak su, besin maddeleri, oksijen ve gerekli mineralleri alarak işlevinin uygun bir seyirde ve canlılık içinde sürdürmesi mümkün olmaktadır. Sara hastaları üzerinde yapılan bir deneyde de dışarıdan, deneklerin manyetik alanının değiştirilmesi durumunda, beyindeki biyoelektrik faaliyetin, dolayısıyla snapsların kirlenmesi sağlanarak hastalık durumundaki etkileri aynen oluşturulmuştur.
Geceleyin dünya manyetik alanı hücresel oksijeni arttırır, uykuyu destekler, biyolojik iyileşmeyi desteklerken iltihaplanmayı azaltır, acıyı dindirir. Ama güneş doğduğunda beraberinde getirdiği pozitif manyetik alanı hücresel
oksijeni azaltır, uyanıklığı destekler, biyolojik iyileşmeye engel olur ve acıyı arttırır. Kafamızın merkezde bulunan hormonları, enzimleri ve bağışıklık fonksiyonları yöneten pineal bezi manyetik kristallerden oluşan bir manyetik organdır. Manyetik enerjiye çok duyarlı olup ona has madde olan melatonin hormonu, geceleyin dünya manyetik alanı etkin olduğu zaman ortaya çıkar. İyi uyku için melaton seviyesinin yüksek olması gerekir. Büyüme hormonu melatonin seviyesi ile ilişkilidir. İnsan yaşlandıkça bu asıl hormonları daha az üretmeye başlar. Büyüme hormonu saç, cilt (deri) ve adaleleri kontrol altında tutar, (Philpott, 2002).
Multiple Sclerosis (MS) hastalığını başlatan sebeplerden biri dünya manyetik alanıdır. Dünya manyetik alanının haritası incelendiğinde alanın yapısı ile MS hasta sayısı arasında kuvvetli ilişki bulunmuştur. Manyetik alanın düşey bileşeni biyolojik maddeleri etkiler. MS hastalığına yakalananların sayısı 60 (°E) boylam civarında en yüksek değere ulaşırken Orta Asya, Hindistan, Çin, Japon, Afrika ülkeleri, Orta Amerika gibi ekvatora yakın yerlerde vaka sayısı yok denecek kadar azdır. Düşey manyetik alanı bileşeni kutuplara yakın yerde hemen hemen yoktur ve MS hastalığına düşey bileşenin zayıf olduğu bölgelerde çok sık rastlanır. Başka bir araştırmada çocukların büyümesinin dünya manyetik alanın güneş aktivitesine göre değişmesine bağlı olduğu tespit edilmiştir, (Tatarin et al., 2002).
İnsan vücudunun manyetik alanla olan dengesini bozan etkenlerden birisi de kimyasal kirleticiler, haberleşme frekansları, elektrik güç taşımalarından gelen sinyallerle çevrenin kirlenmesiyle ortaya çıkar. Toksik madde radyasyon gibi kirleticilerden gelen sinyaller canlının elektromanyetik dengesini bozmaktadır, (Widgery, 2002). Araştırmacıların insan tarafından yapılan elektromanyetik kirlilik veya smog olarak bilinen elektromanyetik alanın birikimli olduğunu ve genel keyifsizlik, boyunda sertlik, göğüs acısı, hafıza kaybı, baş ağrısı, kalp atışında ve kan kimyasında değişime
uğratma, sindirim ve dolaşım sorunları oluşturabilmektedir. Elektro smog adı verilen teknolojinin beraberinde getirdiği elektromanyetik kirlenme, insan sağlığını tehdit eden ciddi unsurlardan birisidir. Yüksek gerilim hatlarından cep telefonu dalgalarına, radyo ve TV dalgalarından ev ve iş yerlerindeki bilgisayar ve elektrikli diğer eşyaların yaydığı
elektromanyetik dalgalara kadar maruz kalınan elektromanyetik kirlilik sosyal yaşam ortamında hemen hemen her yerde sağlıksız bir atmosfer oluşturmaktadır. Elektromanyetik smog beyinden hücrelere gönderilen sinyalleri engelleyerek vücudun bağışıklık sistemine zarar verir, (Paulines, 2002). Son yıllarda büyük çapta araştırmalar yapılmasına neden olan bir etki ise insan yapımlı kuvvetli manyetik alan kaynağından doğan hastalıklardır. Kuvvetli manyetler Hall etkisinden dolayı, anestesia oluşturuyor, (Pawluk, 2002; Komor, 2002).
Tunaya'nın araştırmalarına göre yüksek gerilim hatlarının çocuklarda lösemi ya da beyin kanseri yaptığı bilinen bir
gerçektir. 1988'de ve 1991'de yine ABD'de, 1992 'de Isveç ve Meksika'da ve 1993 'de Danimarka'da yapılan araştırmalarda çocuklarda görülen kanserlerle ve özellikle de lösemiyle iletişim hatlarına yakın yaşama arasında bir
ilişki olduğunu ortaya koymuştur, (Tutev, 2002). Cep telefonu zararları üzerinde birçok araştırma yapılmaktadır. Kandaki zararlı proteinlerin ve toksinlerin beyne girmesini engelleyen savunma mekanizmasını devre dışı bırakmaya, yorgunluk, baş ağrısı, deride yanma hissi ortaya çıkarmaya, yüksek tansiyon oluşmasına, baş ağrıları, baş dönmesi ve dikkatin dağılmasına sebep olduğuna dair bulguları elde edilmiştir (Tutev, 2002). Cep telefonu alzheimer, parkinson ve multiple sclerosis (MS) gibi sinir hastalıklarının oluşma riskini arttırıyor. Kulaklık-mikrofon seti kullananların %80'inde bu tip sorunların olmadığı gözlenmiştir. Bu tip elektromanyetik alanların genelde iki etkisinden bahsedilir. Birisi ısı
etkisidir. Çünkü yaydığı enerji, insan vücudundan geçerken bir miktar emilir, tutulur ve içerde bir ısı birikimi oluşur. Bu ısı istenmeyen sonuçlara sebep olabilir. İkincinin etkisi ise canlı organizma içindeki birbirine bağlanmış olan molekülleri, atomları etkiler ve bozar. Organizma kendini tamir eder, düzeltir. Ama bir an kontrolden çıkabilir. Kontrolden çıktığında ise basit bir iki hücrenin ölümüne veya kanser gibi ölümcül bir hastalığa neden olabileceğinden şüphelenilmektedir, (Kalkan, 2002).
Ortalamadan yüksek manyetik alanı olan bölgede yaşayan çocukların kanser olma olasılığının daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Birkaç araştırmada ortalama değerden yüksek manyetik alanın bulunduğu bölgede uzun
süre kalan hamile kadınlarda zor doğum yaptıkları gözlenmiştir. Yüksek manyetik alanın, anne adaylarının düşük yapma olasılıklarını 3 kat artırdığı vurgulanmıştır, (ARPNSA, 1999). 1994'te ve 1998'te ABD ve Finlandiya'da
yapılan araştırmalarda; elektromanyetik alanların çok sık etkisinde kalan (radyo operatörleri, endüstriyel donanım işçileri, veri işleme aygıtı tamircileri, telefon hattı işçileri, elektrik santralleri ve trafo merkezlerinde çalışan) işçilerde alzheimer hastalığının normal insanlara göre erkeklerde 4-9 kat kadınlarda 3-4 kat daha çok görüldüğü, enerji iletim
hatlarına 40 m.'den daha yakın yaşayan çocukların, normal çocuklara göre 2-3 kat daha fazla kansere yakalandığı, Finlandiya'da yapılan bir başka araştırma erkek çocukların merkezi sinir sisteminde oluşan tümörlerle iletim
hatları arasındaki ilişkinin olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer bir etken ise uzaydan ve güneşten gelen kozmik ışınlardır.
Dubrov (2002) 1228 kişi üzerinde yaptığı deneylerinde kozmik ışınların kalp krizi, işyerindeki ve karayolu kazalara ve ani şizofren dönemlerle ilişki içinde olduğu sonuca varmıştır, (Harris, 2002). EMF sağlık raporunda (1995) mevsimsel stres maksimumlar ile güneş rüzgarının maksimumu arasında ilişki olduğu vurgulanmıştır. İnsan sağlığına zararlı kozmik olayları uzay arası manyetik alanın radyal bileşeni olduğu zaman en fazla etkiler. Bu olay da güneş rüzgarı dünyadan geçtiği zaman olabilir. Nikolaev ve arkadaşları (1976) 85 tane ruh hastası insan üzerine yapılmış deney sonucunda gök cisimleri arasındaki manyetik alanın pozitif olduğu zaman hastaların sayısının arttığı gözlenmiştir, (Parkinson,1983).
Zayıf manyetik alanın insan sağlığına zararlı olup olmadığı hala tartışılıyor. Bu zayıf alanların hemen gözle görülür zararları yoktur. Fakat hayvan hücresi üzerinde yapılan deneylerde zayıf manyetik alanın hormon ve enzim seviyesini değiştirmek, dokulardaki kimyasalların hareketini engelleme gibi biyolojik etkenlere sebep olduğu kararına varılmıştır (NRPNSA, 1999)
Sonuçlar ve öneriler
Kalp krizi yaşlarının 20'li yaşlara düşmesi, bağışıklık sistemlerinin çöküşü, sık hastalıklara maruz kalma, beyin kanamaları sıklıklarında artışlar ve de kanser olgularında görülen tırmanışlarda manyetik alanların
etkisi vardır. Bu tip hastalıkları iyileştirme yöntemi olarak akupunktur ve manyetik terapi son yıllarda gelişmektedir. Manyeto terapi ilk önce astronotlar üzerinde uzayda kullanılmıştır. Daha sonra 200.000 insan üzerinde yapılan klinik
deneyler neticesinde tıp hizmetine sunulmuştur . Yer kabuğunun statik manyetizmasından daha da etkin olan pulsatif manyetik alan, hücre zar hareket periyodikliği ile daha uygun bir etkileşim oluşturmaktadır. Kazuo Shimodaira'a göre enerji eksiklği, genel ağrı, baş ağrısı, yorgunluk manyetik alanı eksikliği sendromun belirtileridir. Bunlar kronik yorgunluk sendromuna benzemektedir, ama dışarıdan manyetik alan verilince hasta düzelmektedir. Neurobiolojistlere göre manyetler depresyonda olan insanlarda ağır işlediği sol beyini uyardığına inanıyorlar, (Chandrasekaran, 2002).
Zihinsel ve fiziksel rahatsızlığı olan hastalar üzerine yapılan kliniksel araştırmalarda %90 başarı gösteriyor. Japonya'da bir üniversite 11.648 kişi üzerine yapılan manyetik tedavinin (%43 erkek) %92 başarı gösterdiği görülmüştür (Blackman ve Friedman, 2002). Bunun nedeni olarak manyetik alan vücuda uygulanınca manyetik dalgalar dokudan geçer ve ikinci akım oluşturur. Bu akımlar manyetik alan ile birleşince hücrelerdeki elektronlara ısı verir. Bu ısı adale ağrısı, kaslardaki şişmelere çok iyi gelir. Kandaki kalsiyum ve kolesterol miktarı azalınca haemoglobin daha hızlı hareket eder. Yüksek
tansiyona sebep olan diğer maddelerde de azalma görünür. Kan temizlenir ve akışı hızlanır. Kalp rahatlar ve acı azalır veya yok olur. Yönetici sinirler normale döner ve onların yönettiği organlar düzgün şekilde çalışır. Kan akımının iyileşmesinden dolayı besleyiciler daha kolay ve verimli şekilde taşınır. Manyetik dalgalar cilt, yağlı dokular ve kemikleri
canlandırır. Sonuçta hastalığa karşı direnci arttırır. Manyetik alan düzensizliği azaltarak enerji aktarır, sağlığa katkıda bulunur. Hücrelerin büyümesini destekler. Manyetler diş ağrısı, omuzlar ve diğer birleşimlerdeki uyuşukluk, ağrıya iyi gelir. Vücudun kendi kendini iyileştirme özelliğini destekler (Shimodaira ,2002).
Hayatımızı etkileyen biyomanyetik alanın ay, güneş, diğer yıldız veya gezegenler gibi dünya dışı etkenler ve içinde
bulunduğumuz yakın çevre ile kullandığımız cihazların etkisinin bilinmesi tedbir alma ve tedavi açısından önem taşımaktadır. Bu çalışma ülkemizde biyomanyetik alan konusunda yeterince çalışmanın mevcut olmaması nedeniyle
hem bilgilendirici hem de bundan sonraki çalışmalara yardımcı olacaktır.
Biyomanyetoloji ilkelerine göre, tüm maddeler dolayısıyla tüm canlılar, zayıf ya da güçlü birer manyetik özelliğe sahiptirler. Her mekanda dolayısıyla tüm canlıların içindeki ve dışındaki tüm boşluklarda yüksek yada düşük birer manyetik alan mevcuttur. İnsan vücudu aslında her hücrenin kendine özgü elektrik devresi olduğu bir elektromanyetik makinedir ( Paulines, 2002). İnsan vücudundaki manyetik alan, biyoelektrik yüklerinin hareketinden meydana gelir. Biot - SavarTeorisine göre, hareketli elektrik yükleri manyetik alan oluşturur. Biyoelektrik oluşan herhangi bir bölgede mutlaka manyetik alan vardır. Dolayısıyla kalp, adale, sinir ve beyin gibi organlar belli bir manyetik alana sahiptir. İnsanı oluşturan maddelerin birbiriyle haberleşmek için kullandıkları manyetik alanın sinyalleri birbiriyle uyum içindedir. Bu sinyaller dünya manyetik alanı ile de uyum içindedir, (Widgery, 2002).
İnsanın kendi iç manyetik alanı ile dünyanın oluşturduğu manyetik alan arasındaki uyumluluk çeşitli nedenlerden dolayı bozulabilmektedir. Bunun bir nedeni de insanın yaşadığı yerin manyetik alanının büyüklüğüdür. Yer kabuğunun doğal bir manyetizması vardır. Bütün alanlar üç değişken içerir; frekans, spinin yönü, spinin büyüklüğü veya gücüdür. Bu üç değişken insan vücuduna uyduğunda vücut kendi enerjisini destekler, (NBC, 2002).
Bu manyetik etkileşim hücre zarlarında madde alışverişlerini mümkün kılar. Böylece bir fabrika gibi çalışan hücrenin, atık maddeleri ve toksinleri bünyesinden uzaklaştırarak su, besin maddeleri, oksijen ve gerekli mineralleri alarak işlevinin uygun bir seyirde ve canlılık içinde sürdürmesi mümkün olmaktadır. Sara hastaları üzerinde yapılan bir deneyde de dışarıdan, deneklerin manyetik alanının değiştirilmesi durumunda, beyindeki biyoelektrik faaliyetin, dolayısıyla snapsların kirlenmesi sağlanarak hastalık durumundaki etkileri aynen oluşturulmuştur.
Geceleyin dünya manyetik alanı hücresel oksijeni arttırır, uykuyu destekler, biyolojik iyileşmeyi desteklerken iltihaplanmayı azaltır, acıyı dindirir. Ama güneş doğduğunda beraberinde getirdiği pozitif manyetik alanı hücresel
oksijeni azaltır, uyanıklığı destekler, biyolojik iyileşmeye engel olur ve acıyı arttırır. Kafamızın merkezde bulunan hormonları, enzimleri ve bağışıklık fonksiyonları yöneten pineal bezi manyetik kristallerden oluşan bir manyetik organdır. Manyetik enerjiye çok duyarlı olup ona has madde olan melatonin hormonu, geceleyin dünya manyetik alanı etkin olduğu zaman ortaya çıkar. İyi uyku için melaton seviyesinin yüksek olması gerekir. Büyüme hormonu melatonin seviyesi ile ilişkilidir. İnsan yaşlandıkça bu asıl hormonları daha az üretmeye başlar. Büyüme hormonu saç, cilt (deri) ve adaleleri kontrol altında tutar, (Philpott, 2002).
Multiple Sclerosis (MS) hastalığını başlatan sebeplerden biri dünya manyetik alanıdır. Dünya manyetik alanının haritası incelendiğinde alanın yapısı ile MS hasta sayısı arasında kuvvetli ilişki bulunmuştur. Manyetik alanın düşey bileşeni biyolojik maddeleri etkiler. MS hastalığına yakalananların sayısı 60 (°E) boylam civarında en yüksek değere ulaşırken Orta Asya, Hindistan, Çin, Japon, Afrika ülkeleri, Orta Amerika gibi ekvatora yakın yerlerde vaka sayısı yok denecek kadar azdır. Düşey manyetik alanı bileşeni kutuplara yakın yerde hemen hemen yoktur ve MS hastalığına düşey bileşenin zayıf olduğu bölgelerde çok sık rastlanır. Başka bir araştırmada çocukların büyümesinin dünya manyetik alanın güneş aktivitesine göre değişmesine bağlı olduğu tespit edilmiştir, (Tatarin et al., 2002).
İnsan vücudunun manyetik alanla olan dengesini bozan etkenlerden birisi de kimyasal kirleticiler, haberleşme frekansları, elektrik güç taşımalarından gelen sinyallerle çevrenin kirlenmesiyle ortaya çıkar. Toksik madde radyasyon gibi kirleticilerden gelen sinyaller canlının elektromanyetik dengesini bozmaktadır, (Widgery, 2002). Araştırmacıların insan tarafından yapılan elektromanyetik kirlilik veya smog olarak bilinen elektromanyetik alanın birikimli olduğunu ve genel keyifsizlik, boyunda sertlik, göğüs acısı, hafıza kaybı, baş ağrısı, kalp atışında ve kan kimyasında değişime
uğratma, sindirim ve dolaşım sorunları oluşturabilmektedir. Elektro smog adı verilen teknolojinin beraberinde getirdiği elektromanyetik kirlenme, insan sağlığını tehdit eden ciddi unsurlardan birisidir. Yüksek gerilim hatlarından cep telefonu dalgalarına, radyo ve TV dalgalarından ev ve iş yerlerindeki bilgisayar ve elektrikli diğer eşyaların yaydığı
elektromanyetik dalgalara kadar maruz kalınan elektromanyetik kirlilik sosyal yaşam ortamında hemen hemen her yerde sağlıksız bir atmosfer oluşturmaktadır. Elektromanyetik smog beyinden hücrelere gönderilen sinyalleri engelleyerek vücudun bağışıklık sistemine zarar verir, (Paulines, 2002). Son yıllarda büyük çapta araştırmalar yapılmasına neden olan bir etki ise insan yapımlı kuvvetli manyetik alan kaynağından doğan hastalıklardır. Kuvvetli manyetler Hall etkisinden dolayı, anestesia oluşturuyor, (Pawluk, 2002; Komor, 2002).
Tunaya'nın araştırmalarına göre yüksek gerilim hatlarının çocuklarda lösemi ya da beyin kanseri yaptığı bilinen bir
gerçektir. 1988'de ve 1991'de yine ABD'de, 1992 'de Isveç ve Meksika'da ve 1993 'de Danimarka'da yapılan araştırmalarda çocuklarda görülen kanserlerle ve özellikle de lösemiyle iletişim hatlarına yakın yaşama arasında bir
ilişki olduğunu ortaya koymuştur, (Tutev, 2002). Cep telefonu zararları üzerinde birçok araştırma yapılmaktadır. Kandaki zararlı proteinlerin ve toksinlerin beyne girmesini engelleyen savunma mekanizmasını devre dışı bırakmaya, yorgunluk, baş ağrısı, deride yanma hissi ortaya çıkarmaya, yüksek tansiyon oluşmasına, baş ağrıları, baş dönmesi ve dikkatin dağılmasına sebep olduğuna dair bulguları elde edilmiştir (Tutev, 2002). Cep telefonu alzheimer, parkinson ve multiple sclerosis (MS) gibi sinir hastalıklarının oluşma riskini arttırıyor. Kulaklık-mikrofon seti kullananların %80'inde bu tip sorunların olmadığı gözlenmiştir. Bu tip elektromanyetik alanların genelde iki etkisinden bahsedilir. Birisi ısı
etkisidir. Çünkü yaydığı enerji, insan vücudundan geçerken bir miktar emilir, tutulur ve içerde bir ısı birikimi oluşur. Bu ısı istenmeyen sonuçlara sebep olabilir. İkincinin etkisi ise canlı organizma içindeki birbirine bağlanmış olan molekülleri, atomları etkiler ve bozar. Organizma kendini tamir eder, düzeltir. Ama bir an kontrolden çıkabilir. Kontrolden çıktığında ise basit bir iki hücrenin ölümüne veya kanser gibi ölümcül bir hastalığa neden olabileceğinden şüphelenilmektedir, (Kalkan, 2002).
Ortalamadan yüksek manyetik alanı olan bölgede yaşayan çocukların kanser olma olasılığının daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Birkaç araştırmada ortalama değerden yüksek manyetik alanın bulunduğu bölgede uzun
süre kalan hamile kadınlarda zor doğum yaptıkları gözlenmiştir. Yüksek manyetik alanın, anne adaylarının düşük yapma olasılıklarını 3 kat artırdığı vurgulanmıştır, (ARPNSA, 1999). 1994'te ve 1998'te ABD ve Finlandiya'da
yapılan araştırmalarda; elektromanyetik alanların çok sık etkisinde kalan (radyo operatörleri, endüstriyel donanım işçileri, veri işleme aygıtı tamircileri, telefon hattı işçileri, elektrik santralleri ve trafo merkezlerinde çalışan) işçilerde alzheimer hastalığının normal insanlara göre erkeklerde 4-9 kat kadınlarda 3-4 kat daha çok görüldüğü, enerji iletim
hatlarına 40 m.'den daha yakın yaşayan çocukların, normal çocuklara göre 2-3 kat daha fazla kansere yakalandığı, Finlandiya'da yapılan bir başka araştırma erkek çocukların merkezi sinir sisteminde oluşan tümörlerle iletim
hatları arasındaki ilişkinin olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer bir etken ise uzaydan ve güneşten gelen kozmik ışınlardır.
Dubrov (2002) 1228 kişi üzerinde yaptığı deneylerinde kozmik ışınların kalp krizi, işyerindeki ve karayolu kazalara ve ani şizofren dönemlerle ilişki içinde olduğu sonuca varmıştır, (Harris, 2002). EMF sağlık raporunda (1995) mevsimsel stres maksimumlar ile güneş rüzgarının maksimumu arasında ilişki olduğu vurgulanmıştır. İnsan sağlığına zararlı kozmik olayları uzay arası manyetik alanın radyal bileşeni olduğu zaman en fazla etkiler. Bu olay da güneş rüzgarı dünyadan geçtiği zaman olabilir. Nikolaev ve arkadaşları (1976) 85 tane ruh hastası insan üzerine yapılmış deney sonucunda gök cisimleri arasındaki manyetik alanın pozitif olduğu zaman hastaların sayısının arttığı gözlenmiştir, (Parkinson,1983).
Zayıf manyetik alanın insan sağlığına zararlı olup olmadığı hala tartışılıyor. Bu zayıf alanların hemen gözle görülür zararları yoktur. Fakat hayvan hücresi üzerinde yapılan deneylerde zayıf manyetik alanın hormon ve enzim seviyesini değiştirmek, dokulardaki kimyasalların hareketini engelleme gibi biyolojik etkenlere sebep olduğu kararına varılmıştır (NRPNSA, 1999)
Sonuçlar ve öneriler
Kalp krizi yaşlarının 20'li yaşlara düşmesi, bağışıklık sistemlerinin çöküşü, sık hastalıklara maruz kalma, beyin kanamaları sıklıklarında artışlar ve de kanser olgularında görülen tırmanışlarda manyetik alanların
etkisi vardır. Bu tip hastalıkları iyileştirme yöntemi olarak akupunktur ve manyetik terapi son yıllarda gelişmektedir. Manyeto terapi ilk önce astronotlar üzerinde uzayda kullanılmıştır. Daha sonra 200.000 insan üzerinde yapılan klinik
deneyler neticesinde tıp hizmetine sunulmuştur . Yer kabuğunun statik manyetizmasından daha da etkin olan pulsatif manyetik alan, hücre zar hareket periyodikliği ile daha uygun bir etkileşim oluşturmaktadır. Kazuo Shimodaira'a göre enerji eksiklği, genel ağrı, baş ağrısı, yorgunluk manyetik alanı eksikliği sendromun belirtileridir. Bunlar kronik yorgunluk sendromuna benzemektedir, ama dışarıdan manyetik alan verilince hasta düzelmektedir. Neurobiolojistlere göre manyetler depresyonda olan insanlarda ağır işlediği sol beyini uyardığına inanıyorlar, (Chandrasekaran, 2002).
Zihinsel ve fiziksel rahatsızlığı olan hastalar üzerine yapılan kliniksel araştırmalarda %90 başarı gösteriyor. Japonya'da bir üniversite 11.648 kişi üzerine yapılan manyetik tedavinin (%43 erkek) %92 başarı gösterdiği görülmüştür (Blackman ve Friedman, 2002). Bunun nedeni olarak manyetik alan vücuda uygulanınca manyetik dalgalar dokudan geçer ve ikinci akım oluşturur. Bu akımlar manyetik alan ile birleşince hücrelerdeki elektronlara ısı verir. Bu ısı adale ağrısı, kaslardaki şişmelere çok iyi gelir. Kandaki kalsiyum ve kolesterol miktarı azalınca haemoglobin daha hızlı hareket eder. Yüksek
tansiyona sebep olan diğer maddelerde de azalma görünür. Kan temizlenir ve akışı hızlanır. Kalp rahatlar ve acı azalır veya yok olur. Yönetici sinirler normale döner ve onların yönettiği organlar düzgün şekilde çalışır. Kan akımının iyileşmesinden dolayı besleyiciler daha kolay ve verimli şekilde taşınır. Manyetik dalgalar cilt, yağlı dokular ve kemikleri
canlandırır. Sonuçta hastalığa karşı direnci arttırır. Manyetik alan düzensizliği azaltarak enerji aktarır, sağlığa katkıda bulunur. Hücrelerin büyümesini destekler. Manyetler diş ağrısı, omuzlar ve diğer birleşimlerdeki uyuşukluk, ağrıya iyi gelir. Vücudun kendi kendini iyileştirme özelliğini destekler (Shimodaira ,2002).
Hayatımızı etkileyen biyomanyetik alanın ay, güneş, diğer yıldız veya gezegenler gibi dünya dışı etkenler ve içinde
bulunduğumuz yakın çevre ile kullandığımız cihazların etkisinin bilinmesi tedbir alma ve tedavi açısından önem taşımaktadır. Bu çalışma ülkemizde biyomanyetik alan konusunda yeterince çalışmanın mevcut olmaması nedeniyle
hem bilgilendirici hem de bundan sonraki çalışmalara yardımcı olacaktır.